Recme karşı komite

Mina Ahadi, Recme Karşı Uluslararası Komite'nin kurucusu. İranlı, ama altı yıldır komitenin merkezinin de bulunduğu Almanya'nın Köln şehrinde yaşıyor.
Haber: YEŞİM KASAP / Arşivi

Mina Ahadi, Recme Karşı Uluslararası Komite'nin kurucusu. İranlı, ama altı yıldır komitenin merkezinin de bulunduğu Almanya'nın Köln şehrinde yaşıyor. Zorunlu olarak, çünkü o bir siyasi sığınmacı. İlk sığındığı yer değil burası. Humeyni'nin hışmından kaçmak için Almanya'dan önce, Avusturya, ondan önce de İran'da Kürtlerin yoğunlukta bulunduğu bir bölgede yaşadı uzunca bir süre. 23 yıldır sürgünde. Uzun bir hikâye Mina Ahadi'ninki. Uzun ve trajik. Yine de umut ve direnç dolu.
Yağmurdan kaçarken
Ahadi, İranlı bir baba ve Azarbaycanlı bir annenin çocuğu olarak İran'da dünyaya geldi. Üniversitedeyken önce, o dönem iktidarda olan şaha karşı mücadele etti. Yağmurdan kaçarken doluya tutulur misali, 1979'da İslam devrimi gerçekleşti ve Humeyni başa geçti. Kadınlara çarşaf zorunluluğu getirildi. Humeyni'nin ünlü "Ya örtünürsünüz ya da sizi döveriz," konuşmasının ardından, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde İranlı kadınlar bir protesto gösterisi düzenlediler. Aralarında o zaman henüz 23 yaşında olan Mina Ahadi de vardı. Çarşafa karşı, kadınların haklarını savunan ateşli bir konuşma yaptı orada. Bu konuşma Ahadi'nin serüveninin başlangıcı oldu.
Kocası idam edildi
Gösterinin hemen ertesi günü, tıp eğitimi gördüğü üniversiteden atıldı. İslam devrimine karşı çıktığı için hakkında idam fermanı çıkartıldı. Kocası, 1980'de Tebriz'de tutuklanıp idam edildi. "Ben de, yaşadığım kenti terkedip, Kürtlerin yoğunlukta olduğu bölgeye sığındım. 10 yıl kadar orada yaşadım. Sonra, 90'ların başında Avrupa'ya geldim. Önce Viyana'da yaşadım, 1996'dan beri Almanya'da yaşıyorum. Kocamı öldürenlerse hâlâ iktidarda..." 23 yıldır sürgünde, ülkesinden, ailesinden, dostlarından uzakta yaşıyor Mina Ahadi. Sürgün hayatı direncini kırmamış. Politik mücadelesini hâlâ sürdürüyor. İranlı kadın hakları savunucularının sözcüsü. Oradan oraya, toplantıdan kongrelere koşturmakla geçiyor hayatı. Bu arada iki kız çocuğu büyütüyor. Hastanelerde çalışarak kazandığı paralarla onlara bakıyor. İki yıl önce Recme Karşı Uluslararası Komite'yi kurdu.
İran'dan umutlu
Mina Ahadi'ye göre İran'da gerçekten işler düzelmeye yüz tutmuş durumda. Ama ona göre bunun nedeni İran Cumhurbaşkanı 'ılımlı' Hatemi değil, halk. "Evet, İran'da gerçekten işler iyiye gitmeye başladı ama bunun nedeni Cumhurbaşkanı Hatemi değil, sistemden ve rejimden rahatsız olan, değişim isteyen kitleler. Hatemi'nin amacı rejimi yıkmak değil, ufak tefek yüzeysel değişikliklerle rejimi güçlendirmekti. Ama çabalar boşuna. Şimdi bütün mollalar, tüm Müslümanları tehdit eden bir depremden bahsediyorlar." Ülkesi adına umutlu. "İslam rejiminin şansı yok artık. Mollaların gitmesi gerekiyor ve gidecekler de," diyor. ABD'nin 'oyunu' bozmasından korkuyor sadece. "Gerginlik had safhada ve bazı sürprizlerle karşılaşacağımızdan eminim. Fakat ABD'nin Irak'a karşı tutumu ve bölgedeki genel politikası belirleyici olabilir. ABD'nin izlediği politika her zaman önemli. Ve de tehlikeli." Peki ya 11 Eylül'ün bölge için etkisi ne oldu? "Batı siyasal İslam'ın ortadan kaldırılması için savaşmıyor. ABD ve diğer batılı hükümetler kendi çıkarları için savaşıyorlar. Bu devletlerin teröristleriyle Müslüman teröristler arasında bir savaş yaşanıyor yani. Önemli olan, laiklik adına siyasal İslam'a karşı savaş vermek, ki bu söz konusu değil."
minaahadi@aol.com



"Reşit olmayanlar başörtüsü takmasın"
Başörtüsü ve çarşafa karşı çıktığınız için okuldan atıldınız. Türkiye'de ise başörtüsü için öğrenciler protesto gösterileri düzenliyorlar. Buna ne diyorsunuz?
Dincilere karşı, siyasal İslam'a karşı, din ve devlet işlerinin ayrılması, dinin eğitime bulaşmaması için mücadele vermek gerekiyor. Bir kere reşit olmayan kızlar kesinlikle başörtüsü takmamalı. Reşit olanlar ne istiyorlarsa yapabilirler ama başörtüsü üniversitelere girmemeli!
Anketler, seçimlerde, her ne kadar değiştiğini iddia etse de, en azından siyasal islamcı gelenekten gelen bir partinin (AKP) birinciliğe oynadığını gösteriyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hiç hoşuma gitmiyor. Türkiye ve tüm dünya için umarım iktidara gelmezler. Acısını sadece Türkiye deği, tüm dünya çeker.
Peki dışarıdan Türkiye nasıl görünüyor?
Laiklerle İslamcılar arasında bir savaş yaşanıyor. Hiç insancıl olmayan yöntemlerle İslamcılara çanak tutan, insan hakları, azınlıklar ve entelektüellere karşı olan bir tür diktatörlük rejimi var.


"Komiteye üye olun"
Recme Karşı Uluslararası Komite'yi kurmak nereden aklınıza geldi?
Müslüman ülkelerde kadın hakları için mücadele eden biriyim. Şeriatın uygulandığı ülkelerde recm (taşlayarak öldürme) cezası uygulanıyor. Kesin bir bilgi yok ama son 10 yılda sadece İran'da düzinelerce insan recmedildi. Tüm dünyada 10 yılda recmedilenlerin sayısı 100'lerle ifade edilebilir. Recm, ciddi bir sorun olduğundan komiteyi kurmaya karar verdim.
Komiteyi nerede, ne zaman kurdunuz? Merkeziniz nerede?
2000 Şubat'ında. Almanya Köln'de. Merkezimiz de Köln'de.
Komitenin kaç üyesi var şimdi?
Çeşitli örgütlerin ve aralarında ünlü kişilerin de bulunduğu 180 üyemiz var. Af Örgütü ile birlikte çalışıyoruz. Zaten onlar da bizim üyemiz. Ama başka örgütlerden de yardım alıyoruz. Birçok ülkede, Almanya, Kanada, Danimarka, Türkiye'de vs. faaliyet gösteriyoruz...
Komitenin amacı ne?
Recm yasalarının kaldırılması, bu cezaya çarptırılanların kurtarması.
Ne şekilde çalışıyorsunuz?
Bir vakadan haber alınca, öncelikle bir protesto mektubu kaleme alıp, vakanın meydana geldiği ülkenin hükümetine gönderiyoruz. Sonra bu mektubu üyelerimize, insan ve kadın hakları örgütlerine yolluyoruz. Mektubun bir kopyası AB'ye gidiyor, bir tanesi de bizde kalıyor.
Hiç recmden kurtardığınız insanlar oldu mu?
Evet! 2001'de Sudan'da 18 yaşındaki bir kızı, uluslararası protestolar sayesinde Nijeryalı Safiye Hussaini'yi, 2002'de ise Pakistanlı Zafran Bibi'yi kurtardık.
Vakalardan nasıl haberdar oluyorsunuz?
Yerel basın kuruluşlarının önemi büyük. Ülkelerdeki üyelerimizden de haber alıyoruz. Ama bazen çeşitli ülkelerdeki sivil vatandaşlar ve örgütler de ihbarda bulunuyorlar.
Kişisel olarak recm ile nasıl mücadele edilebilir?
Bizim örgütümüze üye olunabilir. Recm cezasını uygulayan hükümetlere protesto notaları iletilebilir, imza toplanılabilir.
Türkiye'deki faaliyetlerden haberdar mısınz?
Türkiye'de bir süre önce kadın örgütleri İran Konsolosluğu önünde protesto gösterisi düzenlediler. Ankara'da bir üniversitede imza toplandı. Sonra Zafran Bibi'nin recmedilmesine karşı gösteri yapıldı. Son olarak bir kadının, Emine Laval'ın recm edilmesini engellemek için Ankara'dan İstanbul'a yürüdüğünü duydum.
Peki komiteye nasıl üye olunur?
Sadece e-mail veya faks çekerek bizimle temasa geçmeniz ve bize adresinizi vermeniz yeterli.
Üyeleri ne gibi görevler bekliyor?
Çeşitli bilgileri ve protesto metinlerini üyelerimize gönderiyoruz. Sonra bize nasıl yardımcı olabileceklerine bakıyoruz.