Sabıkalı yönetmenin yeni korku filmi

Son dönem Amerikan korku filmlerinin en çok ilgi görenlerinden bir tanesi olan Jeepers Creepers ülkemize ulaştı.
Haber: Kaya Özkaracalar / Arşivi

Son dönem Amerikan korku filmlerinin en çok ilgi görenlerinden bir tanesi olan Jeepers Creepers ülkemize ulaştı. Ünlü yönetmenlerden F. F. Coppola'nın yapımcıları arasında yeraldığı bu korku filminin, 10 milyon dolar gibi mütevazı bütçesiyle 40 milyona yakın bir hasılat elde etmesi üzerine devam filminin çekilmesine başlanmış bile. Gerçekten de Jeepers Creepers bir korku sineması ürünü olarak artıları eksilerine bir hayli ağar basan bir film sayılabilir. Herşeyden önce, korku sinemasını sulandırmaya yönelik, son dönemde Amerikan korku sinemasında bir ara yaygınlaşır gibi görünen trendlere pek prim vermiyor: Yerinde ve dozunda bir-iki replik dışında korku filmleri üzerine söz söylemek, türün kalıplarının 'yapı-bozumuna' girişmek gibi saiklerle değil, 'harbi' bir korku filmi çekmek niyetiyle yapıldığı açık.
iki genç, bir kamyon şoförü
Biri kız diğeri erkek iki genç, Amerika'nın adı verilmeyen bir eyaletinde arabalarıyla yolculuk etmektedirler. Steven Spielberg'in ilk filmlerinden The Duel'i (1971) bir hayli anımsatan açılış sahnesinde eski püskü bir kamyon tarafından yolda sıkıştırılarak taciz edilirler. Bir süre sonra kamyon onları sollayıp geçer gider. Gençler beladan kurtulmuş gibidirler ama heyhat belayı adeta kendileri tekrar davet edeceklerdir. Çok geçmeden tehditkâr kamyonu yol kenarında köhne ahşap bir yapının yanında park etmiş olarak görürler ve tepeden tırnağa siyah giysiler içindeki şoför, içinde ceset olduğu izlenimi veren bir takım çuvalları bir kanala atmaktadır. Meraklarına veya sorumluluk duygularına teslim olan gençler çuvallarda ne olduğunu öğrenmeye çalışmadan edemeyecekler ve böylece film de açılış sahnesinin yarattığı beklentinin aksine çok farklı alt-türlerin kulvarlarına doğru direksiyon kıvıracaktır. Filmin özellikle ilk yarısında, yani siyahlar içindeki şoförün yüzü ve giderek gerçek niteliği görülünceye kadarki bölümünde, gerilim istiminin bir hayli yüksek tutulması başarılmış, üstelik, çuvalların atıldığı yeraltı mahzeninin duvarlarının ve tavanının yüzeyi gibi, zaman zaman dehşetengiz mizansenlerle takviye edilerek. İkinci yarıda da hapishane koğuşundaki sahne gibi belleklerde yereden anlar olsa da ikinci yarının adeta biraz fazla uzun tutulduğu, filmin 90 dakikalık standart süreyi doldurmakta sanki biraz zorlandığı hissediliyor; örneğin psişik kadınla ilgili pasajlar bir yama gibi durmaktan kurtulamıyor. Üstelik film boyunca iki gencin aralarındaki didişmeleri (pek de yetenekli oyuncular tarafından canlandırıldıkları söylenemez) giderek sabır sınırlarını bir hayli zorluyor. Çok şükür ki film, oldukça etkileyici ve neredeyse balyoz gibi bir finalle noktalanıyor.
Yönetmen tacizle suçlanmıştı
Jeepers Creepers her ne kadar, daha doğrusu her nasılsa, ABD'de MGM/UA tarafından yaygın dağıtımı yapılmış olsa da, büyük stüdyoların siparişi doğrultusunda yapılmış standart bir korku filmi değil, yaratıcı bir yönetmenin kendi iç dünyasının yansımalarını taşıyor izlenimi veren bir ürün. Filmde kendi başlarına belli belirsiz dikkat çeken kimi unsurlar, yönetmeni tanıyınca sanki daha bir anlam kazanıyorlar. Palyaço kılığındaki katillerin çocuklara dehşet saçmasını anlatan ilk filmi Clownhouse'ın (1988) vcd'leri ülkemizde bulunan yönetmen Victor Salva, sözcüğün gerçek anlamında sabıkalı mazisi olan bir şahsiyet. 1995'te Powder adlı ikinci filmini çekerken Salva'nın yıllar evvel 1988'de bir oğlan çocuğunu cinsel tacizden mahkum olarak 15 ay hapis yatmış olduğu, mazideki bu vakanın bizzat mağdurunun Salva aleyhine kamuoyu oluşturmak için yaptığı protesto eylemleriyle ortaya çıkmıştı. Çocuk tacizi gibi vicdanları en rahatsız eden niteliğe haiz bu olay, doğal olarak yönetmenin itibarını ciddi biçimde zedelese de, yıllar evvel cezasını çekmiş ve bir daha da adının böyle bir olaya karışmamış olması gerçekleri sayesinde toptan bir afaroza uğramaktan kurtulmuş durumda (Salva'dan çok daha ünlü bir yönetmen olan Roman Polanski ise 1978'te bir kız çocuğuyla seks yapmaktan dolayı hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılınca adaletten kaçarak bir daha geri dönmemek üzere ABD'yi terketmişti). Jeepers Creepers'ı izlerken kimi altmetinlere ilişkin müphem göstergeler saptamak, belki biraz zorlama olsalar da, olanaklı. Tehditkâr kamyonun gizemli 'şoförünün', gençlerin arabasının kapısını kırıp delikanlının kirli iç çamaşırlarını koklaması ve bundan zevk alması gibi... Ve tabii finale doğru 'canavarın' iki gençten hangisini tercih ettiği de bu bağlamda düşünülebilir. 'Canavar şoför' neyi simgeliyor? Yönetmenin vicdan azabını, suçluluk duygusunu, veya çok daha karmaşık ve çelişkili iç dünyasını mı?