"İşim çok vaktimi alıyordu"

41 yaşında anne olan Aldoğan, "Çok pahalı olmasaydı bir tane daha doğururdum," diyor.
Haber: Yazgülü Aldoğan:Posta Gazetesi köşe yazarı / Arşivi

41 yaşında anne olan Aldoğan, "Çok pahalı olmasaydı bir tane daha doğururdum," diyor.
Kariyeri için çocuk doğurmayı ikinci plana atan kadınlar var. Sizin hikâyeniz nedir?
Hazır değildim. İşim çok vaktimi alıyordu. O kadar yoğun çalışırken de bir çocuk yaparsam ona yeterince zaman ayıramayacaktım. Kadını çok kısıtlayan bir şey hamilelik süreci. Bir de ben biraz mükemmeliyetçiyim. Bütün koşullar çok iyi olsun isterim. Yani "En iyi kocayı, en iyi maddi koşulları bulayım... Evde bez yıkayıp da akşam çocuğun sütünü düşüneceksem yapmam daha iyi," diye düşünüyordum. Bizim Türk milleti çok kaderci olduğu için... Yani adam sevdiği kızı kaçırır, bir de üstüne çocuk yaparlar. Benim bunu anlamama imkân yok. Ben çocuğuma her türlü koşulu sunabilmek istiyordum. Onun için bu ikili bir hikâyeydi. Sadece kariyer değildi. Ama baktım ki, hiçbir zaman istediğim koşulları sağlayamayacağım. Birlikte olduğum kişi de çok çocuk istiyordu. Biraz da onun zorlamasıyla "Bundan sonra artık çok pişman olmam herhalde," diyerek 41 yaşında doğurdum. Ama insan her zaman pişman olabiliyor (Gülüyor).
Oldunuz mu gerçekten?
Şöyle, bu kararı aldıktan sonra evlendik. Türkiye'de, evlenmeden çocuk doğuracak kadar da gözüm kara değildi. Köylü kızları gibi, çok kısa bir süre sonra hamile kaldım. Çok komik, testler yapıldı, doktora gittim, "Evet, hamile kalmışsın," dedi. Çok istediğim halde fark ettim ki yıkıldım. Ağlamaya başladım. Çünkü çok ciddi bir şey bu. Hayatınızdaki her şey değişiyor; ayağınıza pranga takılıyor (Gülüyor). Doktorum da çok kızdı bana, "Bu entelektüel kadınlardan bıktım, hem isterler hem de gerçeklerle yüz yüze gelince moralleri bozulur," diye.
O zaman nerede çalışıyordunuz?
Günaydın'da köşe yazarıydım. Ama inatçı bir kişiliğim var. Doğum yaptığım gün bile yazım yayımlandı. Hiç ara vermedim doğuma kadar. Bütün aktivitelerimi sürdürdüm.
Araba kullanmak, denize girmek, hatta uçağa binmek... Sekiz aylık kocaman karnımla, önüne şapkalar koyup uçağa bindim. İnatla sürdürdüm çünkü fark ettim ki, anne oldum diye kenara çekilmek hiç bana göre değil ve bu beni çok mutsuz edecek. Bu koşullarla yaşarım dedim. Etrafınız çok yadırgıyor tabii. En son, Milli Savunma Bakanı'nın çok küçük bir yemeğine katılmıştım. Doğuma 15 gün vardı. Adamcağız yemeğin sonuna kadar dehşet içinde "Ya bu kadın burada doğurursa," diye bana baktı.
Doğumdan sonra çalışmaya ara verdiniz mi?
20 gün ara verdim çünkü sezaryenle doğurmuştum. Oğlum oldu. Çok özel bir olay, küçücük bir yaratık var yanımda. Ama evde oturmam mümkün değildi. Her şeyi organize ettim. Eski hayatımı yine devam ettirdim.
Kaç yaşında şimdi oğlunuz?
11 yaşında. Gayet akıllı, fazla akıllı, fazla ukala. Çok sağlıklı bir bebek olarak dünyaya geldi. Hatta doktorlar, "Bu bebeği gördükten sonra, bu yaşta doğum yapmayı herkese tavsiye edeceğiz," dediler. İleri yaştaki annelerin bebekleri daha gelişmiş doğuyor. Kadının vücudu daha olgun olduğu için daha iyi besliyor.
Oğlunuza yeterince zaman ayırabiliyor musunuz?
Şöyle eleştiriler geliyor bana: "Çalışmaya devam ediyorsunuz, çocuğunuza yeterince zaman ayırmıyorsunuz." Ben bir ev kadınından daha çok zaman ayırıyorum çocuğuma çünkü ev kadını 24 saat çocukla ilgilenmiyor. Sıkılıyor, bakmıyor bile. Halbuki ben ona kavuşma heyecanıyla eve gidiyorum. Kendinizi iyi örgütleyebilirseniz ona vakit ayırabilirsiniz.