"Hayatta bir tek pop yok"

Mustafa Sandal'ın hayatı üç kilometre içinde geçiyor. Spor yapıyor, eve gidiyor, stüdyoda çalışıyor.
Haber: ORAY EĞİN / Arşivi

Mustafa Sandal'ın hayatı üç kilometre içinde geçiyor. Spor yapıyor, eve gidiyor, stüdyoda çalışıyor. Şimdi tam da istediği hayatı kurmuşa benziyor. Mesela nihayet stüdyosunu hayata geçirdi ve Kop'un kayıtları orada tamamlandı. Albüme de bu rahatlama sinmiş sanki... Kop başka, bambaşka bir Mustafa Sandal albümü: Hem çok iyi bildiğimiz hem de çok şaşırtan... Bir sene önce şarkılarını bana mırıldanıyordu, sonra mix'lenmeden stüdyoda dinletti, şimdi albüm piyasada... Her adımında tarif edilemez bir heyecanı vardı; ben gördüm.
Beşinci albüm... Hazırlanışına da tanık oldum ve başka türlü bir heyecan gördüm sizde. Sahi var mıydı böyle bir şey?
Vardı. Benim için özel nedenleri de var. Özel nedenleri var! (Gülüyor) Her albüm ilk albüm gibidir ama bu hakikaten öyle bir değer taşıyor. 'Şu yüzden' diye çok net bir şey söyleyemem.
Hep bildiğinizi okursunuz, peki bu albümde başkalarının sözünü dinlediniz mi?
Doğru söylüyorsun. Ama fark ettiysen hafif hafif geri çekilmeye başladım. Beni yoran, konsantrasyonumu bozan bir tavır olduğunu düşündüm. Hayatıma yeni insanları sokabiliyorum. İnsanlara güvenebiliyorum.
Yaşlanmakla ilgili belki de...
Yoo... Sana bir şey söyleyeyim mi, fiziken de bakarsan ben gittikçe gençleşiyorum. (Gülüyor)
30'u geçtiniz galiba...
Evet, o civardayım. Kapatalım bu konuyu.
Genç popçu musunuz?
Evet, gencim ve popçuyum... (Gülüyor)
Gerçekten buluşmak için...
Kop adı nereden çıktı?
Bir gün arkadaşlarla oturuyoruz, ortamı sevmedim. Gereksiz bir muhabbet, boş konuşmalar falan... "Hadi kopalım gidelim," dedim. O anda çok içten söyledim ve ayağa kalktığımda benle kaldı o, kulağımda küpe gibi.
Koptunuz yani?
Evet yani. Aslında albümün kod adı Devam Et'ti. Sabaha karşı oturuyorum, albümün bitmesine 20 gün var. Bir anda Volga'ya
"Kop," dedim. Sabah 4, gecelerce çalışıyoruz,
dağılmışız. Anlamadı. Sonra "Albümün adı?" dedi, durdu, "Abi süper," dedi.
Kop'tan kasıt ne?
Onun motto'su şu: Gerçekten buluşmak için önce kopmak lazım.
Aslında Kop size uygun. İçinde olmanıza rağmen, pop dünyasından çok kopuksunuz.
Çok içinde, aynı zamanda çok dışındayım.
İnsanlar zaman zaman soruyor. Nasıl oluyor? Oluyor işte. Belki bilinçsizce, belki de bilinçlice geliştirdiğim bir taktik. Hayatımda tek şey yapmıyorum. Bir tek pop müzik var ve onla yaşamalıyım diyerek perspektifimi küçültmüyorum. Tek bir amacım var: Mutlu olmak.
Başından beri?
Evet. Girdikten sonra kaybolduğum anlar oldu tabii. Bu işin her şeyden daha üstün olduğunu düşündüğüm, egosantrik bir yapıya büründüğüm, dünyanın ve evrenin merkezi benmişim demek üzere olduğum anlar...
Nasıl sıyrıldınız peki?
Etrafında güzel, sana gittiğin yolda yaptığın hataları anlatabilecek dostlar, varacağın noktanın fazla mutluluk getirmeyeceğini hissettiren insanlar varsa... Bu insanlar seni seven insanlarsa, sen de biraz akıllıysan, anlarsın.
Biraz da darbe yemekle ilgili mi?
E, tabii. Detay albümü döneminde özel hayatımda o kadar çok kazık yedim ki. O dönemde yıkılmadım ya ben...
Bu işe sevdiğim için girdim
Starlık çok feci bir ego örmüyor mu?
Örüyor tabii. Mesela ekipteki herkesin Musti'siyim. Abisi, kardeşi, arkadaşıyım ama hepsi çok iyi bilir, yeri ve anı gelince hepsinin starıyım. Çünkü bayrak bir şekilde gidecek. Onu hissettiğimde yaşadığım anları iyi ayırt edebiliyorum. Eskiden o hatlarım birbirine giriyordu, daha karman çormandı.
Bu pop işinden iyi para kazanılıyor mu?
Benim servetim varsa bu işte. 10 lira kazanmışsam, 7.5 lirası içeride duruyor. İlk ve ikinci albümden çok bir şey kazanmadım. Konserlerden işte... İşime çok harcıyorum, seviyorum çünkü. Mesela yeni bir mix masası çıkmış, "Bunu kaça satarız da onu alırız," diye konuşuruz. Aletlerime, stüdyoma değer veren bir insanım. Bu işe sevdiğim için girdim ya! Biliyorsun, üniversiteyi terk ettim, "Ben kendimi müziğe vereceğim," diyerek.
Size ortaokul ve liseyi neden İsviçre'de okuttular?
E dünya vatandaşı olmak için. İsviçre'de üç dil konuşuluyor, okuldaki İngilizceyi de düşünürsen dört dil öğrenme fırsatım olduğu için...
Büyük beklentileri varmış yani o dönemde?
Bir anne olarak yapmış olduğu, ömrümün sonuna kadar teşekkür edemeyeceğim bir şey. Sekiz yıl dünya vatandaşı olduğumu hissettim.
Anneniz çok baskın mı üzerinizde? Çok 'control freak' mi?
Bir zamanlar öyleydi. Mesleğe ilk girdiğimde.
İki aydır Göcek'te mesela. 'Control freak' bir insan buradan ayrılamaz, tam da albüm çıkarken. Daha çok arkadaş gibidir; paylaşır, muhabbet eder, yanlış hissettiğini söyler...
Ağızlara takılan, akılda kalan melodileri bulmanın bir formülü var mı?
Yok. Öyle yaşayabiliyorsan, kalbinin bir yeri öyle atabiliyorsa... Antenin o frekansa dönük değilse o yayını alamıyorsun.
Sözlerde muhabbetlerden besleniyorsunuz...
Muhabbetlerden, gözlemlerimden, konuşmalardan... Dinliyorum, bakıyorum, izliyorum.
Ne olacak yeni albüm?
Göreceğiz!
Önceden hesaplamadınız mı?
Yok, şarkıları oluştururken sloganımız
"Güzel şarkıyı boşver, samimi olsun"du. Sektörün genelinde samimiyetsizliğin yoğunlaştığını hissediyorum. Bu albümümüzde sıcak şarkılar olsun, tene dokunsun istedik.



"İlişkimden memnunum, bozma!"
Uzun süredir bir ilişkiniz var. Böyle her şey yolundayken, şarkı yazılır mı?
On aydır kendimi çok fena çektim, yokum. Sadece dışarıdan yorumlar var ilişkimle alakalı. 24 saat âşık ve mutlu olduğumu söyleyen kim! Bazen mutsuz ve nefret dolu da olabiliyorum. E, günün sonunda ben de insanım. (Gülüyor)
Çok pozitifsiniz ya...
Sen bakma... Çok pozitifim ama acayip negatif olduğum zamanlar var. Mesela konserde gören "Ne kadar hiperaktif," diyor. Benim iki saatimi görüyorsun, onun için geliyorsun zaten. Karşına geçip de iki saat ders anlatsam olmaz. (Gülüyor) Ama görünen taraf o...
Dövme yaptırdınız; yarın öbür gün Cem Özer gibi dövmeyle tek başına kalmaktan korkmuyor musunuz?
Yarın öbür gün bunun orada kalmasından dolayı yani? Yoo, bence çok dekoratif duruyor. Hem ying - yang dövmesi... Oray, bak, ilişkimden memnunum. Beni bozma. Durup dururken şimdi ne gereği var. Kaşınmadan kaşındırma. Kafamdaki soruları ortaya çıkartma. (Gülüyor) Ne yani, bekâr bir adam mı olayım?
İsteyenler vardır herhalde...
Hayır ya, o yalan... Sağlıksız bir şey değil mi o ya? Ben kadın olsam, ilişkisini dobra dobra, net yaşayan, yaşamaktan çekinmeyen, göğsünü gere gere neyse ne olduğunu hissettiren bir adamla birlikte olmak isterim. Sağlıklısı da o! Niye bir yalan yaşayayım ki... Mesela bir de "Ben hiç seks yapmam," cümlesi var. Dünyanın dönmesindeki en önemli yakıt üremek, yani seks! Bunu inkar etmek, refüze etmek sadece sunilik ve yalancılık olur...


"Vücudumun yağ oranı yüzde 14"
Dekoratif tarafınızla çok ilgilendiniz. Başka bir vücudunuz var şimdi...
Evet, çok çalıştım. 17-18 ay önce metro konseri vardı Taksim'de. Kolsuz bir tişört giymiştim. Sonra videodan izlerken bozulmaya başladığımı gördüm. Yağlanmaya başlıyorum, hoşuma gitmedi. Sağlık açısından fit olmak beni ilgilendiriyor, göze hoş gelmek işimin gerekli parçalarından biri. Hemen ipin ucu kaçmadan toparladım.
Disipline nasıl alıştınız?
O konuda disiplinliyim. Havaya girdiğim, zaman işimin bir parçası, bir mecburiyet gibi o disipline hâlâ devam ederim.
Eski bir söyleşinizde "Arkadaşlarım kafede otururken ben alt katta spor yapıyordum," demişsiniz.
O zamanlar öyle cevap veriyormuşum böyle bir soruya. (Gülüyor) Olgunlaşma bu herhalde... Şimdi niye arkadaşlarını karıştırıyorsun, kendinle ilgili bir şey söyle!
Bu vücut geliştirme işinin bilimini de öğrendiniz mi? Yağ oranları falan...
Tabii. Şu andaki yağ oranım kuvvetle muhtemel yüzde 14. Bir ara 13'e düştüm, biraz fazla oldu. Annem nefret etti. Suratım çöktü, değiştim yani...
Vücut sizi bir fetiş nesnesi haline getirecek herhalde...
Hiç vücudumu aşırı sergileyen biri olmadım. Hakikaten o iş için yapmadım. Yaptım, bir gömlek giydiğimde hoş durması için.