Riddick'le köklere dönüş

Riddick'le köklere dönüş
Riddick'le köklere dönüş
Serinin üçüncü halkası 'Riddick', karakterin özelliklerini korurken, onu destekleyen unsurları eksiltiyor.
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Vin Diesel ismini şahlandıran, geniş kitlelerce sevilmesini sağlayan ‘Riddick’ serisinde üçüncü halkaya ulaştık çok şükür! 2000’de ‘Derin Karanlık ’la (Pitch Black) çarpıcı bir başlangıç yapan, bilimkurguyla korkuyu klostrofobik bir yapıyla bütünleştiren seri, 2004’teki ‘Riddick Günlükleri’yle (The Chronicles of Riddick) işe biraz ‘cila’ katarak yoluna devam etmişti bildiğiniz gibi. Yaklaşık 10 yılın ardından gelen üçüncü film ‘Riddick’ ise bir tür ‘köklere dönüş’ havası taşıyor, başkarakterin birincil özelliklerine fokuslanıyor yeniden.
‘Yaşanmaz’ denilebilecek bir gezegende mahsur kalan Riddick’in, buradan kurtulmak için verdiği çabayı izliyoruz üçüncü filmde. İlk yarım saatte, karakterin ‘ tarih öncesi’ hayvanlar tarafından köşeye sıkıştırıldığı yerden kurtulmaya çalışmasını takip ederken, sonrasında ‘tek kişilik film’ atmosferinden sıyrılıyor yapım ve kelle avcılarıyla Riddick arasındaki köşe kapmacaya odaklanıyor.
Geçmişten gelen hesapların da devreye girdiği bu serüven, başlangıçta ‘eski dost’la buluşmanın verdiği heyecanla idare eder bir kıvama kavuşuyor. Özellikle Riddick’in hayvanlarla mücadelesini resmeden bölümden keyif aldığımızı, adamımızın ‘yalnız kovboy’ doğasıyla yeniden baş başa kaldığımızı söyleyebiliriz. Tam bir ‘hayatta kalma’ üstadı olan kahramanımız (ya da anti kahramanımız), her zamanki gibi tüm motivasyonunu bu temel üzerine inşa ediyor. Aklını ve fiziksel gücünü kullanarak ‘yenilmez’ özelliklerini öne çıkarmayı başarıyor bir kez daha.
Riddick’in hayvanlardan kurtulup, hatta birini de evcilleştirip kelle avcılarıyla çarpıştığı (kimi zaman uzlaştığı) bölüme geçtiğimizdeyse filmin şirazesi kayıyor. Evet, gene karakterin sezgisel üstün özellikleri devrede ama bir Riddick hikâyesinin olmazsa olmazlarından ‘üçüncü ayak’ alabildiğine silik buralarda. Riddick’i ve kelle avcılarını zorlayan hayvanların baskısını pek hissetmiyoruz uzunca bir süre, ki serinin akışını belirleyen unsurlardan birinin eksilmesi demek bu. Yalnızca bizimkiyle kelle avcıları arasındaki ‘husumet’ üzerinden yürüyen bir hikâye kurgusu öne çıkıyor, bu da beklenen ritmin bir türlü sağlanamaması sonucunu doğuruyor.
‘Riddick’, genel toplama baktığımızda, dörtte birinin bizi tatmin ettiği, kalanınınsa idare etmekle yetindiği bir halka oluyor seride. ‘Özleyiş’in karşılığını tam olarak alamıyoruz anlayacağınız. Her şeye rağmen, ‘karanlığın efendisi’ Riddick’in bu serüvenini de küçük bir heyecanla izlediğimizi itiraf etmeliyiz...


    ETİKETLER:

    Tarih

    ,

    Hayvanlar

    ,

    film

    ,

    zaman

    ,

    Karanlık