R&B'nin maharetli 'cool'u

R&B'nin maharetli 'cool'u
R&B'nin maharetli 'cool'u
Caz Festivali, sahneyi son dönem R&B, soul ortamının en maharetli isimlerinden John Legend'la kapatıyor. Legend'a bağlandık, İstanbul konseri öncesi Gezi'yi sormayı da ihmal etmedik.
Haber: BANU ÖĞÜT / Arşivi

Medyadan uzak bir müzik kariyeri… Doğru isimler ve kararlı adımlarla gelen küresel bir başarı… R&B ve soul’un tartışmasız en yenilikçi ve işleriyle çağdaşlarından hep bir adım önde olmayı başaran ismi oldu John Legend. Küçük yaşta kilise korosunda başlayan müzikal serüveni onu, yetenek şovlarında verdiği birincilik mücadelesi ve kendi çabalarıyla yayımladığı bağımsız albümleriyle, New York müzik piyasasının merkezine sürükledi. Hem de Kanye West’in yanına… Çağdaşlarının işlerine gözlerini yumup kendi çizdiği yoldan ilerleyen Legend, klasik ve modern soul’u buluşturduğu çalışmalarının karşılığını ise kısa denebilecek bir müzikal kariyere 9 Grammy ödülünü sığdırarak aldı. Yeni albümü “Love in The Future”ı eylül ayında yayımlayacak sanatçı 20. İstanbul Caz Festivali kapsamında İstanbul’da. 29 Temmuz’da Matraş sponsorluğunda Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde dinleyicileriyle buluşacak Legend, aynı zamanda festivalin kapanışını yapacak. Konsere günler kala Legend’a müzikal kariyeri ve yeni albümünü konuşmak için telefonla bağlandık.

Protestonun gücüne inanıyorum


Kariyerinize bağımsız albümlerle başladığınızda, 10 sene içinde dünya çapında bir şöhrete kavuşacağınızı hayal ediyor muydunuz?
Yaptığım işi seviyorum, şarkı söylemeyi ve yazmayı… Dünyayı dolaşıp insanlarla buluşmayı… Bunu başından beri hayal etmiştim.
Müzik benim için hep insanlarla buluşma noktası oldu. Üniversitedeyken bir A Capella grubuyla müzik yapıyordum. New York’a taşındığımda müzik piyasasından insanlarla tanışmaya başladım ve demo’lar üzerine çalıştım. Albüm ve kayıt çalışmalarım 2004 yılına kadar sürdü. Ve sonunda albüm anlaşması imzaladım. Bu süreçte amacım tanınmaktan ziyade doğru insanlarla tanışmaya çalışmak oldu. 

Kanye West’le nasıl tanıştınız?

Kanye West’in kuzeni üniversitede oda arkadaşımdı. Kanye’yle aynı dönemlerde New York’a taşındık. O sıralar ikimiz de müzik piyasasında yer edinmeye çalışıyorduk. 2001’de birlikte çalışmaya başladık ve o zamandan beri de beraberiz.
Dördüncü solo albümünüz ‘Love in the Future’ eylülde yayımlanacak. Albüm öncesi yayımlanan single’lardan özellikle ‘Made to Love’ farklı sesiyle öne çıkıyor. Bu albüm köklerinize bir geri dönüş mü yoksa yepyeni bir proje mi?
Aslında ikisinin karışımı diyebiliriz. Bazı parçalar geçmişteki çalışmalarıma atıfta bulunuyor. Özellikle ilk albümüm ‘Get Lifted’ ve ‘Once Again’den ilham aldığımı söyleyebilirim. Bazı parçalar ise kesinlikle yepyeni seslere sahip. ‘Made to Love’la klasikten öte bir şeyler yapmak istedim. Bu albüm için şimdiye kadar yaptığım ve bundan sonra yapmak istediğim şeylerin buluştuğu bir proje diyebiliriz. Klasik ve modernin bir karışımı olarak da adlandırabiliriz.
Kanye West’in bu albümdeki rolü ne oldu?Kanye bu albümdeki prodüktörlerden biri. Albüm için gerekli materyali bir araya getirmede ilham kaynağı oldu. Aynı zamanda söz yazımında da büyük katkısı var. Ayrıca albümde birçok sanatçıyla ortak çalışmalarımız var. Kimbra, Rick Ross bunlardan bazıları. Öte yandan yeni sanatçılardan Stacy Barthe ve daha pek çok konuk sanatçı da albümde yer alıyor. 

Genelde aşk üzerine yazıyorsunuz. Klasik bir soru ama konu aşk olunca ilhamı nereden alıyorsunuz?

Yaşadıklarımdan ve
etrafımdaki insan ilişkilerinden yola çıkıyorum. Aralık ayında evleniyorum. Bunun özellikle bu albümde büyük bir anlamı var benim için. Albümde yer alan parçaların hepsi benim için başlayacak yepyeni bir yolculuğun işareti.
Müzik kariyerinizin yanı sıra bir de televizyon projesi girişiminiz var. Canlı bir program yapacağınız doğru mu?
Evet, ABD’de HBO ve Showtime’da yayımlanacak televizyon ve film projeleri üzerine çalışıyorum. ‘Get Lifted’ isimli bir şirketim var. Bu isim aynı zamanda ilk albümümün de ismiydi. Çok başarılı yazarlarla çalışıyoruz ve iyi programlar geliştirmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda müzik projelerime de vakit ayırmaya çalışıyorum.
Peki programı ne zaman izleyebileceğiz?
Tarih henüz belli değil. TV kanalının planlarına göre şekillenecek.
Söz televizyondan açılmışken… Şimdiye kadar medyada görünür olma konusunda temkinli davrandınız. Sanırım bu da başarılı olmak için medya ilgisinin fazla gerekmediğinin bir kanıtı…
Medya, şüphesiz tanınabilirliğinizi arttırmak için iyi bir yol. Evet, medya bana ilgi gösteriyor ama benim temel amacım hiçbir zaman medyanın ilgisini kazanmak olmadı. Esas hedeflediğim insanların hayatına etkide bulunabilmek. Medya benim için insanların hayatlarında değişikliğe yol açabilecek bir fırsatı elde etme aracı. 

İstanbul’a ilk gelişiniz. Nasıl bir konser bekliyor bizi?

Evet, İstanbul’a ilk kez geleceğim. İyi vakit geçireceğimizi düşünüyorum. Kalabalığı ve özellikle şehri görmek için sabırsızlanıyorum.
John Legend 29 Temmuz
Pazartesi 21.30, Cemil Topuzlu
Açıkhava Sahnesi

‘İnsanları İstanbul’da buluşturan demokrasi’


Müziğin beraberinde politik duruşunuzla da öne çıktığınız dönemler oldu. Geçen senelerde savaş karşıtı parçaların yer aldığı bir albüm yayımlamıştınız…
Evet, ABD seçimlerinden ilham alarak ‘Wake Up’ isimli bir albüm yayımladık. 1960 ve 70’lerin protest ruhunu yansıtan parçalardan oluşan bir cover albümüydü. İçinde olduğumuz dönemi yansıtmak anlamında önemli bir albüm olduğunu düşünüyorum. The Roots ile beraber çalıştığımız bir projeydi. 

Türkiye ’deki Gezi Parkı direnişinden haberiniz oldu mu?

Evet, olayları duydum. Kaynağını çok iyi bilmesem de insanların demokrasi için sesini yükseltmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Ülkedeki liderlerin halkın sesini duyması ve taleplerine cevap vermesi gerekiyor. Birçok insanın mahkemeden çıkan kararla ilgili huzursuz olduğunu ve bir genç çocuğun hayatını kaybettiğini biliyorum. Bu yüzden protestonun gücüne ve insanların haklarını aradıkları bir direnişe inanıyorum. İnsanları İstanbul’da buluşturan ve seslerini yükseltmelerini sağlayan şey demokrasi ve bu umut verici.