Romanımı çaldın acılarımı da al!

Romanımı çaldın acılarımı da al!
Romanımı çaldın acılarımı da al!
Klugman ve Sternthal, ilk yönetmenlik çalışmalarında edebiyat dünyasına dalıp, oradan insan vicdanı üzerine dinlenesi cümleler çıkarıyorlar.
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

İki yıl öncesinin ‘saygılı’ devam filmi ‘TRON: Legacy / Tron Efsanesi’nin senaryo ekibinde kendilerine yer bulunca bahtları açılan Brian Klugman ve Lee Sternthal, iç içe geçmiş hikâyelerle anlattıkları ‘The Words / Çalıntı Hayat ’la edebiyatı kullanarak insanlığın ‘gölgelerin ardına saklanmış’ yanlarını burun kıvrılamayacak bir duyarlılıkla yansıtıyorlar.
Şöhretli bir yazarın, son kitabını (filmin orijinal adı da olan ‘The Words’) hayran kitlesine okumasıyla açılan hikâye, ardından kitapta anlatılanlarla baş başa bırakıyor bizleri. Yazar olmaya çalışan ama ‘sıradan’ bir romanla debelenip duran genç bir adam, rastlantıyla eline geçirdiği geçmişten gelen bir metni ‘virgülüne dokunmadan’ sahipleniyor ve bu romanla edebiyat dünyasını sarsıyor. Ancak, romanın gerçek sahibinin ortaya çıkışı ve bir ‘yüzleşme’ istemesi, genç adamın hayatının altüst olmasına vesile oluyor. Bu noktada, gerçek yazarın romanı yazma ve kaybetme hikâyesini, yaşadığı acıları da takip etme fırsatı buluyoruz. ‘The Words’ yazarıysa, üst hikâyede genç ve güzel bir hayranı sayesinde kendini sorgulama fırsatı buluyor...
Dediğimiz gibi, iç içe giren üç hikâyeyle derdini anlatmaya çalışıyor ‘Çalıntı Hayat’. Buradaki temel mesele, bir metni ‘çalmak’tan ziyade, bu eylem nedeniyle insanın ruhuna yapışan ‘günah’ın silinemeyeceği oluyor. Jeremy Irons’ın son derece ölçülü ve izleyeni kendine hapseder biçimde canlandırdığı ‘romanı çalınan yazar’ın, “Romanımı çaldın, hayatımı çaldın, acılarımı da üstlen o zaman ” diyerek suçladığı ‘hırsız yazar’ın vicdan muhasebesiyse filmin özünü oluşturuyor. Burada bir edebiyat eseri özelinde kendini gösteren bu durum, hayatın birçok alanında varlığını hissettirebilecek bir hesaplaşma kuşkusuz. ‘Ruhunu şeytana satma’ motifinin tersten okunmuş hali de demek mümkün buna.
İnsanın vicdanına hapsolan günahın temizlenmesinin mümkün olmadığını söylerken, bunu karışık gibi görünen ama ‘net’ olduğu tartışılmaz bir sonuçla karşımıza getiren Brian Klugman ve Lee Sternthal, bundan sonrasında da birlikte hareket ederler mi bilinmez ama yazıp yönettikleri ilk filmleri ‘Çalıntı Hayat’la aklın hizmetinde olduklarını kanıtlıyorlar. Filmden sızan edebiyat kokusuysa, bir edebiyat uyarlaması olmasa da bu çalışmayı ayrı bir yere koymamızı sağlıyor.


    ETİKETLER:

    hayat

    ,

    Edebiyat

    ,

    yazar

    ,

    Eylem

    ,

    senaryo

    ,

    zaman

    ,

    genç

    ,

    derece