Roman yazmak değil okumak sanat

Roman yazmak değil okumak sanat
Roman yazmak değil okumak sanat
Kuad Galeri'ye konuk olan kavramsal sanatın dev ismi Joseph Kosuth'un sanata yaklaşımı hayli kışkırtıcı: "Sanat tekildir. Roman yazarsanız bu sanat olmaz, fakat kitap okursanız bu sanat olur."
Haber: EDA BOZKÖYLÜ / Arşivi

Sınırlarını tam kestiremediğim bir söyleşiye tanık oluyorum; Paul McMillen, Joseph Kosuth ile söyleşecek. Konuk, İstanbul ’da örneklerine sık rastlamadığımız, çok da tanıdık olmayan bir akımın -kavramsal sanatın- en ünlü temsilcilerinden. Bu nedenle söyleşiden ne bekleyeceğimi ve neyi merak ettiğimi bilemiyorum.
Söyleşi, kocaman fötr şapkalı Kosuth’un sözü almasıyla şöyle başlıyor: Adamın biri bir gün tanrıyla sohbet etme fırsatı bulmuş. Ona sormuş, senin için yüz yıl ne demektir? Tanrı, benim için yüz yıl bir dakika gibidir, demiş. Adam yeniden sormuş: Peki, yüz milyon dolar ne demektir? Tanrı, yüz milyon dolar bir peni gibidir, demiş. Adam, tanrının cevabını duyunca hemen atılmış, bana bir peni verir misin? Tanrı hemen yanıtlamış, bir dakika!
Rahatlatıcı bir açılış... Söyleşi boyunca da bu kadar rahat, bu kadar açıktı. Açıklamaları ve felsefesiyle de ilham vericiydi.
Joseph Kosuth, Kuad Galeri’de açılan sergisi için İstanbul’da. Serginin adı şöyle: ‘Uyanma (Özerkliğin tüm görünümüyle bir göndermeler düzenlemesi)’. Bu başlık sizin için ne ifade ediyor? İlk etapta içinden çıkması zor gibi duruyor, değil mi? Bu hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü sanatçı, felsefe ve dil üzerine yoğunlaşan ve kaynak olarak da James Joyce’un en zor ve karmaşık eserlerinden ‘Finnegans Wake’i seçen bir macera peşindedir. Macera diyorum, çünkü yaptığı işi; sanatın doğasını ve anlamın sanat içindeki üretim sürecini ve rolünü keşfetmek olarak tanımlıyor.
Bütün maceralar gibi onunki de cesaret gerektiriyor. Söyleşi sırasında şöyle bir anısını anlatıyor: Los Angeles’ta hazırladığı bir sergi için gazetelerdeki çizgi roman kahramanlarının resimlerini toplamış. Bu karikatürlerle ilham aldığı felsefecilerin kitaplarını, fotoğraflarını ve bunlarla ilintili kıyafetleri de içeren çeşitli objeleri bir araya getirmiş. Açılış gecesinde birçok ünlü konukla birlikte kendisinin koleksiyoncularından ünlü avukatlar da orda hazır bulunmuş. Fakat avukatlar sergi mekânını görünce sanatçıya dönmüş ve şöyle demişler: Joseph, bütün bu karikatürleri ve çizgi romanları kullanmak için sahiplerinden izin aldın mı? Yoo, hayır. Peki, kitapları kullanmak için? Hayır, hiçbiri için izin almadım. İyi, ama bunu yapamazsın, bu yasal değil, diye karşı çıkmış avukat. Joseph Kosuth şöyle yanıtlamış: Karikatürlere bak, onlar benim işim değil; kıyafetler de benim işim değil. Benim işim, bunlar arasındaki bu mekân, benim işim bunların yarattığı anlam. Bir araya gelmeleriyle oluşan o anlam.
Bir sanatçının, çağın koşullarına uyum sağlaması ve üretimini bu çağın ona sunduğu kaynaklarla yapması gerektiğini savunuyor Joseph Kosuth. “Aksi takdirde bu ifade otantik bir ifade olmayacaktır”. İlk 1969’da yazdığı ‘Felsefeden Sonra Sanat’ isimli denemesinde de bu vurguyu yapıyor sanatçı: “ Bugün sanatçı olmak, sanatın doğasını sorgulamaktır. İnsan resmin doğasını sorguladığında sanatın doğasını sorgulamış olmaz… Sanat sözcüğü genel, resim sözcüğü de özeldir. Resim bir tür sanattır. Resim yaparsanız sanatın doğasını sorgulamış olmaz, kabul etmiş olursunuz.”
Söyleşide bu konuyla ilgili düşüncelerini dile getirirken şöyle diyor: “Biliyorum ressamlar bana çok kızacaklar, heykeltıraşlar da; ama bunlar yapıldı, bunlar geçmişin araçlarıydı. Artık renkler üzerine çalışmıyoruz, artık anlam yaratmak için çalışıyoruz. Anlam yaratmak için renkleri kullanabilirsiniz, bunun için her şeyi kullanabilirsiniz. Fakat bunun için geçmişte kullanılmış şeyleri kullanmak, sanatçı olarak sizin kendi kapasitenize yaptığınız bir haksızlık olur. Güçlü bir yeni sanat eseri yaratmak için kendi kültürünüzden, kendi çağınızdan malzemeler kullanmak zorundasınız.”
Söyleşinin benim için en ilgi çekici bölümlerinden birisi de Joseph Kosuth’un sanatsal eylemle ilgili yorumu oldu: “Sanat tekildir. Bir roman yazarsanız bu sanat olmaz, fakat bir kitap okursanız bu sanat olur. Sanat, mekanizmanın yansımasıdır. Bunun için okumak, bir sanattır.”

Kosuth’la ‘Uyanma’
Kosuth’un İstanbul’daki ilk sergisi Borusan Sanat Galerisi’nde (15 Eylül-28 Ekim 1999) ‘Konuklar ve Yabancılar: Rossini Türkiye ’de başlığıyla, Türkiye için özel bir yerleştirmeyle gerçekleşmişti. Kuad Galeri’de sergilenen yerleştirmesi ‘Uyanma’ ise dört yıl önce tasarladığı ve o günden bu yana üstünde çalıştığı James Joyce’un en zor ve karmaşık kitabı ‘Finnegans Wake’e odaklanan kapsamlı işinin ilk sunumudur. Kitaptan seçtiği sözcüklerin galeri mekânına konumlandırılması, sözcüklerin ‘Finnegans Wake’in sayfalarındaki yerleri ve birbirlerine olan ilişkilerinde temellenmekte. ‘Finnegans Wake’ henüz Türkçeye çevrilmedi ancak Kosuth yerel dile olan saygısı dolayısıyla gri zemin üstüne beyaz neon sözcüklerle gerçekleştirdiği bu yerleştirmeyi İngilizce ve Türkçe olarak hazırladı. Sergi, 23 Şubat 2013’e kadar görülebilir.
www.kuadgallery.com

Joseph Kosuth kimdir?
1945, Ohio doğumlu kavramsal sanatçı. Fransız/İngiliz/Çeroke bir annenin ve Macar bir babanın oğludur. Küçük yaşlarından itibaren burslu olarak Cleveland Institute of Art ve School of Visual Arts’ta sanat ve tasarım üzerine çalışmış ve son olarak New School of Social Research, New York’ta atropoloji ve felsefe okumuştur. Kosuth, geleneksel sanatı üretmekten ziyade sanatın doğasını keşfetmek için çabalar ve bunu yaparken dilin sanat ve üretim üzerindeki etkisine odaklanır. Kosuth’un sanatı 1960’ların ortasında, yeni dilsel ve ideolojik kuramlar modernizmin temel ilkelerine saldırdığında ilk etkisini yaratmıştır. Eserlerinde Sigmund Freud’un analizlerine, Ludwing Wittgenstein’ın dil felsefesine ve Walter Benjamin, Jorge Luis Borges ve Friedrich Nietzsche’nin kuramlarına zengin sentezlerle gönderme yaparak çalışmıştır. Başlangıçta fotoğraf ve metin kullanarak, daha sonra dünyanın büyük müzeleri, kurumlarında ve
çok sayıda kamusal alanda neon metinlerle büyük yerleştirmeler yaparak yeni bir estetik, biçim ve sanat yapma eyleminde çığır açmıştır.