"Esas vitrin mağaza"

Dünyanın belli başlı bir sürü şehrinde Girbaud mağazası var. İstanbul'a ise daha geçen ay geldi.
Haber: Melis Çelebi / Arşivi

Dünyanın belli başlı bir sürü şehrinde Girbaud mağazası var. İstanbul'a ise daha geçen ay geldi. Esin Maraşlıoğlu'nun getirdiği markanın ilk mağazası Akmerkez'de açıldı. Girbaud'nun burada pek çok hastası olduğu biliniyor. Tasarım meraklılarının, özellikle de rahatına düşkün olanların, gözden kaçırmaması gereken bir marka bu. Mağazanın dekorasyonu için görsel yönetmen Harriet Fagola, Türkiye'deydi. Aslında Akmerkez'deydi demek daha doğru olur çünkü burada olduğu süre boyunca renovasyonu için sabahın ilk ışıklarıyla girdiği mağazadan gecenin ilerleyen saatlerinde çıktı.
Ülkeyi ve insanları tanımak gerek
20 yıldır Girbaud ailesinin bir üyesi olan Harriet Fagola, aynen bir itfaiyeci gibi çalışıyor. Yangın çıktı mı, ilk çağrılan o. Hayatı bir kentten, bir diğerine seyahat etmekle geçiyor çünkü sürekli bir yerlerde birilerinin ona ihtiyacı oluyor. Birçoğumuz evi ile işi arasındaki mesafeden yakınır, ancak Fagola'nın mesafe kavramı oldukça farklı. Onun evi Paris'te, işi ise Milano'da.
Yola çıktı mı, birkaç hafta geçmeden dönmüyor. En çok özlemini duyduğu, kendi banyosu, yastığı, havlusu ve kremleri. Bunlara kavuştuğunda gerçekten huzurlu bir insana dönüşüyor. "İşte mutlu olmak bazen bu kadar kolay," diyor.
En sık gittiği ülkelerden biri Filipinler, çünkü orada bol miktarda Girbaud mağazası
var. İnsan ilk anda Filipinler'le Girbaud'yu bağdaştıramıyor ama aslında ikisi o kadar da uzak değil. Filipin halkı modaya ve logoya oldukça meraklı.
Fagola sadece Filipinler ile de sınırlı kalmıyor. Tokyo, Osaka, Kore derken
Uzakdoğu'yu bir taraftan diğerine kat ediyor.
Yakın tarihte açacakları New York ve Londra mağazaları ile beraber, Fagola bu kez dünyayı bir uçtan bir uca kat edeceğe benzer.
Fagola başarılı bir mağaza dekoratörü olmak için, mağazayı açtığınız ülkeyi ve ülkenin insanlarını iyi tanımanız gerektiğini savunuyor. Örneğin Filipinliler gibi muhafazakâr bir halkın alışveriş edeceği mağazayı kalkıp da şeffaf ürünlerle dolduramazsınız. Bu işi iyi yapabilmek için, açıkgörüşlü olmak ve insanları dinlemek lazım. Bunların yanında, iyi bir moda gözüne sahip olmak ve her zaman ileriye bakmak da bu mesleğin gereklerinden. Fagola hep yeni sunuş tarzları arıyor ama bakış açısı ve yaklaşımı gerçekçi. "Mağazada gördüklerinizi alıp sokakta giyebilmelisiniz," diyor.
Esas vitrin mağazanın içi
Fagola insanları bir mağazaya çeken şeyin önce logo, daha sonra da vitrinler olduğu görüşünde. Ancak Girbaud için klasik anlamda vitrinler tasarlamaktan çoktan vazgeçmiş. Klasik bir vitrini kusursuz tasarlayacak dekoratörün üstün bir yeteneği olması gerektiğini düşünüyor. Fagola, Paris'teki mağazanın 12 metrekarelik vitrininde harikalar yaratabilir ancak vitrinin resmini çekip uygulamaları için Filipinler'e gönderdiğinde, mağazadakilerin bir metrekarelik camın arkasına kuracakları dekorun Paris'tekiyle doğal olarak bağdaşamayacağını düşünüyor. Bulduğu çözüm ise mağazanın camlarını resimle kaplamak. Esas vitrinin, mağazanın içi olduğu görüşünde. Genelde sabah uğradığınız bir mağazaya akşam tekrar gittiğinizde, sabah son derece tertipli olan yerin darmadağın olduğunu fark edersiniz. Fagola bu konuda çok titiz. Bunun affedilir bir şey olmadığını
düşünüyor. Mağaza ne kadar kalabalık olursa olsun, birkaç parçayı katlamak için vakit bulamayan tezgâhtarların tembel olduğunu ya da bu işe uygun olmadığını söylüyor.
Dişçilikten modaya
Böylesine yaratıcılık içeren bir işin sahibesinin eğitiminin ne olduğunu da merak ediyor insan ister istemez. Tasarım, sanat ya da görsel ağırlıklı bir daldan mezun olması beklenirken, ilk olarak adımını attığı dişçilik okulunu tamamladıktan sonra bu sıkıcı yolculuğa doyamayıp, bir de üzerine hukuk lisansı yapmış. Fince, İsveççe, Fransızca, İngilizce, Almanca ve İtalyanca bilen Fagola, geçen yıllar içinde kendisini moda endüstrisinin içinde bulup, halihazırda Girbaud için çalışan kocasının ısrarıyla bu ailenin bir ferdi olmuş. Girbaud ile evlenmiş demek daha doğru olur. Konuşmasından ve sözlerinden insan Fagola'nın oldukça disiplinli biri olduğunu anlıyor. Bazılarına göre ise beraber çalışması zor bir insan. "Sabah işe başlarken herkese birer kez teşekkür ederim ve 'lütfen' derim, sonra da gün boyu bunları cümlelerimin önüne ve sonuna eklemelerini isterim. Çünkü tekrar tekrar bunları söylemem," diyor.
Türkiye'deki mağazaların dekorasyonunu nasıl bulduğunu sorduğumuzda "Fena değil," cevabını veriyor. Her mağazanın, içinde barındırdığı koleksiyonu en iyi şekilde yansıtamadığı görüşünde. Sergilenen birkaç ürünün, müşterinin gözünü doyurmadığını, bunun mağazaların ünlü bir markayı çatıları altında barındırıyor görünmek için oynadıkları ufak bir oyun olduğunu düşünüyor.
İleride merdivensiz, 400 metrekare büyüklüğünde bir alanı mağazaya dönüştürmenin
hayalini kuruyor. Dünyadaki favori mağazası Los Angeles'daki Fred Segal. Öyle her büyük mağazayı da beğenmiyor. Örneğin Belçika'daki dillere destan Dries Van Noten mağazası hakkındaki düşüncesi sorulduğunda, burun kıvırıyor ve büyük bir boşluğu dekore etmenin zor yanının, onu yaşatabilmek olduğunu söylüyor. Öyle tavandan üç beş şey sarkıtmakla olmuyor anlaşılan.
İstanbul'daki Girbaud mağazası, belki Paris'teki 12 metrelik vitrinin şaşaasından uzak ama kuşkusuz Akmerkez'deki ilginç mağazalardan. Biraz keseleri zorlayacak gibi ama Girbaud'yu bilen bilmeyen, tasarıma meraklı herkese bu koleksiyona gidip bir göz atmalarını tavsiye ederiz.