"En iyi kulüpler gay'lerin"

Daryl Higgins, doktorasını çocuk suistimali üzerine yapmış Avustralyalı bir psikolog.
Haber: ORAY EĞİN / Arşivi

Daryl Higgins, doktorasını çocuk suistimali üzerine yapmış Avustralyalı bir psikolog. Zamanla, buradan yetişkinlerin uğradığı suistimallere yoğunlaşması kolay olmuş. Son olarak da evli eşcinsel çiftler ve onların yasal hakları üzerine çalışmaya başlamış. Ve tabii eşcinsellerin maruz kaldıkları sözlü ve fiziki saldırılarla, görmezden gelinmeleriyle de ilgilenmiş... İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde 'Homofobi' başlıklı bir konferans veren Higgins'i dolu bir salon ve meraklı bir izleyici karşıladı.
90'ların başından beri gay'lerin toplumlar
üzerinde etkisi daha bir hissedilmeye başladı. Calvin Klein reklamları, uniseks kokular, kıyafetler, cinsel kimliğini gizlemeyen sanatçılar vs. sayesinde... Bu homofobinin düşüşe geçmesine sebep olmadı mı?

Bence bir başlangıç oldu. Bunlarla büyüyen yeni kuşak için belki. Onlar zamanla
"Gay'lere karşı bu önyargı neden?" diye düşünecek. Ama birçok insana, özellikle de yaşlılara karşı tamamen bir meydan okuma anlamına geliyor bu süreç; hayat anlayışlarına baştan aşağı ters bir şey.
Jean-Paul Gaultier'nin etekle televizyona çıkması sağduyuya bir tehdit mi mesela?
Evet, bence öyle. Ve bence homofobik insanlar
onu bir kalemde silip "İşte bir ibne daha," derler.
Ama ilk kez gay'lerin yaptığı, giydiği kıyafetler şimdi herkes tarafından kabul görüyor...
Herhalde daha evvelden sadece gay'lere atfedilen şeylerin şimdi ortalama olmasının sebebi zaman. Avustralya'da coğrafi olarak gay insanların bulunduğu bölgeler, son zamanlarda düzcinsel insanlar için de çok popüler olmaya başladı. Çünkü en iyi kulüpler, en iyi restoranlar, en iyi moda mağazaları orada. Buraları eşcinseller açtı ve işletiyor. Hele de tacize uğramadan eğlenmek isteyen kadınlar buraları çok tercih ediyor.
Avustralya'da durum
Sahi, bazı kadınlar niye sadece eşcinsellerle arkadaş oluyor sizce?
Bilmiyorum. Herhalde güvenli olmakla ilgili. Cinsel tacize maruz kalmıyorlar gay kulüplerinde. Birbirlerini iyi anlamaları da etkili olabilir. Çünkü gay olmakla bağlantılı
olarak cinsel kimliğinizden çok daha rahat bahsedebiliyorsunuz.
Avustralya'nın tıpkı San Francisco gibi gay'ler için özel bir konumu yok mu? Bir tür gay ülkesi mi o aşağısı?
Öyle tanımlanabilecek yerleri var. Sydney'de belli sokaklar, kentin belli bölgeleri 'gay bölgesi' ya da 'gay dostu' olarak biliniyor. Melbourne'da da öyle. İki ya da üç yer var açıkça gay bölgesi olan; restoranların, kulüplerin sahipleri hep gay. Orada erkek arkadaşınla yürürken güvende hissediyorsun.
Başından beri mi böyleydi?
Uzun zamandan beri. Yavaş bir gelişme oldu. Melbourne'da önce tek bölgeydi, sonra ikiye çıktı, şimdi de neredeyse bir üçüncü bölüm olacak. Bu üçüncü bölge tam olarak gay'lere özel değil de, daha çok gay dostu bir yer: Gay, düzcinsel, bohem ya da her ne olursan; fark etmiyor. Bir tür Amsterdam'daki Kırmızı Işık bölgesi gibi aslında.
Bizde de Cihangir var... Avustralya'da gay'ler için yasal haklar ne durumda? Evlatlık, evlilik gibi hakları var mı?
Bir tür. Aslında her eyalete göre değişiyor. Her eyalet kendi kanunlarını koyabiliyor. Benim yaşadığım Victoria'da kanunlar yeni değişti. Bundan böyle gay ilişkiler 'de facto' heteroseksüel ilişkiler gibi kabul görecek. Partneriniz, hangi cinsiyete mensup olursa olsun tanınıyor. Ölürse onun mirasına sahip olma gibi haklarınız var, vasiyetten faydalanıyorsunuz vs. Ama evlilik henüz yok.
Bir öğrencim taciz etti
Toplumda gay'ler daha çok kabul görmeye başladı mı?
Evet ama toplumun belli kesimlerinde: Yüksek gelirli, yüksek eğitimli ve daha genç insanlar arasında. Mesela ben eğitim sektöründe çalışıyorum ve üniversitede meslektaşlarımdan hiçbir tepki almadım. Sadece beni sürekli taciz eden bir öğrenci oldu.
Kişiliğinizden mi, yoksa anlattıklarınızdan dolayı mı?
Anladığım kadarıyla benim yüzümdendi. Çünkü genel bir psikoloji dersiydi. Mesela sınıfın arkasında oturmuş, bir gay stereotipini taklit ediyordu, alay etmek için.
Ne yaptınız?
O zaman hiçbir şey yapmadım. Görmezden geldim. Sonra tesadüfen meslektaşlarımla konusu açıldı. Öğrencilerin nasıl davrandığını konuşuyorduk ve ben "Bu arada," diye araya girip bu çocuğu anlattım.
"Yaptıkları çok feci, bununla yaşamamalısın, bu muamaleyi hak etmiyorsun," dediler, "Bölüm
başkanıyla konuş ve bir şey yapsın." Bölüm başkanı "Bunu engellemeye çalışacağız ve öğrenciyle konuşup derdi neymiş anlayacağız,"
dedi. Ve dediğini de yaptı. Çocuk kabul etmedi ilk başta ama derste bir daha aynı şekilde davranmıyordu.
Peki çocuğu "Bak hocana saygı göster yoksa seni okuldan atacağız," diye tehdit etmiş olabilirler mi?
Öyle dediklerini sanmıyorum. Herhalde "Sınıfta böyle davranamazsın, insanları taciz edemezsin," demişlerdir.
Artık incitici davranmamasının sebebi korku olabilir mi?
Korku duymuş olabilir ama asıl nokta birini cinsel kimliğinden dolayı taciz etme meselesi. Bir kadına sırf kadın olduğu için, ya da ırkı yüzünden kötü muamale yapamazsınız.
Herkes dürüst olsun
Gay olmak illa belirtilmesi gereken bir şey mi? Bu kimliğin sürekli vurgulanışı, sadece kadınlığını ya da erkekliğini kullanan insanlara benzemiyor mu?
Bence farklı. Çünkü toplumsal kültürde herkesin heteroseksüel olduğu varsayılıyor. Bu yüzden "Ben bir gay erkek olarak konuşuyorum," demesi hayli cesur bir adım. Kalabalıktan ayrıldıklarını gösteriyor.
Eşcinsellerle ilişkilendirilen birtakım şeylere ne demeli? Bütün gay'ler yaratıcı, akıllı, giyinmesini bilen, iyi yemek pişiren, dekorasyona meraklı mı oluyor sahiden?
Ben çok fazla kötü giyinen eşcinsel erkek gördüm. (Gülüyor) Bir dereceye kadar cinselliğin biyolojik olduğunu biliyoruz. O yüzden yaratıcılık gibi şeylerin de biyolojik bir temeli olabilir. Aynı şekilde öğrenmeyle de gelişir. Ama toplumun dışında kaldıkları için eşcinsellerin özel rolleri var. Bu rolün bir bölümü de toplumu eleştirmek, bir şekilde farklı olmak. Bu da insanların yaratıcılığının yeşermesi için bir ortam sağlıyor. Tarihte de böyle olmuştur. Çok ünlü ve çok yaratıcı insanları düşünürseniz onlar çoğunlukla gay. Ama çok başarılı olan bir sürü heteroseksüel de var.
Eşcinsellik tercih edilen bir şey olamaz mı?
Tıpkı birden etnik kimliğini savunmayı tercih edebileceğiniz gibi... İnsanın bir parçası bu; ya görmezden gelmeyi tercih edebilir, yeni bir kimlik edinebilir ya da kim olduğunu kabullenip bunu yaşayabilir.
Belli bir yaştan, üstelik hayli de ileri bir yaştan sonra gay olanlar köklerine mi dönüyor o halde?
İnsanların aniden verdikleri bir karar değil. Sadece hayatları boyunca içlerinde olan ve kendi kendilerine kabul etmelerinin zaman aldığı bir durum.
Her erkek kendinden şüphe duysun mu?
Öyle demeyelim de, bence herkes kendisine karşı dürüst olsun. (Gülüyor)



"Türkiye'de gay kulüpler çok küçük"
Türkiye'deki gay hayatı inceleme şansınız oldu mu?
Evet, İstanbul'da gay hayatın nasıl olduğuna dair biraz gözlemim oldu. Birkaç yere gittim;
sonuçta bir kulübün içine girince orası Melbourne, Sydney ya da herhangi bir yer de olabiliyor. Sadece Türkiye'dekiler çok küçük. (Gülüyor)
Genelde gay kulüpler küçük olmaz mı zaten?
Hayır, tabii ki! Melbourne'de kocaman... Ama öte yandan, orada her şey öyle!
Gördükleriniz konferansınızın içeriğini değiştirdi mi?
Bir anlamda evet. Mesela Avustralya'da asla iki erkeği elele tutuşurken, kolkola ya da birinin eli diğerinin omzunda göremezsiniz. Türkiye'de böyle dolaşıyorlar. İlk gördüğümde
eşcinseller mi diye merak ettim, birkaç dakika sonra baba - oğulları da görünce anladım ki bu bir yaklaşım şekliymiş. Cinsel bir anlamı yokmuş. En temel kültürel farklardan biri buydu.


"Bülent Ersoy, Avustralya'da TV'ye çıkıp din konuşamazdı"
Kylie Minogue'un olayı nedir?
Bilmem... Eşcinsel erkekler bayılıyor ona. (Gülüyor) Onun gay insanları kabulü ve dinleyici kitlesini büyük bölümünün gay olması insanlar için büyük bir fırsat. Ama sebebini gerçekten bilmiyorum.
Zeki Müren'i duydunuz mu?
Şu 'drag-queen' (kadın giysileri giyen erkek) mi?
Bir zamanlar Türkiye'de her yılbaşı mesajını o verirdi. Bu Türkiye'nin gay'lere karşı hoşgörüsüne bir işaret olabilir mi?
Yanında erkek arkadaşı var mıydı peki?
Hayır, ama tırnakları boyalı ve makyajlıydı.
Bence televizyonda birine gülmek, eşcinsel ilişkiye hoşgörülü olmaktan çok farklı. Halkın gözü önünde birinden hoşlanmak, onun albümlerini almak, dinlemek de onları evinize yemeğe davet edip, masanıza misafir etmekten farklı.
Ve o bir keresinde binlerce kadınla birlikte olduğunu söylemişti.
Büyük ihtimalle öyle söylemek zorunda kalmıştır. Halkın gözü önündeki konumunu korumak için. İnsanlar 'Saçma sapan şeyler yapan heteroseksüel bir adam izliyoruz,' diye düşünüyordur herhalde...
Bir de Bülent Ersoy'umuz var. O bir transseksüel ve bir mümin. Türkçe ezan konusunu tartışmak için bilirkişi olarak TV'ye çağrılıyor. Bir başka ülkede en hassas din meselesini tartışmak için bir transseksüelin TV'ye çıkarıldığını hayal edebiliyor musunuz?
Hayır, bunun Avustralya'da olacağını hayal edemem. Burada herhalde cinsiyetinin aksi giyinmenin bir tarihi ve kamuoyunun bunu zamanla kabullenmiş olmasının etkisi var.
Ama bunu ciddi bir şekilde yapmak, insanları onların görüşlerine de değer vermeye götürebilir. Sanırım Avustralya'da bu roldeki
insanların görüşlerine değer verildiği bir
tarihimiz yok.