Ruhun genetik halleri

Genetik müzik diye bir kategori var mıdır? Olur, olabilir, hatta neden olmasın!

Genetik müzik diye bir kategori var mıdır? Olur, olabilir, hatta neden olmasın! Télépopmusik'in Genetic World albümünü dinledikten sonra bu soruya ancak böyle yanıt
verilebilir. 30 Haziran - 3 Temmuz tarihlerinde H2000 vesilesiyle İstanbul'da izleme fırsatı bulacağımız Télépopmusik, Fransız ama albümde tek kelime Fransızca duyulmuyor. Öyle chanson'lar, akordiyon, Edith Piaf hisli (light'ı da var biliyorsunuz, Patricia Kaas) vokaller filan yok.
Zaten bir süredir (neredeyse 8 yıldır) Fransız müziği deyince akla daha ziyade bir electronic / house sound'u ve Fransız oldukları popüler olduktan sonra fark edilen isimler geliyor. En eskileri ve tüm oluşumun babası konumundaki Daft Punk'tan bu yana house'un her keyfe her lezzete hitap eden bir düzine kadar (aslında daha da fazla) Fransız emekçisi dünya çapında üne kavuştu. Bunların arasında Air, Phoenix, Stardust, Mirwais, Etienne De Crecy, Saint Germain gibi isimler; Mr. Oizo, Alex Gopher, Bob Sinclar, Laurent Garnier gibi her telden DJ'ler; Modjo gibi daha akustik ve dans çizgisinde gruplar ve daha neler neler var.
Télépopmusik'e gelince bu altyapıdan beslenen, daha çok Air hissiyatına yakın bir çizgide yepyeni bir girişim olarak karşımızdalar. İlk single'ları Breathe'i MTV, MCM gibi müzik kanallarıyla şöyle ya da böyle haşır neşir olanlar hatırlayacak. Klibini Ridley Scott'ın oğlu Jordan Scott'ın çektiği Breathe çok farklı duygusal titreşimler yayan, insanın bilinçaltında bir yerlere dokunan garip bir parça. Neye mi benziyor? Portishead (biraz da Röyksopp) anlayışında vokaller, derin bas ve davul vuruşları, büyülü efektler ve akıp giden serin bir nehir hissi...
Einstein'in beyni
O nehir hissinin altında üç kişinin emeği yatıyor. Birincisi grubun kurucu elemanı Fabrice Dumont. Autour De Lucie isimli bir rock grubunda çalan, bir yandan da kendini müzik konusunda geliştiren Dumont; gitar, davul, double bas ve klavye çalıyor. Besteleri ve uyarlamaları gerçekleştiriyor.
İkinci isim Stephan Haeri, bir ses mühendisi.
Grubun sound'undaki akustik unsurlar onun sayesinde hiç sırıtmıyor. Son eleman Christophe Hetier, yani DJ Antipop. Sample'lar ve sound'un büyüsünü oluşturan tüm ıvır zıvırdan sorumlu kendisi.
Kraftwerk'ten Grand Master Flash'a (kendi deyimleriyle), oradan da günümüze, Air'in temsil ettiği house çizgisine uzanan Télépopmusik için fütürist bir house müzik girişimi de diyebiliriz. Genetic World ise sağı solu belli olmayan, ne yapacağı önceden kestirilemeyen bir albüm. Hip hop, nu - jazz, trip hop, ambient derken, arka planda parçaların arasında Einstein'ın beynine otopsi yapan bilim adamlarının garip aksanlı mırıltıları geliyor, artık nasıl yorumlarsanız...
Télépopmusik 2002 yılının (gerçi daha yarısını geçtik) elektronik müzik alanında en iyi çıkış albümüne sahip. Kimilerinin genetic house diye tiye aldığı Björk, Portishead, Massive Attack, Röyksopp karışımı
avangard bir tarzları var. Yeni bir formül uygular gibi elektronik müziğin öz tarihinden
derledikleri unsurları bozup, değiştirip, genetik değişimden geçirip kullanıyorlar diyelim ve tekrar edelim: Dünyada pek çok yerden önce İstanbul'a geliyorlar, onları H2000'de izleme fırsatını kaçırmayın.