"Samimi olmazsam bana tokat at!"

Bundan iki yıl önce, isminin ak sakallı bir dedeyi çağrıştırdığı günlerde, Babylon'da sakin sakin neyini üflüyordu Mercan Dede.
Haber: MELİS DANİŞMEND / Arşivi

Bundan iki yıl önce, isminin ak sakallı bir dedeyi çağrıştırdığı günlerde, Babylon'da sakin sakin neyini üflüyordu Mercan Dede. Adı, İhsan Oktay Anar'ın Kitab-ül Hiyel'indeki Havai Mercan Dede karakterinden geliyordu. Kırmızı, kimi zaman sarı saçları ve küpeleriyle genç bir dedeydi. Bilinçli diye nitelendirilebilecek bir dinleyici kitlesi, "Bu adam değişik bir şeyler yapıyor," diyerek dikkatini ona yöneltmişti.
İsimlerin geçici etiketler olduğunu söyleyen Mercan Dede, Arkın Allen ya da aslen Arkın Ilıcalı, etnik müziğin bir gün dünya müziğini
biçimlendireceğini bilse de, kendisinin yoğun bir çaba harcayacağını tahmin etmemişti. Mercan Dede konseptinin bu kadar hızlı ilerleyeceğini de...
Abi süper bi' DJ gelmiş
Sakince neyini üfleyen, arada turntable'ın başına geçen Mercan Dede, iki sene içinde 1 milyon 100 bin km yol kat etti. Yüz kişi kapasiteli mekânlardan binlere ilerledi, Montreal Caz Festivali'nde 100 binden fazla kişiye seslendi. O sıralarda, Türkiye'de clubber'lık yeni yeni yeşermeye başlamıştı ve normal şartlarda tasavvuf müziğine İnanç Dünyası'nın jenerik müziği diye burun kıvıracak bir kitle, elektronik müzik işin içine girince akan suları durdurmuştu.
Mercan Dede de bunun farkındaydı. Öyle ki,
"Abi süper bi' DJ çalıyormuş bu akşam," referansıyla, ne çaldığından bihaber, konser salonu doldurma konusunda eline su dökülemeyecek bir milletin tercihi haline geldi Mercan Dede. Seçici dinleyicileri arasına yavaş yavaş clubber'ımsılar, sonra göbek atan bıyıklı adamlar ile onların altın bilezikli eşleri, nihayetinde de türbanlılar katıldı. Bu garip sentez Türkiye gerçeği miydi, yoksa izleyenler arasına satış kaygısı
da mı girmişti? Mercan Dede'ye mi bir şey olmuştu, yoksa dinleyici yeni bir şey keşfetmiş olmanın açgözlülüğüyle konser salonlarını mı doldurmuştu?
Çok pozitif bir şey
"Değişimin farkındayım," diyor Dede. "Aslında karmaşık bir proje bu. Beş ayrı grup var: Mercan Dede Ensemble, Arkın Allen, Secret Tribe, Arkın Allen & Scott Russell ve Blueman Quartet. Hepsinin verdikleri mesaj aynı ama kullandıkları müzik
ayrı. Hangi isim altında, nerede konser verdiğimiz, kitleleri belirliyor."
Tamam da, dinleyici bu ayrımın farkına varıyor mu? "Yavaş yavaş." O da biliyor "Biz dün gece Mercan Dede'ye gittik," demek için gelenler olduğunu ama kimseyi dışlama hakkını kendinde bulmuyor: "Bu bir süreç ve bu sürecin aşılmasında üzerime düşeni yapmam gerektiğine inanıyorum."
Başörtülülerin, göbek atanların, clubber'ların bir arada olması ona göre,
"Çok pozitif bir şey. Çünkü müziğin kategorileri, ayrımları tamamen kapitalist düzendeki satma stratejisiyle ilgili." Tam ters taraftan bakıldığında, "Asıl bu kadar alakasız insanın bir arada olması ticaretin müziğe karıştığını göstermiyor mu?" sorusunu,
"Hangi isim altında olursa olsun, bu müzik farklı insanları bir araya getiriyor ve
ticari etiketler bir kenara itilip müziğin pozitif mesajı ortaya çıkıyor," diye cevaplıyor.
Pazardan aldım bir tane...
Dede'nin albüm müziğiyle konser müziği arasında bir fark olduğu aşikâr. Doublemoon'dan çıkan, sakin, hissi ve dinlendirici son albümü Nar da, Mercan Dede'nin konser performansını arayan kitle için hayal kırıklığı ama konserlerde yorgun düşenler için mutluluk kaynağı. "Oynak bir şeyler çalsa da havamızı bulsak," arzusunu modern kulüp çocuğu görüntüsünün altına saklamış olanlar eşliğinde müzik dinlemek yerine evinizde dinlemeyi tercih edebileceğiniz bir albüm Nar.
Albümünü "Çok samimi, yaşadıklarımın izdüşümü," diye nitelendiren Mercan Dede, diğer albümlerinden bir adım ileri gittiğini düşünüyor. Albüm tanıtımı için 24 Temmuz'da Kuşadası'na, 26 Temmuz'da Çeşme'ye, 27 Temmuz'da da Bodrum'a gidecek. Her gittiği yerde pozitif tepkilerle karşılaşan Mercan Dede, asla ticari olmak istemediğini üstüne basa basa söylüyor ve "Değil 300 bin kişi, 10 milyon kişiye de çalsam, albümlerim çok da satsa, samimi müzik anlayışını sürdürmek istiyorum. Eğer böyle olmadığını fark edersen gelip bana tokat atmanı istiyorum," diyor.
Dede'yi tokatlamak mı? Umarım buna gerek kalmaz.