Ressamın 'Gizli Saklı'sı

Ressamın 'Gizli Saklı'sı
Ressamın 'Gizli Saklı'sı
Terk edilmiş mekânları tuvale taşıyan genç kuşağın başarılı ismi Burcu Perçin, sergisi 'Gizli Saklı'yla Ankara Nev'de. Perçin, "Bu sergi üretim sürecime dair gizli saklı ipuçları taşıyor" diyor
Haber: ÖZLEM ÜNSAL / Arşivi

Günümüzün yetenekli genç ressamlarından Burcu Perçin, tuval üzerindeki hâkimiyetini foto-kolaja da taşıyor... Ankara Galeri Nev’de 1 Aralık’a kadar sürecek ‘Gizli Saklı’ başlıklı sergisinde Perçin, ilk kez yağlıboya üzerine tuval resimleriyle, foto-kolajlarını ve ofset baskı yaptığı fotoğraflarının üzerine yağlıboyayla müdahalede bulunduğu işlerini bir arada sergiliyor. 

Serginin başlığı ‘Gizli Saklı’. Resminde neleri saklıyorsun ya da neleri deşifre ediyorsun?

 
İşlerimin konusu, kullandığım imgeler, kurguladığım kompozisyonlar ve çalışma sürecim bu başlığı seçmeme neden oldu. Yani ortaya çıkan eserler bu başlığı şekillendirdi dersek daha doğru. Resmimde gizli saklı kalmış mekânları, sokaklara veya terk edilmiş yapıların iç mekânlarına gizlice yapılan graffitileri ve bulunan nesneleri yeniden kurgulayıp yorumlayarak oluşturdum. Bu başlığı seçmeme neden olan bir diğer sebep ise bu serginin resimlerimin meydana gelişindeki tüm aşamaları kapsayarak benim üretim sürecime dair bazı gizli saklı ipuçlarını taşımasıdır. 

Bu serginde ilk defa farklı bir medyum deniyorsun... Resimlerine alt metin oluşturan foto-kolajların bu sergide başlı başına bir iş olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca foto-kolajlara yağlıboyayla müdahale ederek yeni bir dil kurguladığın işlerin de yer alıyor. 

Foto-kolajları ilk kez tek başına 2010 yılında sergilenmişti. Serginin ismine de tekniğinden yola çıkarak ‘Foto-Kolaj’ adını vermiştim. O tarihte kolajların üzerine yağlıboyayla müdahalede bulunma fikri oluştu. Aradan iki sene geçtikten sonra Deniz Artun’un desteğiyle bu projeyi gerçekleştirdik. Sergi için hazırladığım kolajlardan birini seçip matbaada iki parça halinde baskıları aldık. Sonsuz olasılıklar arasından seçtiğim imgeleri 5 ayrı baskı üzerinde yağlıboyayla uyguladım. Ofset litografi diye adlandırılan baskıların her birine fırçayla yaptığım detaylı yağlıboya müdahaleler sayesinde, baskının doğasının aksine, tekrardan sıyrılarak her biri tekil işler haline dönüştü. 

Yağlıboya işlerin, foto-kolajların ve yağlıboyayla müdahalede bulunduğun foto-kolajların bir arada sergileniyor ve sergileniş biçimi işlerin arasında herhangi bir hiyerarşi olmadığını gösteriyor. Resimle olan sadık ilişkin farklı bir hal mi alıyor?

 
Kolajların, fotoğraf üzerine boyamaların ve tuval üzerine yağlıboyaların bir arada ve iç içe sergilenmesi, işler, teknikler arasında her hangi bir hiyerarşi olmadığını vurgularken, bir taraftan da eserler arasındaki ilişkileri, paralellikleri ve çelişkileri gösterme amacını taşıyor… Resme olan sadakate gelince, tuval üzerine yağlıboyanın bana her zamankinden daha fazla heyecan verdiği bir dönem geçirdiğimi söylemeliyim. Bir müzisyen için müzik aleti çalmak ne denli önemliyse, kâğıda, duvara, tuvale resim yapmak da o denli önemlidir bir ressam için, benim için… Öte yandan yeni medyumlar denemek, farklı disiplinlerde kendimi ifade edebileceğimi görmek bana yeni deneyimler kazandırıyor. Aynı zamanda resmimin gelişimine hizmet ediyor.
Yeni tekniklerle hâkimiyetin tamamen bana ait olduğu bir oyun kurmayı seviyorum. Resmime yeni malzemeler her dönem giriyor, örneğin yakın zaman önce sprey boya devreye girdi, şimdi fotoğraf üzerine boya, yarın belki ready made bir obje. Farklı disiplinlerde kendimi ifade edebildiğimi görmek bana ayrıca güven veriyor. Gala Modern için yapacağım iş de bunun bir örneği olacak…