"Korkut Eken'in oğlu gibiyim"

Arif Erdem uzaklardan pozitif enerji saçan bir roketatar. Cephanesi sempatikliği.
Haber: ORAY EĞİN / Arşivi

Arif Erdem uzaklardan pozitif enerji saçan bir roketatar. Cephanesi sempatikliği. Harekete geçti mi, büyülememesi olanaksız. 11-12 senedir Galatasaray'da. Tuhaftır, ilk kez bu sene vazgeçilmezliğini tescil ettirdi.
Ama onun asıl bir başka yönü var: Hayatına aldığı insanları bir an bile olsun incitmeme yeteneği.
Burada, bu Florya sabahında, kahvaltı masasında, sözcüklerle de olsa onun hayatında gezinirken, bakıyorum da elimizde sonsuz, derin bir sevgi var sadece; ne bir itiraz, ne bir öfke, ne de bir hayat görüşü çatışması...
Nasıl şampiyon oldunuz, bir formülü var mı?
İyi bir takımız. Ve inanmıştık. Gerçi takımımızdan Türkiye'nin şöhretleri gitti. Okan, Emre, Hakan Şükür, Küçük Hakan, Ümit Davala, Taffarel, Hagi, Popescu... Bu kadar kilit isim gidiyor, takım yine şampiyon oluyor. Ama bu kemikleşmiş artık.
Bu kapıdan yürüyeli ne kadar zaman oldu?
91'de girdim. Beş ay kadar ayrı kaldım;
İspanya maceram oldu. Ondan sonra da hiç ayrılmadım. Burası ailem, evim gibi. Kahvaltıya buraya geliyorum mesela. Evimde alamadığım rahatlığı tesiste alıyorum.
Bütün hayatınız bu Florya tesislerinde geçti ve burası hep başarıyla, mutlulukla anılıyor ama hiç üzücü anılarınız yok mu?
30 yaşıma kadar hep bu dört duvar içindeydim.
Öyle anlar geliyordu ki, bazen çok daralıyordum, çok sıkılıyordum. Buranın dışına çıkmayı o kadar çok istiyordum ki... Ama çıkamıyordum.
Babanızın ölüm haberini de burada aldınız, değil mi?
Evet... Babam pankreas kanseriydi, doktorlar da artık tıbbi olarak yapılacak bir şey kalmadığını söylemişlerdi. Bekliyorduk zaten. O gün çok da sıkıntılıydım. İdman bitmişti, eve nasıl gittiğimi hatırlamıyorum; arabayı nasıl kullandığımı...
Sonrasında arkadaşlarım söylüyor, Zeytinburnu'na gidene kadar hüngür hüngür ağlıyormuşum. Hiçbir müdahale edemiyorsun, Allah'ın yazmış olduğu bir hayat bitiyor. Buna hazırlıklı olmaya çalışıyorsun. Paran var, her türlü imkânın var, ama bir insanın hayatını kurtarmaya engel olamıyorsun...
Evde neyle karşılaştınız?
Babam evde üç defa nefes aldı; iki defa çekti, bıraktı, üçüncüde aldı ve bir daha bırakmadı. Ben o ara sarsmaya başlamışım, annem de geldi bana bir tokat attı. O bu tarz olayları görmüş, geçirmiş bir insan. 21 yaşımdaki abim vefat etmişti. Ben 10 yaşında mıydım, neydim... "Oğlum, bırak, artık öldü," dedi.
Şimdi annenizle ilişkiniz nasıl?
Babam rahmetli olduktan sonra bizim tek ilgi odağımız oldu. Bize kalan tek varis o. Hâlâ Zeytinburnu'nda yaşıyor, abimlerle birlikte kalıyor. Bizim bütün akrabalar falan orada, o semtin civarında. Burada sıkılıyor. Bazen bir gün kalıp gidiyor. Gidecek yeri, komşusu yok...
Neden siz futbolcu oldunuz da, abileriniz olamadı?
Ortanca abim vardı, Hayrettin. O hakikaten çok iyiydi. İkinci ligde oynuyordu. Ama bir türlü tutturamadı. Nasip-kısmet işte. Olamadı. Ya da o zamanki koşullar müsaade etmedi. Onun şimdi üç tane oğlu var, bizim altyapıda. İnşallah onlar olur.
Aslında yerinizin dolmamasını, gözlerin hep sizi aramasını ister misiniz?
Günün birinde futbolu bıraktıktan sonra o acı mutlaka olacak. Her gün bu meslekle yatıp kalktığı için, boşluğunu mutlaka anlayacak. Eğer buna kendini hazırlamazsa, futboldan sonra bana göre çok ıstıraplı bir yaşam bekler futbolcuyu.
30 tuhaf bir yaş mı?
(Gülüyor) Vallahi ben yaşımın daha herhalde olgunluğuna varamadım.
Bu yaşınızın bir getirisi belki de, hiçbir sezon bu kadar takdir edilmemiştiniz...
Hiçbir sezon bu kadar eleştirilmemiştim! (Gülüyor) Biraz kötü gitmeye başladığımızda ilk olarak hep eskiler ön plana çıkar. Ama biz hiçbir zaman etkiye tepki göstermedik, işimizi yapmaya çalıştık. Ve karşılığını da sonunda alıyorsun.
Bu sezon takımda en çok gol atan futbolcusunuz, vazgeçilmezsiniz...
Bu sene kendi açımdan çok verimli. Ama hiçbir zaman bir Hakan Şükür değilim. Onun golcü özelliği var, ben öyle olamam. Benim en beğendiğim yönüm top taşımak, götürmek, asist yapmak. Gol attırmayı seviyorum. O yüzden de benden aman aman goller beklemek yanlış olur.
Bu sene sizin açınızdan yalnız geçti mi?
Benim en yakın arkadaşım, kardeş gibi yaşadığım Okan gitti. Bizim ufaklık Emre de... Onlarla zaten aynı evi paylaşıyorduk. Her dakikamız birlikteydi. E, şimdi onun gitmesi bende bir boşluk yarattı. Eskiden bir maçtan sonra tartışırdık, kendi kendimizi
eleştirirdik. Şimdi konuşacak, tartışacak kimse yok.
"İspanya'da aklım sevdiğim insandaydı"
İspanya'dan aşk yüzünden mi döndünüz?
İspanya dönüşümü çok saçma sapan yorumladılar. Tek nedeni Galatasaray'daki ortamı bulamamamdır. Galatasaray'dan daha alt sıralardaki takımlara gitmek gibi oldu. Bunu hiç gözetmemiştim. Yeter ki Avrupa olsun, demiştim. Hani bir Avrupa sevdamız vardır ya... Sevda neyse, anlayamadık onu da... Ama hiçbir zaman pişmanlık duymadım. Kendim istemiştim çünkü.
Aklınız kalmıştır burada...
Mutlaka... Sevdiğim insandaydı, arkadaşlarımdaydı, ailemdeydi. Bunlar da etken oldu.
Yaş ilerleyince, toplum futbolcuların evlenmelerini bekler. Herkesin gözdesi bir bekâr olarak sizde durum nedir?
Yaş geldikçe insan mutlaka bir ev kurmak istiyor. Eşiyle mutlu, evlat sahibi olmak istiyor. Biz de eninde sonunda bunu yapmak istiyoruz. Allah hayırlı bir insanı nasip eder, çünkü hakikaten çok zor bir iş. Eğer doğru insansa...
Çok uzun süreli bir ilişkiniz var (Star Ana Haber Spikeri Ece Özbek'le), içiniz hâlâ kıpır kıpır mı, çok mu seviyorsunuz?
Mutlaka... Ama ilerki günler neyi gösteriyor,
bilemem. İnsan evlendikten sonra yüzde 80 değişebiliyormuş. Evlenenler söylüyor bunu. Biz bilmediğimiz için... (Gülüyor) Şimdi "Acaba mı" diyorsun; evlendikten sonra ters bir durum olur mu diye merak ediyorsun.
Niye hiç yakalanmıyorsunuz?
Yakalanmak isteyenlerin hepsi yakalanacak yerlere gidiyor. Bizim öyle bir amacımız yok ki...
Bilinmemesi, görünmemesi daha mı diri tutuyor ilişkiyi?
Tabii ki. Göz önünde oldu mu insanlar hayatınıza hükmedebiliyor, hakkınızda yorum yapabiliyorlar.
"Akşamları 19:30'da eve gideyim, haberleri izleyeyim," diyor musunuz?
Bazen oluyor. Ama genelde o saatlerde idmandayız, denk gelmiyor. (Gülüyor)
İşiniz hakkında konuşur musunuz?
Konu açıldığında o da olsun, ben de olayım fikir alışverişi yapabiliyoruz. Aslında ben zor bir insanım, göründüğüm gibi kolay değilim. Çok agresifim ya, çok çabuk parlayabiliyorum. Tasvip etmediğim bir şey olunca... Bazen ben bile kendimi tanıyamıyorum. Benle yaşam çok zor, zaten ben de bundan çekiniyorum.
Kadınlara karışır mısınız; kıyafetine, saçına falan...
Benimle yanyana olan insan yapımı, ne tarz giyimden hoşlandığımı bildiği için o tarzı tercih eder.
"Kimse doğrularımdan caydıramaz"
Korkut Eken'i ziyaret etmeniz hakkında bir şey söyleyecek misiniz?
Ben Korkut Abi'yi seven bir insanım. Onunla tanıştıktan sonra insanlığına hayran oldum. Bana yaklaşımı, bana verdiği enerjiden dolayı onun ziyaretine gittim. Ayrıca sevdiğim insanlar için -mesleği ne olursa olsun- inanmışsam hastaneye de, hapishaneye de, yurtdışına da ziyarete giderim.
Sizin durduğunuz bir yer var mı: Bir kısım için efsane yarbay bir kısım için çeteci o?
Baktığın zaman, ülkemiz adına yaptığı birçok şey var. Ama siyasal anlamda ne düşünüyorlar,
ne ediyorlar, buna benim ne aklım çalışır ne de bilgim yeter.
Nasıl tanıştınız, nasıl sevdirdi size kendini?
Fatih Hoca zamanında Mehmet Abi (Ağar) sürekli bizim maçlarımıza gidip geldiği için onunla birlikteydi. Orada hep güzel muhabbetler ettik, oradan bir sevgi alışverişi oldu. Onun oğlu gibiyim. Bizim takımdan çoğu insanı çok sever, bizim takımdaki çoğu insan da onu çok sever.
Sadece bir abi mi?
Abim yani... Sevdiğim bir abi. Hapse düştü diye onu ziyaret etmeyeyim mi?
Hiç değilse çok taraftarınız olmasından dolayı, herkese eşit durmanız beklenmez mi?
Bu ziyaretimden kim ne çekerse çeksin, beni hiç ilgilendirmiyor. Benim bildiğim bir doğru var. Ben o doğruda ilerliyorum.
İşinize bir leke sürülüyor mu?
Bildiğim doğrulardan beni kimse caydıramaz. Her ne pahasına olursa olsun... Futboldan sonraki yaşamımda da hedefim hep doğrularla ilerlemektir. Benim doğrularım da başkalarına göre yanlış geliyorsa, onları ilgilendirmez ki... Bana göre doğru olan bir insan var, ziyaret ediyorum. Kimse art niyet aramasın.
"Ahlak adına ne öğrendiysem futboldan öğrendim" diye bir söz var. Sizin için de bu geçerli mi?
Tabii. Futbolcu bazı şeyleri iyi gözlemleyebilmişse, hayatın yüzde 80'ini öğrenmiş oluyor.
Sahadaki herhangi bir hareket; birine sert girmek, haksız faul yapmak, hakemi aldatmak hayatta da bir şeylerin karşılığı olabilir mi?
Hayır. Futbol esnasında kazanma arzusu var ya... Kazanmaya giden her yol mûbahtır derler. O misal... Başarılı olmak istiyorsun.
İnsan istemeden de bir şeyler yapabiliyor: Aldatmaya yönelik. Ama bu saha içinde, o anlık, salisede düşünebildiğin bir durum. Onun haricinde, o sahanın dışında ne tarz yaşam sürdüğümüzü bilen biliyor. Ben hep şunu söylerim: Aldatan mı olmak istersin, aldatılan mı?
Aldatılan.
Ben de işte. Onun için biz hep aldatılan olalım, boşver.