Roma'da 'dolce vita'

Roma'da 'dolce vita'
Roma'da 'dolce vita'
Oscar'da en iyi yabancı film için son beş aday arasına kalan Altın Küre ödüllü 'Muhteşem Güzellik', Paolo Sorrentino'nun yeni şaheseri.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Ne makyajından ne de siyahtan emeklilik yıllarında bile vazgeçmemiş bir post-punk yıldızı halihazırda aşırı bir karakter. Bir de bu karakteri Sean Penn gibi işe şaşaa katmasıyla tanınan bir oyuncunun canlandırdığını düşünün. Herhangi bir yönetmen için pimi çekilmiş el bombası tadında bir kombinasyon… 

Her an patlayıp hikâyeyi olmadık yerlere götürmesi muhtemel. Ancak bu karakteri anlatan Paolo Sorrentino olunca değişiyor. Bir önceki filmi ‘This Must Be The Place / Olmak İstediğim Yer’de söz konusu post-punk yıldızının hikâyesini konu alan Sorrentino ne işin aşırılığından imtina ederek ne de o aşırılığa boyun eğerek eşine az rastlanır bir deneyime vesile olmuştu.



Bu hafta Başka Sinema kapsamında gösterime giren yeni filmi ‘Muhteşem Güzellik’te de Sorrentino’nun elinde yine ‘hayattan büyük’ karakterler ve durumlar var. Ve İtalyan sinemasının kuşkusuz son dönemdeki en heyecan verici yönetmeni yine bunlardan kendi içinde tutarlı, tuhaf bir şekilde aşırıya kaçtığı hissinin hiç sezilmediği bir dünya yaratıyor. Filmini, her karesi grotesk unsurlarla dolu, dakikalar süren bir parti sahnesiyle açıp abartılarıyla değil duygusal yoğunluğuyla seyircisini çarpabilmek herkesin harcı değil. Tüm o, altı boş şaşaalı partiler, bir villanın verandasında yapılan Marksizm sohbetleri ve bunların tam ortasında yazar kahramanımız Jep Gamberdella’nın (Toni Servillo) ‘hem içindesin çemberin hem de dışında’ halleri, Sorrentino’nun şaşaalı dünyasında akıp gidiyor. Filmin iki saati aşkın süresini bir an bile hissettirmeyecek kadar...

Roma entelijansiyasının tuhaf vurdumduymazlığını, hayal kırıklığını artık kanıksamış 68 kuşağının haletiruhiyesini yansıtan Gamberdella, zamanında İtalyan edebiyatının başyapıtlarından birini yazıp en azından edebi alanda köşesine çekilmiş bir yazar. Artık yalnızca cüce editörünün onu görevlendirdiği röportajlara gidiyor. İşleri, egosu kadar büyük olmayan performans sanatçılarından artık azize mertebesine yükselmesi an meselesi rahibelere kadar geniş bir yelpazede İtalyan toplumunun röntgenini çekme fırsatına sahip. Ancak birçok defa kendisinin de kabul ettiği üzere Roma’nın ‘dolce vita’sına kendini kaptırmışken bu fırsatı kullanmak çok da umrunda değil. Bunca yıl, ikinci romanını yazmamak için bahane olarak kullandığı ‘muhteşem güzelliği bulamamış’ olması, onu doludizgin bir alaycıya dönüştürmüş. Artık tek silahı, dost meclislerinde lafı gediğine oturtma yeteneği.

Böyle bir olay örgüsünün hiciv boyutu malum... Ancak Sorrentino’nun dünyası saf hicivle açıklanamayacak bir boyutta. Sorrentino, Fellini’den miras gözalıcı planları, seyircisini bir an bile boş bırakmayan ihtişamlı görüntüleriyle hicvin sınırlarına sığmayacak bir sinema deneyimi yaratıyor. Sinemada çoğunlukla ayarı kaçan hiciv, görüntüyle hikâye arasındaki hiyerarşiyi yıkan İtalyan sinema geleneğinde tam dozunu buluyor. Ya da şöyle diyelim: Dekadansı sinemada kimse İtalyanlar kadar iyi anlatamıyor. Bunun en son kanıtı da ‘Muhteşem Güzellik’… Katolik ritüellerinin gündelik hayatın bir parçası olduğu atmosferde dine karşı ‘ne onla ne de onsuz’ tavrı, her biri üzerine ayrı bir film çekilecek zenginlikte karakterler, ayarı hiçbir diyalogda kaçmayan mizah… İtalyan sinemasının mutlu aile sofrası sahnelerine mahkûm olmadığını bilmek gerçekten güzel.

MUHTEŞEM GÜZELLİK

Orijinal Adı: La Grande Bellezza
Yönetmen: Paolo Sorrentino
Oyuncular: Toni Servillo, Carlo Verdone, Sabrina Ferilli
Yapım: İtalya 2013
Süre: 141 dk.