"En az 1 kere evlenmek lazım"

Cine 5'te yayınlanan Sex and the City'ye rastladıysanız, dizinin kahramanı Carrie Bradshaw'un, bekârların Manhattan'ındaki maceralarına da yabancı değilsinizdir.

Cine 5'te yayınlanan Sex and the City'ye rastladıysanız, dizinin kahramanı Carrie Bradshaw'un, bekârların Manhattan'ındaki maceralarına da yabancı değilsinizdir. Carrie karakterinin gerçek hayattaki karşılığı Candace Bushnell, New York Observer
gazetesindeki diziyle aynı adı taşıyan köşenin de sahibi. Bushnell yıllardır yazılarında birine bağlanmak isteyen, buna karşın genellikle terk edilen bekâr Manhattan kadınlarının cinsel gelgitlerini anlatır durur. Dizide de konu edildiği gibi Carrie ile ekürisi, Bushnell'in makalelerinde
anlattığı kaçamakları yaşamaya hevesli görünseler de esas istedikleri birer koca bulmak.
Evliliğin 'kadını yalnızlığa ve mutsuzluğa sürükleyen, erkek yararına bir kurum' olduğunu söyleyen 42 yaşındaki Bushnell, 4 Temmuz'da New York eyaletinde bir kumsalda yalınayak evlendi. 33 yaşındaki bale dansçısı
Charles Askegard'ın evlenme teklifini kabul eden müzmin bekâr, bu durumu 'tuhaf bir olay' olarak nitelendiriyor. Bushnell 12 yıl önce nişanını bozup, "Yapamadım, evlenemedim,
resmen boğulacağımı hissettim," demişti.
Anlaşılan şimdi suyun yüzeyine çıkacak
ve 'Evet' diyecek kadar kendisine
güveniyor. "İnsan doğru kişiyle karşılaştığında açık fikirli olmalı," diyen Bushnell daha sekiz haftadır tanıdığı Askegard'ın hayatının adamı olduğu görüşünde.
Carrie'nin arkadaşları ne yapardı bilinmez ama Bushnell'inkiler düğün haberine şaşırmamışlar bile. Ona sorarsanız bunun nedeni kendilerini rahatlamış hissetmeleri. Ne de olsa şehirde bekâr hayatın hem bir kız için hem de dizinin seyircisi için bir noktada sıkıcı olmaya başlaması kaçınılmaz.
Yakışıklı ve eşcinsel değil
"Herkes yeni bir perdeye gereksinim duyar," diyen Bushnell'in hayatındaki yeni perde New York City Balesi yararına yapılan davete katılmasıyla açıldı. Cebinden 3 bin dolar ödeyerek katıldığı davette grubun baş dansçısı Charles Askegard ile tanıştı. O gecenin sonunda ikili Manhattan'ın hip semtlerinden Chelsea'de bir gece kulübüne yol alıp bolca dans ettiler. Anlamlı sohbetlerinin bir yerinde Bushnell, Askegard'a bir bale dansçısı için çok uzun boylu olduğunu söyledi ve eşcinsel olup olmadığını sordu. Aldığı "Hayır" cevabıyla da ilişkileri başladı. İlk önce yakışıklı dansçının ona göre fazla genç olduğunu düşünen Bushnell, onun gözlerinin içine baktığında tüm bu tasalarından arındığını belirtiyor. "İkimiz de özgürlüğüne düşkün insanlar olduğumuz için birbirimizi tamamlıyoruz," diyen Askegard ise Bushnell ile şehirde gezip tozmanın eğlenceli olduğunu
ama esas onunla baş başa kalmaktan hoşlandığını belirtiyor.
Bushnell'in arkadaşı Nadine Johnson'a
sorarsanız her kadın en azından bir kez evlenmeli. "Hepimiz üretip birilerine bakmak için buradayız," diyen Johnson'a göre Bushnell yıllardır sadece kendine bakıyor. Neyse ki en sonunda ona bakacak kollara kavuştu. American Ballet Theater'da bir dönem Askegard ile beraber dans etmiş Clinton
Luckett ise "Chuck kompleksli ya da nörotik değildir. Bir kadına nasıl destek olunacağını
bilir," diyor ve onun gerçek hayatta da sahnede olduğu kadar iyi bir partner olacağını düşünüyor. Jim Horovitz adındaki diğer bir arkadaşı da Askegard'ın dışarıdan bir playboy gibi göründüğünü ama aslında çok sadık bir adam olduğunu söylüyor.



Evlilik sahiden kaçınılmaz mı?
Duvaklı tartışmalar
Son birkaç yılda evlenen kadınların sayısında büyük bir artış var. Yüzüğü takanlarda başı zengin ve ünlü kesim çekiyor. Hizmetçileri ve komşuları artık Madonna'ya 'Mrs. Ritchie' diyorlar. Julia Roberts ikinci kez evlendi. 60'ını aşmış ünlü feminist Gloria Steinem da nihayet dünya evine girdi. Hepsi de 'erkekler için hayırlı ama kadınlar için karanlık ve depresif' diye nam salan bu kurumun üyeleri olup çıktılar.
Chicago Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Linda Waite'e göre 21. yüzyılda genelde ezilen taraf gibi görülen kadınlar için bile evlilik, ideal bir yaşam biçimi. Waite, Amerikan Evlilik Hareketi'nin öncülerinden olduğu gibi, çok satan The Case for Marriage, Why Married People are Happier, Healthier and Better off Financially/Evlilik Durumu, Neden Evli İnsanlar Daha Mutlu, Sağlıklı ve Zengin? adlı kitabın da yazarı. Kitapta 'evlilik karşıtı mitler' çürütülmeye çalışılıyor. Kitaba göre evlilik, insanların davranışlarını ve hedeflerini olumlu etkiliyor. Waite, devamlılık hissi, bir takımın parçası olmak, bütçenin genişlemesi, duygusal destek ve güven duygusu gibi evliliği önemli hale getiren özelliklerin uzun ilişkilerde de bulunabildiğini ancak evliliğin bunları pekiştirdiğini söylüyor. Waite'e göre erkekler kadar olmasa da kadınlar da evlendiklerinde daha zengin ve mutlu oluyorlar, daha nezih semtlerde oturuyorlar, daha uzun yaşıyorlar, daha az sinirleniyorlar ve bekâr ya da boşanmış kadınlara oranla daha aktif bir cinsel hayatları oluyor.
Hazırlık aşaması
Eleştirmenlerin kafasını asıl kurcalayan, çiftlerin evlendikleri için mi daha sağlıklı ve zengin olduğu sorusu. York Üniversitesi'nden Chris Wilson ile Warwick Üniversitesi'nden Andrew J Oswald, evli ve bekâr çiftler üzerinde yaptıkları 60'dan fazla araştırmanın sonucunda, evliliğin insanlara bir çeşit korunma sağladığı görüşünde birleşiyorlar. "Evliliğin sihrini nasıl harekete geçirdiği konusu gizemini koruyor," diyen Oswald; statü, para, evlilik ve sağlık arasındaki ilişkinin çözülemediğini
söylüyor.
İnsanların tıpkı evlenmek için olduğu gibi evlenmeden beraber yaşamak için de türlü sebepleri oluyor. Kimisi bir ilişkiye sürüklenirken, kimisi de boşanmaktan korkuyor. Kimi evliliğe bir ön hazırlık olduğunu düşünürken kimi evliliği kişiliğiyle bağdaştıramıyor. Waite ise evlenmeden beraber yaşamanın çiftleri bencilleştirdiği kanısında.
London School of Economics'de sosyal bilimler profesörü olan Kathleen Kiernan'ın araştırmalarına göre, Britanya ve Amerika'da evlenmeden beraber yaşayan insanlar toplumun eğitimsiz ve ekonomik düzeyi düşük kesiminden çıkıyor. Bu yüzden de Kiernan, Waite'in evli olanlarla evlenmeden beraber yaşayanları kıyaslamasına anlam veremiyor. Ve "Eğer evlilik bu kadar iyi bir şeyse neden çoğumuz için giderek çekiciliğini yitiriyor?" diye sormadan da edemiyor.
Yan yana, can cana
6 bin Amerikalı lise öğrencisini kapsayan anketin sonuçlarına göre birçoğunun hayallerini uzun beraberlikler süslüyor. Buna rağmen erkeklerin sadece yüzde 56'sı ve kızların yüzde 64'ü hayatlarını aynı kişiyle sürdürmenin mümkün olduğunu düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 75'i ise ömür boyu sürecek ideal bir evliliğe inanıyorlar.
Waite'in araştırmalarına göre, kariyer peşinde olan kadınlar evlenmektense beraber yaşamayı tercih ediyorlar. Kariyer heveslisi kadın ev işiyle ilgilenmezken, sevgilisi evde bir kocanın alacağından daha fazla sorumluluk alıyor ve her ikisinin de birbirlerinden bağımsız kendilerine ayıracak vakitleri oluyor.