Sadece Türkiye'nin heyecanı değil

Sadece Türkiye'nin heyecanı değil
Sadece Türkiye'nin heyecanı değil
Altın Palmiye sahibi 'Kış Uykusu' ödül öncesi ve sonrasında nasıl bir macera yaşadı; Nuri Bilge Ceylan, ödül konuşmasında tam olarak ne dedi? Esin Küçüktepepınar, Cannes'dan bildiriyor.
Haber: ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR / Arşivi

İsmiyle müsemma bir aydının ortayaşında ve Kapadokya dekorunda, yakınlarıyla birlikte olan münzevi yaşamı ‘Yol’dan 32 yıl sonra memleketimize ikinci kez Altın Palmiye kazandırdı. Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Kış Uykusu’ adlı filmi 67. Cannes Film Festivali’nde sinema âleminin en önemli ödülünü kazandığında salonda patlayan alkışlar, sevincin sadece Türkiye cenahında yaşanmadığının göstergesiydi. Zaten film, ilk gösteriminden bu yana ödülün favorileri arasındaydı. Genelde büyük ödülün habercisi sayılan Uluslararası Film Eleştirmenleri Ödülü’nü (FIPRESCI) kazanmasıyla da beklentiler zirve yapmıştı. Yine de Mike Leigh, David Cronenberg ve Dardenne kardeşler gibi Cannes’ın gediklisi ‘star’ yönetmenlerin arasından sıyrılıp sıyrılamayacağı merak konusuydu. Ne de olsa Yeni Zelandalı yönetmen Jane Campion’ın başkanlığını yaptığı jürinin hal ve ahlavini kestirmek zordu. 

Nuri Bilge Ceylan’ın sahnede Altın Palmiye’yi kabul ederken yaptığı konuşma kısa ve çarpıcıydı; “Bu ödülü geçen yıldan bu yana hayatını kaybedenler dahil Türkiye’nin gençlerine adıyorum”. Bu cümle Türkiye’yi anında salladı, sosyal medyada infial yarattı. Gelgelelim Soma felaketiyle son dönem iyice altüst olan memleket ortamında bu başarıyla teselli ararken tercümede kaybolduk. Ceylan’ın aslında söylemediği (Soma felaketine dair) sözler manşetlere çıktı, hiç kastetmediği (Sadece ‘Türk’ gençler dedi!) manalar silsilesi gereksizce Altın Palmiye başarısının önüne çıkarılmaya çalışıldı. 

Cem Erciyes yazdı. "Bir Altın Palmiye de izleyiciye"

Nuri Bilge Ceylan'ın şifreleri

'Kıskanç Tarantino, yılan bakışlı Uma'

NBC'dan 32 yıl sonra aynı poz


Oysa ki bir gün önce FIPRESCI Ödülü’nü bizden alırken de “Zor bir yıl geçirdik” diyerek söze başlamıştı. Altın Palmiye sonrası basın toplantısında da Soma veya Gezi’yi açıkça telaffuz etmedi ama farklı mana aratmayacak şekilde “Çok sorunlu bir yıl geçirdik. Ödülü gençlere adadık. Özellikle de hayatını kaybedenlere. Bu gençler bize çok şey öğretti. Bazıları hayatını belki de bizim geleceğimiz için feda etti” dedi. Medyamızdaki bu anlam karışıklığının nedeni meçhul. Ceylan ve ekibinin tam da Soma faciasına denk gelen Cannes başlangıcından bu yana üzüntülerini belli etttikleri, filmin galasında Soma yazılı kağıtlar, yakalarında siyah kurdeleleriyle boy gösterdikleri basın toplantısında “Sevincimiz kursağımızda kalıyor” sözleriyle Cannes başarısının keyfini tam hissedemedikleri biliniyor. 

‘Meşhur telefon’u bekliyoruz
Cumartesi sabahı Altın Palmiye heyacanı doruktaydı. İstikamet ise Cannes’da sinemamızı layıkıyla tanıtan Türkiye Pavyonu oldu. Ankara Sinema Derneği’nin kurucuları Ahmet Boyacıoğlu ve Başak Emre’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı adına organize ettiği Türkiye Pavyonu bizi ‘yuva’ gibi sarıp sarmaladığından zaten 12 gün boyunca buluşma noktamızdı. Tam da ‘aranmıyoruz’ endişesine düşmüşken merakla beklenen ‘meşhur telefon’ öğlen saatlerinde geldi. Mutlaka bir ödül kazanmıştık ama neydi? Neyse ki spekülasyondan yana fakir değildik ve akşamki tören için ekibe verilen davetiyelerin önden ikinci sırada olmasını anında Altın Palmiye’ye yormaktan gocunmadık. Ne de olsa Ceylan ilk kez kısa filmi ‘Koza’dan sonra ‘Uzak’la başlayan ve beşinci kez “Kış Uykusu”na uzanan yarışma serüveninden hiç eli boş dönmemişti ama bu yıl kendisine ayrılan koltuklar pek ayrıcalıklıydı. 

“İki saat daha uzasa da izlerdim”
Dışarıda eğlenceli festival kalabalığı, sahnede Quentin Tarantino ve Uma Thurman ‘şovu’ ile son dakika geldi. Altın Palmiyeli ‘Pulp Fiction’ın soundtrack’inden meşhur ‘Misirlou’nun kıvrak ritmleriyle dans ederek komiklikler yapan ikili az sonra festivalin ‘en uzun sanat filmi’ni onurlandırcaklardı. Ceylan, FIPRESCI töreninde “Eleştirmenlerin desteğine çok teşekkürler. Sanat filmi zordur, uzun film de. Böylesi uzun bir sanat filmi ise daha zordur” demişti. Nitekim jüri başkanı Campion da 3 saat 16 dakikalık filmin süresinden başta korkmuş: “Ama filmin öyle güzel bir ritmi vardı ki iki saat daha izleyebilirdim. Keşke ben de bu kadar acımasız ve dürüst karakterler yaratabilseydim. Filmde her şey çok incelikli ve derin”...
Ceylan sahnede mutlu bir tedirginlik içindeyken, ortak yapımcısı Ebru Ceylan, yapımcı Zeynep Atakan, oyuncuları Demet Akbağ, Melisa Sözen ve Ayberk Pekcan’ın haklı duygusallığı açıkça görünüyordu. Sevinç kahkahalarına karışan gözyaşlarını izlerken biz gazeteci gürühu da ululslararası melektaşlarımızın tebrik selini kabule başladık. Altın Palmiye kazananlar için özel düzenlenen resepsiyondan neşeyle dönen davetli yabancı meslektaşlarımızla karşılaştık, davetteki yokluğumuzu hayretle fark etmelerini espriyle geçiştirdik. Biz geceyarısı sakinliğe kavuştuğumuz anlarda Cannes sokaklarındaki festival havası doruktaydı.

YENİDEN BİRLİKTE SEVİNMEYİ HATIRLADIK

Atilla Dorsay (sinema yazarı): Tam da benim -sağlık nedenlerinden dolayı- Cannes’a gidemediğim yıl Altın Palmiye’yi Türkiye’ye vermeleri ne ayıp! Şaka bir yana, bu büyük başarı bizim yıllardır yakından izlediğimiz, bağrımıza bastığımız ve her platformda savunduğumuz genç Türk sinemasının hangi aşamaya geldiğini göstermesi açısından ilginç. Şimdiden bana ulaşan ünlü eleştirmenlerin yazıları, filmin ne kadar iyi olduğunu belgeliyor. Umarım ki bundan böyle bu tür filmlere ve Nuri Bilge sinemasına bakışmaların, konuşmaların ya da yuvarlanan bir taşın veya bir meyvenin süresini milimetrik biçimde hesaplayarak yaklaşanlar, artık yeni bir yaklaşım edinecekler ve bu tür filmlere saygı göstermeyi öğreneceklerdir. Bütün o sevgili dostlarımı candan kutluyorum. 

Semih Kaplanoğlu (Altın Ayı ödüllü yönetmen): Umudumuz gerçek oldu. Yeniden birlikte sevinmeyi hatırladık. Bu ödül bizim kuşak sinemacıların yeni bir başarısı. Bu sevinci yaşatan Nuri Bilge’ye ve tüm ekibine tebrikler.
Tayfun Pirselimoğlu (yönetmen): Hem Nuri Bilge sineması, hem Türk sineması, çok daha önemlisi bizatihi sinemanın kendisi adına çok önemli bir ‘hadise’. Ceylan, sinemada bir hikâye anlatmanın nasıl da büyülü bir iş olabileceğini ıspatlayan bir usta olarak bu onuru yaşamayı fazlasıyla hak eden bir yönetmen ve hak ettiğini almasından ötürü çok mutlu oldum. 

Hüseyin Karabey (yönetmen): Her türlü zorluğa rağmen sinema yapmaya çalışan bizler için Semih Kaplanoğlu’nun yakın zamanda aldığı Altın Ayı’yla beraber düşünüldüğünde Türkiye sineması için Altın Palmiye tam bir doping etkisi yaratacak. Bize bu büyük başarıyı getiren bütün film ekibi ve yönetmenini bütün kalbimle kutluyor ve “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” diyorum.
Atalay Taşdiken (yönetmen): Nuri bunu hep yapıyor. Ben “Sinemamızın Bilge’si” diyorum ona. Türk sinemasının dünyada bilinmesi, aranır hale gelmesi ve takdir görmesinde emeği çok büyük. Hele Altın Palmiye sonrası her Türk yönetmeninin önünün daha da açıldığını söyleyebiliriz. 
Sinemamız minnettar. 

Derviş Zaim (yönetmen): Türk sinemasının görünürlülüğünü artırmasına vesile olması nedeniyle hayırlı olduğunu düşünüyorum. Emeği geçenleri tebrik ediyorum. Umarım sinemamız adına buna benzer olaylar devam eder. 

Ferzan Özpetek (yönetmen): Nuri Bilge benim için çok kıymetli. Sinema serüvenimiz birlikte başladı bir anlamda. Altın Portakal’da o ‘Kasaba’ bense ‘Hamam’ filmiyle ilk kez beraber yarışmıştık. Bu süreç içerisinde birbirimizi çok destekledik. Dolayısıyla bu ödülün benim için çok farklı bir anlamı var. Şerif Gören’den sonra bu ödül ona yakışırdı diye düşünüyorum ben. Asıl önemli olan bu başarıyı ödün vermeden, kendi yolundan ilerleyerek yakalamış olması. Onun bu yıl Cannes’a gideceğini duyduğum andan itibaren çok heyecanlıydım, insanın içinden geleni yapması ve bunda ısrarcı olması işte böyle büyük bir başarıyı da beraberinde getiriyor. 

Onur Ünlü (yönetmen): Nuri Bilge Ceylan’ın bu ödülle hak ettiğini sonunda aldığını düşünüyorum. Filmi çok merak ediyorum. Bu güzel hediyeyi hepimize verdiği için onu tebrik ediyorum. 

Murat Şeker (yönetmen): Cannes’la değil ‘kan’la alınmış bir ödül olduğunu düşünüyorum! Türk sineması 100. yılına hiç kolay gelmedi. Bu ödülü almış olmak çok önemli ve Nuri Bilge Ceylan bu ödülü kendi sinemasından hiç taviz vermeden aldı. Bunu göstermesi açısından çok önemli bir ödül oldu. Onunla gurur duyuyorum.