"Sizi aptal yerine koyamam"

35'inde, yolun yarısında olması gerekirken, 27'sinde yoldan -bir daha dönmemek üzere- çıkan, güzel hırkalı, mutsuz adam...
Haber: MELİS DANİŞMEND / Arşivi

35'inde, yolun yarısında olması gerekirken, 27'sinde yoldan -bir daha dönmemek üzere- çıkan, güzel hırkalı, mutsuz adam... Müzik tarihinde bir devrim yaratan, kiminin nefret ettiği, kiminin ilah seçtiği düşünceli adam... İddiayı umursamazlığında barındıran yalnız adam...
Sekiz yıl sonra, bir pazar akşamı yeniden televizyonda göründü, Kurt Cobain. Sarı saçları eskisi gibiydi. Kıyafetleri, sesi ve ona tutkun seyircisi de... Yeni olan sözleriydi. Daha önce söylemediği bir şeyi söylüyordu: You Know You're Right. Nirvana'dan geriye kalan iki adam Krist Novoselic ve Dave Grohl ile Cobain'in karısı Courtney Love'ın uzadıkça çirkinleşen hukuki/şahsi kavgaları sona ermiş ve Novoselic'in bodrumunda yıllarca saklı kalan bu son kayıt karşımıza çıkmıştı. Konserlerde çekilmiş görüntülerin birbirine eklenmesiyle hazırlanan klip dönüp duruyordu televizyonda.
Bu sürpriz karşısında, 25'lerindeki bizler, derin bir sessizliğe gömüldük. 18'lerimizi sürerken dünyayı kasıp kavuran grunge ve bu akımın sembolü, beklenmedik bir anda geri dönmüştü. Şarkı bitene kadar kimse konuşmadı. Bu, bir efsane karşısında üç-dört dakikalık bir saygı duruşuydu.
10 milyon satış, ebedî mutsuzluk
1967'nin 20 Şubatı'nda Hoquiam'de doğdu, Kurt Donald Cobain. Sekiz yaşındayken annesiyle babası boşandı. Bu, onun hayatını derinden etkiledi. Gitarla (ve uyuşturucuyla) haşır neşir olmaya başladı. Liseyi bitirmesine çok az kala okulu bıraktı. Nirvana'yı kurdu ve Sub Pop adlı bağımsız plak şirketi, Bleach adlı ilk albümlerini yayınladı. 600 dolara mal olan albüm, 50 bin sattı fakat Nirvana, underground bir punk rock grubu olarak saygınlık kazandı. 1991'de Geffen Records'dan çıkardıkları Nevermind ise sadece grubun değil, müzik endüstrisinin de kaderini değiştirdi. Artık grunge vardı. Albüm dünya çapında 10 milyon sattı, Smells Like Teen Spirit tüm zamanların en iyi şarkılarından biri olarak hafızalara kazındı.
Billy Corgan (Smashing Pumpkins'in beyni), yıllar sonra, şarkının klibi için MTV'ye "Şimdiye kadar seyrettiğim en iyi klip," diyecekti.
Fakat bu başarı Kurt Cobain'i mutlu etmedi. Underground bir punk rockçıdan milyonlar satan grunge kralına dönüştüğü için sürekli kendini sorguladı. İntihar mektubunda şöyle yazacaktı: "Sizi aptal yerine koyamam. En büyük suçum, yüzde yüz eğleniyor gibi gözükmek olur. Çok hassasım. Sanırım insanları çok seviyorum. O kadar çok seviyorum ki, bu beni üzüyor."
Kendini ve mutsuzluğunu 'her şekilde' uyuşturan Cobain, '92'de Hole'un solisti Courtney Love'la evlendi. Kimilerine göre Courtney, Cobain'i bitiren isim oldu. Birlikte bulaşmadıkları uyuşturucu kalmadı. Vanity Fair'in iddiasına göre (ki ikili şiddetle yalanladı) Love, hamileyken bile eroin kullanmıştı. Aynı yıl Frances Bean doğdu. Bu, Cobain'in içinde boğulduğu düşüncelerden uzaklaşması için bir fırsat oldu. Verdiği röportajlarda kızının hayatını nasıl değiştirdiğini ve nasıl temizlendiğini anlatıyordu. Fakat uzun sürmedi. Cobain'in sınırları Love'dan daha geniş ya da belirsizdi. Bu belirsizlik, hayatıyla ilgili daha 'radikal kararlar' almasına neden olacaktı.
'93'te çıkardıkları In Utero'nun Avrupa turnesinde, şampanya ve sakinleştirici kombinasyonuyla komaya girdi ve hastaneye kaldırıldı. Kimilerine göre intihardı. Aslında intiharın habercisiydi. 1994'te Los Angeles'taki bir rehabilitasyon kliniğine yatmayı kabul etti. Fakat kliniğin duvarından atlayıp Seattle'a döndü. 8 Nisan 1994'te, evine kontrole gelen bir elektrikçi tarafından ölü bulundu. Üç gün önce, tüfekle kendini vurmuştu.
Kurt Cobain ve Nirvana, X Kuşağı diye tanımlanan mutsuz, umutsuz, düşünceli, tedirgin bir kuşağın temsilcisiydi. Fakat kendine bu kadar anlam yüklemek, ünlü olmak filan umurunda bile olmamıştı Cobain'in. O, çektiği acıyla hesaplaşmaya çalışan ama bunu başaramayan, acıyı müziğine döken, yine de huzuru bulamayan bir adamdı. Bir gün dayanamadı ve annesinin deyimiyle "o aptal kulübe (Morrison, Hendrix) katıldı." Ona kim yardım edebilirdi? Yardım etseydi, yıllar sonra "A böyle bir herif vardı," diye hatırlanan, dağılıp gitmiş bir grubun dede rockçısı mı olurdu? Ona ölümden başka kim yardım edebilirdi? Kendisinin de söylediği gibi, solup gitmektense kül olmak daha iyiydi.