Radikal 17 yaşında

Radikal 17 yaşında
Radikal 17 yaşında
13 Ekim 1996'da ilk sayısı çıkan, 17 Ekim 2010'da Referans ile birleşip yenilenen Radikal 16 yılı geride bıraktı. Radikal'in âkil insanı Tuğrul Eryılmaz'ın söylediği gibi, siz bizi okudukça biz bu 'hamallığı' sürdüreceğiz.

TUĞRUL ERYILMAZ:

Övünmeyi biraz hak ettik

Mehmet Yılmaz’ın, 1996 yazında beni çağırıp “Radikal’in hafta sonu eklerini yapar mısın Tuğrul?” demesi üzerinden 16 yıl geçmiş. Galiba şu anda Radikal’in en eskisi benim. O sıralarda benim gibi işsiz olan Güldal Kızıldemir ve Sevin Okyay’ın da katılmasıyla beraber çalışmaya ve Radikal Cumartesi ile Radikal İki’yi hazırlamaya başladık. En başta Radikal Cumartesi’ye pek bir itiraz yoktu ama Radikal İki’nin biraz daha magazinel olması gerektiği konusunda kimi telkinler vardı. Ama bir şekilde biz Cumartesi’yi bir sinema -müzik dergisi ve Radikal İki’yi de bir tartışma platformu olarak çıkarmayı becerdik. Mehmet Yılmaz’dan sonra İsmet Berkan’dan ve şimdi de Eyüp Can’dan zaman zaman kuşkuyla karışık da olsa hep destek gördük. Hafta sonu okuru sadece eğlendirilmek ister, ‘sıkıcı yazılar’ okumaz diyenlere sizlerin yardımıyla gereken cevabı verdik. Şimdiki editörümüz Nazan Özcan geldiği zaman 20’li yaşlarının başında gepegenç bir stajyerdi, şimdi ise Radikal İki’nin editörlüğünü yapan, kulağı geçmiş boynuz misali, başarılı bir genç kadın gazeteci. Bir sürü insan geldi geçti ama Radikal İki’de hep ikimiz kaldık. İnsanın kendi yayın organını ve çalışma arkadaşlarını övmesi size biraz tuhaf gelebilir. Ama inanın ki, galiba bunu biraz hak ettik. E, kolay mı, bir yanda Yıldırım Türker, öbür yanda Osman Can gibi imzaları yayımlayıp bir şekilde kamusal yaşama ‘hediye’ ettik. Şimdi isimleri saymaya kalksak yerimiz yetmeyecek ama şu andaki en büyük ‘hasmımız’ Taraf’ın bir sürü köşe yazarı ve gazetecisi Radikal İki’den geçti. Aynı zamanda cezaevinde tutuklu milletvekilinden okulda eğitimin gadrine uğramış öğrencilere karşı hep açık olduk ve olmayı sürdüreceğiz. Her zaman iktidara karşı kuşkulu (her çeşit iktidar; devlet, erkek vs.) davrandık. Bunun da ödülünü, çoğu şimdi yazar olan okurumuzdan gördük. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, şu anda Radikal’de çalışan herkes hayata aynı gözlükle bakmıyor. Bazı şiddetli karşı çıkmalara rağmen, halen barış içinde bir arada gazetecilik yapmaya çalışıyoruz. Bu yüzdendir ki, Radikal Susurluk gibi bir olayı kamuoyuna mal edebildi ya da “Bu cop hepimize” gibi manşetleri atabildik. Çok kişisel bir fikir olarak eklemeliyim ki, şu sıralar galiba kendimize biraz otosansür uyguluyoruz. Ama hepimizin ifade özgürlüğüne olan inancıyla bunun da, bütün gerçek gazeteciler gibi, yakında üstesinden geleceğimize inanıyoruz. Radikal İki’yi şu anda Nazan Özcan başta olmak üzere Elif Ekinci ve Erman Ata Uncu kaldırıyorlar. Ben de arada bir başlarına dikilip “höt zöt” yapmakla yetiniyorum. Sizler bizi okumayı sürdürdükçe, bizi ciddiye aldıkça ve yazı gönderdikçe (unutmayın bloglar da var şimdi) de onlar hamallık, ben de “höt zöt” yapmayı sürdüreceğiz. E tabii bu arada üç-beş kuruş para kazanacağız, herkes adına hepinizi kucaklıyoruz.

PS: Gene kendimi tutamadım, yine övüneceğim. Bu gazetede ne Murathan Mungan’lar, ne Orhan Pamuk’lar, ne Ayşe Kadıoğlu’lar, ne Ertuğrul Kürkçü’ler yazdı ve umarız yazmayı sürdürecekler. Ahmet İnsel, Baskın Oran, Karin Karakaşlı, Orhan Tekelioğlu, E. Fuat Keyman gibi koca profesörleri saymama herhalde gerek yok.