Rap'çileri Zeus bile durduramaz!

Rap'çileri Zeus bile durduramaz!
Rap'çileri Zeus bile durduramaz!

Yunanistan da rap yapan Killah P, 17 Eylül günü aşırı sağcı Altın Şafak örgütü üyelerince bıçaklanarak öldürülmüştü (üstte).

Geçen hafta Yunanistan'da rap'çi Killah P, aşırı sağcı Altın Şafak örgütü üyelerince öldürüldü. İran'da geçtiğimiz yıl rap'çiler idam edilmişti. Sözlerini sakınmayan rap'çiler kısıtlamaların ve sansürün önünde durmaya çalışıyor. Sansürle nasıl başa çıktıklarını Türkiye'den ve dünyadan rap'çilerle konuştuk.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

Favori rap’çilerim listesinin başındaki Eminem’e 2003 sonlarında bir soruşturma açılmıştı. ‘We As American’ şarkısında “Ölü bir başkan için rap yapmam/Başkanı ölü olarak görmeyi tercih ederim/Bunu daha önce kimse söylemedi, ben ilk örneğim” dediği için ABD Başkanı’nı tehditle suçlanıyordu. 12’sinde bir çocuk olarak bunun sansür olduğunun farkında değildim. Zaten sözlerin tercümesini okuyana kadar Eminem’in ne söylediğinin de farkında değildim.
Yıllar ilerledikçe müzikle bağım sıkılaşıyordu ve ergenliğimin de etkisiyle agresifleşip daha sert raplere yöneliyordum. Sertlik, sansürü getiriyordu. Dinlediklerimin çoğunda ‘bip’ler ve saniyelik sessizlikler havada uçuşuyordu. Underground rap’ler, küfür kıyametken bandrollü albümler sterilize edilmişti. Biraz daha büyüdüğümde politik rap’e ilgi duymaya başlamıştım. Çoğu Ortadoğu ’dan olmak üzere sansüre uğrayan, ülkesini terk etmek zorunda kalan rapçileri duyuyordum. Bir sabah İran’ın resmi haber ajansı, ülkede rap yapmanın yasaklandığını söylüyordu. Olacak iş değildi. Olmadı da zaten. İran’da rap underground olarak devam etti. Hası da öyle olurdu zaten.
17 Eylül’de ise Yunanistan’da rap’çi Killah P, bir kavgada aşırı sağcı Altın Şafak militanlarınca kalbinden bıçaklanıp hayatını kaybetti. Olay, ülkede protesto ediliyor... Ülkemizde ve dünyada sanatçılar yaratıcılığın verdiği güçle sansürün arkasından dolanmayı hep başardı. Peki, en sert ve politik müzik dallarından rapte sansüre karşı rap’çiler ne yapıyor?
21 Ağustos 2011’de ülkemizde internette yapılmak istenen ‘düzenleme’ bazı kelimelerin sansürlenmesini beraberinde getiriyordu. 2011 mayısında Twitter’da ‘#ozgurlugedarbe’ etiketiyle sansüre karşı çıkıldı. Ülkemizin işi bilen rap’çilerinden Pit10 internet ortamında yasaklanması planlanan tüm kelimeleri ‘Özgürlüğe Darbe’ adlı şarkısında kullanarak Twitter’da bir hareket başlatmıştı. (Geniş kesimin karşı çıktığı bu düzenleme teklifi daha sonra geri çekilmişti.) Pit10 sansür konusunda canı en sıkkın rapçilerden. Rapçi, pek çok sanat dalının icracılarının ticari kaygılarla, sivri kaçışlardan kaçınmak ya da ‘rengini belli etmemek’ gayesiyle sansürü kendi kendine uyguladığını söylüyor: “Sansürün boyutu olmaz. Sansürsüz bir sanat düşünmek ne yazık ki ütopik fakat temennimiz bu yönde. Sansürlü ve otosansürlü icra edilen sanat, kanadı kırık kuş gibi.”
Türkçe rap’in önemli temsilcilerinden Fuat Ergin de 2012’de sanatçı Aslı Çavuşoğlu ile sansüre karşı sanatsal bir yolla direnmişti. 80’lerde TRT’nin ‘aydınların bölünmesini önlemek amacıyla’ yasakladığı 205 kelimenin 191’ini çıkaran Çavuşoğlu’nun çalışmasının ardından Fuat, ‘191/205’ adlı bir şarkı yapıp, 191 kelimeyi tek bir şarkıda kullanmıştı. Uzun süre Almanya’da rap yapan Fuat, “Orada halkı kışkırtacak şeyler söylesen bile hapse girmiyorsun” diyor. Türkiye ’de yasal albüm sürecinde şarkılarının ilk iki dizesini incelemeye göndermek gibi garip bir sistem olduğunu söyleyen sanatçı, fikirlerin sansürle yok edilemeyeceğini, bu korkak zihniyetin değişmesi gerektiğini vurguluyor
Mail’le ulaştığım, Vietnam’ın popüler rap’çisi Suboi sansürü tanımlarken bilinçsizlikten bahsediyor: “Sansür memurları rap’çilerin ne söylediğinden emin değil ve kendilerini tamamen sansürlemeye mecbur hissediyorlar.” Ülkemizdeki gibi Vietnam’da da farklı dilde müzik yapıyorsanız sözlerinizi tercüme edip belgelemeniz gerekiyor. Devlet başka türlü albümünüzün çıkmasına izin vermiyor. Bunun otosansürü tetiklediğini söyleyen Suboi “Sansürün tek iyi tarafı daha farklı metaforlar yaparak mesajlarımı vermek zorunda kalmam, daha önce birçok şair ve yazarın yaptığı gibi” diyor.
Salome ise İran’da rap yapma cesaretini gösteren bir kadın. Kadın olduğu için çok problem yaşamadığını söylese de rap’çi olmak yeterince yorucu: “Gençleri harekete geçirecek her müzik dalı medyada kötülüğün sorumlusu olarak gösteriliyor. Buna rap, rock, pop müzik de dâhil olabiliyor.” Rapçilerin idam edildiği haberleri bile gelen ülkede müzisyenler büyük baskı altında olsalar da özgürlük mücadelelerine devam ediyorlar.
Filistinli rapçi Stormtrap Asifeh ise belki de rap yapmanın en zor olduğu yerlerden birinde bu müziği üretiyor. İnsanların fikirlerini ifade etmekten çekinmediğini fakat her an tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Asifeh’e göre şansları rap müziğin geniş kitlelerce talep edilmemesi. Zira daha görünür olmak onlar için büyük problemler demek. Filistinlilerin İsrail’e ikinci başkaldırıları sırasında ilk sözlerini yazmaya başlayan Asifeh, Ramallah’ın işgalinden sonra sürekli ikâmetgâh değiştirmek zorunda kalmış. Bu dönemde yazdığı sözlerin tümü Filistinlilerin durumundan bahsediyor. Bu, hip-hop serüveninin ilk adımı olmuş. Asifeh, “İnsan olmak, diğerlerinin fikirlerini, ihtiyaçlarını dinlemek zorunda olmayı gerektiriyor. Sansüre karşı susarsak, büyüyerek devam eder” diyor.
Rap, doğası gereği politik olmayı ve sert konuşmayı gerektirebiliyor. Devletler ise canlarının sıkılmasından hoşlanmıyor. Kelime cambazı rap’çiler ise sansürün arkasından dolanıp sözünü söylemeye devam edecek. Sofokles’in söylediği gibi, onları Zeus bile durduramayacak...