Ruhunu satmadan sanatını satmak

Ruhunu satmadan sanatını satmak
Ruhunu satmadan sanatını satmak
Haber: TUBA PARLAK / Arşivi

Kanada Vancouver’de yaşayan genç Türk sanatçı Erdem Taşdelen’in Galeri Non’daki ilk solo İstanbul sergisi ‘Yarı Farkında Özne’ye bakarak genç sanatçıların her gün daha vahşi bir hale gelen sanat dünyası içindeki var olma uğraşlarını ve bu dünyanın koşullarının getirdiği sıkışmışlıklarının okumasını yapmak mümkün.
Sergileme alanının girişinde izleyicileri karşılayan ‘Sevgi Dışında Hiçbir Şey’ adlı işiyle izleyicinin serginin genelinde hüküm süren ironiye hemen aşina olmasını isteyen sanatçı duvara asılmış halılı paspastan oluşan işin üzerindeki yazıyla, içinde bulunduğumuz kutsal alanı sevgiden başka hiçbir şeyin giremeyeceği şekilde kutsadığını ve izleyicisinin bütün güçlerini bu mekânı doldurmaya çağırdığını söylüyor, bu iki yazının ortasında yer alan terazi imgesiyle de onu aslında neye davet ettiğini itiraf ediyor. Tüm genç sanatçılar gibi Taşdelen de sanatının değerlendirilmesinde adalet istiyor.
Taşdelen’in son derece renkli, pırıltılı, yer yer illüstratif çizimler, yer yer metin bazlı ve kâğıt üstü çizim, keçe üzerine payet işleme, halılı paspas üzeri baskı ve hatta kendi şahsi kartvizitlerini kullanarak ürettiği işlerinde sanatın içeriğine yönelik sorgulamalar söz konusu. Kendini de oyunun bir parçası yapmaktan çekinmeden, sanatçının kimliği meselesi başta olmak üzere farklı bağlamlarda yürütülen kimlik üzerine tartışmalar işlerin ana içerik eksenini oluşturuyor.
Sanatın diline yönelik sorgulamalar ise kendini daha zor ele veren türden. İşlerin geneline baktığımızda bize Young British Artist ve Popart üsluplarını anımsatan formlar görüyoruz. Bunların hızlı bir satış gayesine mi işaret ettiği yoksa hızlı satışın gereklilikleri üstüne yapılan bir eleştirinin formda şekil bulması mı olduğuna dair şüpheleri aydınlatan detay ise plexi bir kaide üzerine yerleştirilerek işe dönüştürülen kitabın kapaktaki başlığı. İşin adı her ne kadar kitabın adıyla paralel olarak ‘Bir Sanatçı Olarak Nasıl Ayakta Kalınır ve Refaha Erilir’ olsa da kitap kapağında yazan altbaşlık daha açıklayıcı: ‘Ruhunuzu Satmadan Sanatınızı Nasıl Satarsınız.’
Sergideki en göz alıcı işler ise canlı bir papağanın kullanıldığı ve Marcel Broodhaerts’in bir işine gönderme yaparken Damien Hirst’in biçimlerini anıştıran ‘Demedi Demeyin’ adlı oda enstalasyonu, sizi bir dans pistine davet eden ‘Sen Sen Sen’ adlı ışık ve ses enstalasyonu ve homofobinin gülünçleştirildiği ‘Toplu Panik (3. Bölüm)’.