Rock'n'roll kuşağını anlamak

Rock'n'roll kuşağını anlamak
Rock'n'roll kuşağını anlamak
'The Sopranos'un yaratıcısı David Chase, 'Sen Gitmeden Önce'de 60'ların rock'n'roll yaşam tarzını deşifre ediyor.
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Ekran klasiği ‘The Sopranos’un yaratıcısı David Chase’in yaş 70’e dayanırken hayata geçirebildiği ilk ve tek yönetmenlik çalışması ‘Sen Gitmeden Önce’ (Not Fade Away), bir ay önce hayatını kaybeden James ‘Tony Soprano’ Gandolfini’yi de son beyazperde performanslarından biriyle karşımıza getiriyor.
David Chase’in kendi yaşamından izler taşıyan film , rock’n’roll hayat tarzının 1960’larda geçirdiği evrimle birlikte ortaya çıkan sayısız müzik grubundan birine yönlendiriyor ilgisini. The Beatles ve özellikle The Rolling Stones’un izlerini takip eden grubun önce davulcusu, ardından da solisti olan Douglas’ı merkeze koyan hikâye, bir dönemin fotoğrafını çekme niyetiyle yola çıkıyor ve o yılların popüler kültür fenomenlerini de hikâyeye serpiştirerek az çok başarıyor bunu.
‘Sen Gitmeden Önce’nin rock müzikle kurduğu ilişki heyecan verici, buna itirazımız yok. Köklerini blues’dan alan rock müziğin evriminde kilit rol oynayan 1960’lardaki çıkışın izlerini takip eden film, yalnızca arka plana yerleştirilen şarkıları dinleterek bile keyif verebiliyor. Öte yandan, başkarakterin hastası olduğu Rod Serling’in ‘The Twilight Zone’u ya da onun sevgilisinin sinemayla kurduğu ilişkiyle televizyon ve sinemanın gelişimine de kucak açıyor film. Çiftin ‘Cinayeti Gördüm’ü (Blowup) izledikleri sahnenin epeyce etkili olduğunu da belirtelim bu arada.
Kuşak çatışmasının da önemli yer tuttuğu yapım, Douglas ile babası arasındaki uçurumla anlamlandırıyor bunu. Zengin-yoksul aşkı, dost kazıkları, gençliğin uyuşturucuyla imtihanı, savaş karşıtlığı, tekdüzelikten kurtulma isteği, ırkçılığa karşı sesin yükselmesi gibi birçok temayı da içeren bu hikâye, merkezde grubun serüvenini anlatırken bütün bunlara dokunmayı da ihmal etmiyor. Ancak böylesi bir seçim, filmin bir miktar dağılmasına yol açıyor ve omurganın kaybedilmesi sonucunu doğuruyor. David Chase’in, “Bir kez yapacağım, ona da her şeyi koyacağım” ısrarının buna zemin hazırladığını söylemek mümkün.
Filmin adının, The Rolling Stones’un da cover’ladığı Buddy Holly & The Crickets şarkısı ‘Not Fade Away’den geldiğini de ekleyelim son not olarak...