"Türk gençliğinin duyarlılığı nasıl artırılacak?"

Siyasal ve Toplumsal Bilimler bölümü ikinci sınıf öğrencisi "Buraya çok farklı ortamlardan gelen gençler var.

Yaşar Adanalı (21)
Siyasal ve Toplumsal Bilimler bölümü ikinci sınıf öğrencisi "Buraya çok farklı ortamlardan gelen gençler var. Onlara başta bu projeler bir şey ifade etmiyor. Projeyi tamamladıktan sonra bile hâlâ pek bir şey anlamayanlar oluyor. Buna rağmen ikinci ya da üçüncü projelerini tamamlayan da birçok kişi var.
Türkiye'deki gençlik, toplum adına bir şeyler yapma konusunda bilinç sahibi değil. Duyarlılık nasıl artırılacak? Gençlere enerjilerini kanalize edecekleri alanlar gösterilmiyor. İnsan Hakları Örgütü'nde ya da Uluslararası Af Örgütü'nün Türkiye şubesinde çalışmak isteyen bir gencin elinden
ne gelir ki? Gençlerle kamu arasında bir bağlantı kurulması şart. Bu projeler, yapabilecekleri şeyleri gençlerin önüne koyan araçlar. Bu programı ülke geneline yaydığımızı düşünelim. Üç yıl sonra 50 üniversite diyoruz. 50 üniversitenin 50'sinde de bu derece sahip çıkılacak diye bir şey yok. Biz şanslıyız ki bu üniversitenin rektörü Prof. Tosun Terzioğlu konuyu ciddiye alıyor, bunun için çalışan bir uzman var ve öğrenciler zorunlu tutuluyor. Yine de ülke genelindeki üniversite gençliği arasında bir 'Toplumsal Duyarlılık' kültürü oluşabilir. Bu da üniversite gençliğinin toplum sorununa aktif olarak katılması için büyük şans. Üç yıl içinde bir kültürün oluştuğunu düşünürsek, altı yıl içinde de bir dönüşümün başlamasını bekleyebiliriz.
Şubatta Diyarbakır'da bir proje uygulamaya koyduk. Yaklaşık 600 Diyarbakırlı öğrenci katıldı. Sokakta çalışanlar ve evsizler de. Yakınlarıyla beraber sayısı 3 bin 500'ü bulan Diyarbakır halkı, en azından onları düşünen ve onların iyiliği için bir şeyler yapmaya çalışan bir gençliğe tanık oldu. Bizim toplumumuzda bu çok fazla karşılaşılan bir şey değil.
Geçen yıl çevre köylerdeki çocuklar için uluslararası yaz kampı düzenledik. Kamp, İngilizce ve oyun ağırlıklıydı. Avrupa'dan ve Japonya'dan gönüllüler geldi. Yaşam mücadelesi veren çocuklar için de Bir Dilek Tut Derneği'ni kurduk. Herkesin bir dileğini gerçekleştiren bu projenin süpervizörlüğünü ben yaptım."
Emre Akıncıtürk (20)
Ekonomi bölümü birinci sınıf öğrencisi
"Üniversiteye ekonomi okumak niyetiyle girmiştim. Şimdi ise fikrimi değiştirdim. Ekonominin geniş matematiksel altyapısından sıkıldığımdan dolayı siyasal bilimlere yöneleceğim. Bu programın iyi bir yanı da insanın kendisini tanımasına imkân sağlaması.
Türkiye'de gönüllülük kavramı fazla gelişmiş değil. Öğrenciler ilk başta projelere soğuk bakıyorlar. Sırf öğrenciler değil, yardım etmek istediğimiz insanlar da soğuk bakıyorlar. Burada önemli olan birlikte sorunları aşmak. Çoğu zaman bunu başarıyoruz.
Başaramadığımız zamanlar da oluyor fakat hiç yılmıyoruz. Biliyoruz ki en sonunda başarılı olup bu ülkeye gönüllülük kavramını kazandıracağız. Hep beraber olabildiğince fazla yere ulaşmaya çalışıyoruz. İnsanların yüzündeki gülümsemeyi, çocukların yüzündeki sevinci ve yaşlıların gözlerindeki mutluluğu gördüğümüzde, bazı şeyleri başardığımızın farkına varıyoruz. Biz bunu kişisel tatmindense, toplumsal tatmine çevirmeye çalışıyoruz. Bunu diğer üniversitelere yayma politikasını işte bu yüzden başlattık. Diğer üniversitelerle sıkı ilişkiler içindeyiz. Önemli olan bunu kimin başlattığı değil, önemli olan yardımlaşma.
Hiç unutamadığım bir anım var. Yardım ettiğimiz depremzede çocuklar Adapazarı'na kısa süreliğine ailelerini görmeye gitmişlerdi. Giderken cep telefonlarımızı aldılar ama doğrusu aramalarını pek beklemiyorduk. Sandığımızın aksine bizi aradılar, çok özlediklerini söyleyip tekrar gelip gelmeyeceğimizi sordular. Artık onlarla arkadaştan ziyade abi, abla ve kardeş olduk."
Ahmet Üğlü (19)
Mühendislik bölümü birinci sınıf öğrencisi
"Bu yıl ikisi çocukları, biri de zihinsel engellileri konu alan üç projede yer aldım. Bu projelerdekiler ya kimsesizlerdi, ya depremde mağdur olmuşlardı, ya da maddi durumu kötü çocuklardı. Bu çocuklar gerçekten çok problemliler. Sevgi yoksunu olduklarından, garip hareketlerle ilgi çekmeye çalışıyorlar. Projelerin amacı, öncelikle onların kendilerine güvenmelerini sağlamaktı. Bunu çeşitli oyunlarla sağlamaya çalıştık. Çocuklara karşı çok sıcak davranmak her zaman iyi olmuyor. Üniversiteye girdiğimizde çoğumuzun çocuklarla hiç deneyimi yoktu. Çocukların bize gösterdiği sevgi karşılığında biz de aynı sevgiyi onlara verdik. Aramızda gereğinden fazla bir samimiyet doğdu. Bunun sonucunda da sözümüzü geçirmekte zorlandık. Kıyaslarsak, aramıza mesafe koyarak yaptığımız projelerde çok daha iyi sonuçlar aldık. Önceden çocuklara katlanamazdım ama artık sokakta gördüğüm çocuklara sarılıp yanaklarını sıkıyorum.
Buraya gelmeden önce bu projelerden haberdardım ve programda yer alacağım için çok heyecanlıydım. Kimi arkadaşlar zorunlu olduklarından projelerini tamamladılar ama bir süre sonra bu çocukların sevgisi onları da etkiledi. Bu çocuklardan karşılıksız bir sevgi görüyoruz ve onlara ister istemez bağlanıyoruz."