'Rekabet ediyoruz ama çelme takmıyoruz'

'Rekabet ediyoruz ama çelme takmıyoruz'
'Rekabet ediyoruz ama çelme takmıyoruz'
Bir akşamüstü vapurda giderken televizyonda onu görebilirsiniz. Belki de izlediğiniz filmdeki karaktere can veren ses ona aittir. Bu sıralar cumartesi geceleri Artı Bir TV'deki 'Yekta Kopan'la Cumartesi'de konuklarıyla kültür-sanat gündemini konuşan Yekta Kopan'la birlikteydik.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ / Arşivi

Program başlayalı bir ayı geçti. Neler hissediyorsunuz?
Durumumuz gayet iyi. Sözümüzü söyleme, sözümüzün nereye gittiğini bilme ve bu paylaşımın içinde olmak çok keyifli. Üretimimizden memnunuz. Tekrar televizyon haberciliği, muhabirliği ya da programcılığı yapabilmek heyecan verici. Artı Bir’in izleyiciyle buluşması ve geri dönüşler raya oturursa her şey harika olacak.
Hemen her gün televizyonda olan bir karakterken bir anda ortadan yok oldunuz. Neler oldu o süreçte?
Tam da Gezi olaylarının olduğu cuma günü NTV’de ‘Gece Gündüz’deki son yayınıma çıktım. O yayının ardından benim için ‘Gece Gündüz’ün bir süre durması ve dinlenmesi, içinde bulunduğum kanalın da pozisyonunu konumlandırması gerekliydi. “Bir süre ‘Gece Gündüz’ü yapmak istemiyorum” dememle başlayan süreç ve kanalın benimle ilgili algısı sonucunda yollarımız ayrıldı. ‘Gece Gündüz’ benden önce de vardı, benden sonra da olacak. Bir bayrak yarışıydı. Bayrağı bu kadar taşımam gerekiyormuş. Mesafemi en samimi, en dürüst ve en doğru şekilde koşmaya çalıştım. Kültüre, sanata ve dünyaya bakış algısına katkı sağlayarak bu mesafeyi koşmaya çalıştım. Koştum. Bitti.
‘Gece Gündüz’den kopmak sancılı olmadı mı?
Duygusal olarak sancılı oluyor. Sekiz yıl boyunca aynı bakkaldan gazete alsanız ve bir sabah o bakkalı görmeseniz bile sarsılırsınız. Kişisel olarak da bir sancı oluyor, oradan yola çıkarak kurduğunuz ilişkide de bir sancı oluyor. Bunlara hazırlıklı olmak lazım. Hayatta hiçbir şey sonsuza kadar gitmiyor. Sakin kafayla dönüp baktığımda bana ait olan mesafeyi en iyi şekilde koşmaya çalıştığımı görüyorum. Hatalarım da olmuştur fakat günün sonunda gayet temiz, sağlıklı, programın içerisinde kültür sanat algısının değerini arttırmış olarak bayrağı teslim ettiğimi görüyorum.
Cumartesi geceleri yayımlanan ‘Yekta Kopan’la Cumartesi’ programında neler oluyor?
Şu an Artı Bir Tv’de ‘Canlı Gaste’ öncesinde bir kültür sanat programı var. ‘Yekta Kopan’la Cumartesi’ ise daha farklı. “Cumartesi geceleri prime time denilen saatlerde insanlar kültür sanat programı ile eğlenmek ister mi?”den çıktı. Hafta boyunca kültür sanat dünyasında yaşananların ya da kültür sanat dünyasından öznelerin haftaya, aya, dünyaya, ülke gündemine dair fikirlerinin konuşulduğu bir sohbet gerçekleştiriyoruz.
Artı Bir Tv’de bu işi yapma fikri nasıl ortaya çıktı?
Yavuz Oğhan, Can Dündar ve Koray Çalışkan beni buraya davet ettiklerinde konuşmuştuk fikri. Önceki deneyimimle de ‘Cumartesi’ programının yapılabileceğini söyledim. Fikir teatisiyle ortaya çıktı. ‘Cumartesi’ stüdyoda canlı müzik yaptırmayı, bunun üzerine konuşmayı ve stüdyo imkânlarını kullanmayı seven bir programdı. Sıkılmadan ve gücenmeden söylüyorum Artı Bir Tv’nin ekonomik yetenekleri buna bir yere kadar izin veriyor. Buradan çıkarak iki kişinin sohbet ettiği samimi bir program oluşturduk. ‘Yekta Kopan’la Cumartesi’ sunucunun soru sorduğu, konuğun cevapladığı bir program değil. “Konuğa siyaset konuşturalım da bir yerlere çaksın” gibi bir kaygımız olmadan, konuk ne anlatmak istiyorsa ona kulak kabarttığımız bir sohbet gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Kısıtlı ekonomik imkânlar dahilinde çalışıyorsunuz. İşler imece yöntemiyle mi yürüyor?
Öyle de denilebilir. Fakat bu, çaresizlikten kaynaklanan bir imece değil. Herkes kendi programından sorumlu. En iyi program bizim olsun diye uğraşıyoruz, diğer programlarla yarışıyoruz. Bu tatlı rekabet içerisinde birbirimize çelme takmıyoruz. Artı Bir logosunun altındaki her şeyden çok mutlu oluyoruz, mutlu oluyormuş gibi yapmıyoruz.
Cem Yılmaz’ın konuk olduğu bölüm beklenenin dışındaydı. Herkes çok komik bir program bekliyordu?
Buraya gelen insanlar konuşmak istiyor. Cem Yılmaz nereye gitse bir iki komik şey söylesin diye bekleniyor. Fakat Cem Yılmaz da sinema , salon sayıları, AVM’lerin sinemaya etkileri gibi konularda bir şeyler söylemek istiyor.
Bir de Russell Crowe röportajı girdi işin içine…
Yaklaşık dört dakikalık bir röportaj yapmayı başardık ve aslında hepinizi de atlatmış olduk. (Gülüyor) Filmin görüntü yönetmeni bizim için röportajı çekti. Russell Crowe hiç söylenmeden o röportajı verdi. Bir başka yayın kuruluşunu atlatma gibi bir heyecana girişmedik, hırslanmadık. Röportajı alınca reklamını yapmadık. “Cem Yılmaz şu anda Russell Crowe ile çalışıyor ve kendisinin Cem Yılmaz’la ilgili fikirlerini öğrenebilirsek çok güzel olur” deyip bekledik. Ferzan Özpetek’in Cem Yılmaz’a ya da Cem’in bana rol teklif etmesinin de üzerine gitmedik. Sohbet ettik sadece. Sanırım samimi olmak ışığın üzerinize düşmesini sağlıyor.
Artı Bir’de neler olacak?
Öncelikli olarak ekonomik kaynaklara ulaşmalı. Kişisel görüşüm Artı Bir’in öncelikli başarısı, izlenebilmesi ile ardına aldığı rüzgâr. İzlendikçe dikkat çeker, dikkat çektikçe reklam alır. İzlendiği ve izlendiğinin yüksek sesle söylenebildiği gün her şey çok daha güzel olacak. Şu anda güzel bir kitleye ulaşabiliyoruz fakat 2013’ün öğrettiği birliktelik ruhuyla bunun dillendirilmesi gerek. Nasıl ki 2013’te “Başka bir dünya mümkün” dedik, şimdi de “Başka bir medya mümkün” cümlesini yüksek sesle söylememiz gerek. Medya organlarının sahipleri takipçileridir. Artı Bir baskılara ve güçlüklere rağmen taş gibi yayın yapacak ve insanların bunu sahiplenmesini bekleyecek.
Artı Bir çalışanlara devredildi...
Yeni bir model deneniyor. Yeni dönemle birlikte Artı Bir fotoğrafı içindeki bütün çalışanların olası bir ekonomik akıştan faydalanacağı ve kanalın yüküne de ortak olacağı bir model oluşturuldu. Ne kadar doğru olduğunu deneyerek göreceğiz. Yanılınan noktalar olacaktır fakat birinin buna cesaret etmesi gerekiyordu.
Sahibi olduğunuz bir medya organında çalışmakla diğer medya kuruluşlarında çalışmak arasındaki fark nedir?
Öncelikli fark huzur ve rahatlık. Başka bir birimden birisi “Onu çıkaramazsın programa kardeşim” demiyor. Hep beraber aynı yerlerden bakmaya çalışıyoruz. Herkesin birbirini koruduğu bir ortamda çalışıyoruz. Herkes kendi bildiğini yapıyor fakat kaos yok tabii ki. Görev tanımlarımız var fakat bu üst kademeden birisi tarafından belirlenmiyor. Kararları kendimiz verebiliyoruz.

Yıldız isimlerin toplandığı kanal


Artı 1 TV , medya üzerindeki baskılar nedeniyle işini yapamayan birçok ismi de bir araya getirdi. Ana haberleri Can Dündar sunuyor. Televizyon ve basın dünyasının tanınmış isimlerini de kapsayan programcı kadrosunda Pelin Batu, Mirgün Cabas, Tuluhan Tekelioğlu, Koray Çalışkan, Mehmet Güç, Vecdi Sayar, Ceyda Karan, Cihat Şener, Yavuz Oğhan, Özgür Mumcu, Bekir Saçar, Nazım Alpman da var.