Sağlıklı yaşam efsaneleri

'Tereyağı yeme, kalp damarların kazık gibi sertleşir', 'Her yemekte zeytinyağı ye, sonsuza kadar yaşa', 'Fazla tuz tansiyonu...

'Tereyağı yeme, kalp damarların kazık gibi sertleşir', 'Her yemekte zeytinyağı ye, sonsuza kadar yaşa', 'Fazla tuz tansiyonu yükseltir', 'C vitamini soğuk algınlığına iyi gelir', 'Kahveyi bırak, kalbe zarar', 'Hava kirliliği astım vakalarında artışa neden oldu', '30 yıl sonra hepimiz kanserden öleceğiz çünkü cep telefonu kullanıyoruz'... Bilimsel olduğu iddia edilen ve çoğu zaman uzmanların ağzından verilen bu bilgiler gerçekten sağlığımızı ve hayatımızı nasıl etkiliyor? Bu sorunun yanıtını ve tarihteki bilimsel batıl inançları İngiliz araştırma merkezi The Henley Centre incelemiş. Aslında sağlığımızla ilgili her gün karşımıza çıkan tüm bu bilgiler kuşkusuz bilimle taban tabana zıt gerçekleri işaret etmiyor. Hatta dergilerin gazetelerin sağlık sayfalarını dolduran bu 'bilimsel atasözleri', inandırıcılıklarını bilimsel çevrelerin ağzından çıkmalarına borçlu. Ama çoğu zaman ortaya sağlıkla ilgili maksatı aşan ifadeler, inanışlar, kısaca bilimsel şehir efsaneleri çıkıyor. Uluslararası firmalar için güvenilirlik araştırmaları yapan The Henley Centre, bu konu üzerinde çalışırken geleneksel haber kaynaklarının artık inanılırlıktan uzak olduğunu fark etmiş. Bilim ve tıp birbirine paralel şeyler söylüyor ve ters düşmüyorlar belki ama çoğu zaman açık bir biçimde ifade edilmeyen bilimsel görüşler hayatımızı değiştiriyor. İşte en yaygın sağlık mitleri...
Ispanağın demiri
30'lu yıllarda ıspanağın besin değerini inceleyen bilim adamları demir oranını gösteren rakamda virgülü yanlış yere koyunca rakam 10 kat arttı ve meşhur mit doğdu. Bilim adamları artık demir oranının kırmızı ettekinden fazla olmadığını biliyor ama mit devam ediyor ve Temel Reis hâlâ ıspanakları yutup Kabasakal'ı dövüyor.
Cepte telefon, beyinde tümör
Modern sağlık mitlerinin belki de en yaygın olanı cep telefonlarından yayılan radyasyonun
kansere neden olacağı ve beyinde tümöre yol açacağı. Bununla ilgili istatistikler ve bilimsel verilere göre bu bilginin kesinliği doğrulanamıyor. Belirli bir tehlikeye neden olduğu, kanser olma riskini yükselttiği doğru. Ama bu konuda sigarayla boy ölçüşemiyor bile. Mesela araba kullanırken trafik kazasında ölme riskiniz ya da karşıdan karşıya geçerken birinin sizi ezme riski daha yüksek. Ama cep telefon kanser yapar inanışı bunaları göremezden geliyor.
Tüneldeki tren öldürür
19. yüzyılın sonunda buharlı trenler de yolcuları için son derece ölümcül tehlikeler yaratabiliyordu. Tünellerden geçerken kömür dumanının yolcuları zehirlediği ve geri dönüşü mümkün olmayan hasarlara yol açtığı iddia ediliyordu. Allah muhafaza, trenin içinde tünele giren yolcu, bu hatasının cezasını halsizlik, kusma gibi belirtiler sonucunda, acılar içinde ölerek çekebilirdi.
Musluktan içme, ölürsün
Musluk suyu içmenin, suyun içinde bulunabilecek pestisitler göz önüne alınırsa sağlığımız açısından zararlı olduğu söyleniyor ve çeşmeden su içilmemesi öğütleniyor. Ancak mesela İngiltere'de yapılan araştırmalara göre, musluk suyunun yarattığı tehdit ile günde bir sigara içen ya da hayatında bir kez, bir kadeh şarap içmiş birinin aldığı risk aynı. Yani bilimsel olarak evet, tehlike var. Ama ölçüsü işte bu kadar ve bu bile her yıl milyonlarca dolar tutarındaki parayı şişe suyuna yatırmaya neden oluyor.
Zeytinyağlı, şekerim!
Zeytinyağı bugün sağlıklı beslenmenin simgesi olmuş durumda. Bu mucize ürün her lezzete hitap eden çeşitleriyle kalbimizin ve damarlarımızın dostu, bizi bu iki sinsi tehlikeye karşı koruyan bir sağlık diyetinin baş kahramanı gibi tanıtılıyor. Bilimsel açıdan bakıldığında ise her türlü yağ, fazla miktarda kalori içeriyor ve şişmanlığa yol açıyor. Şişmanlık da nedeni ne olursa olsun, kalp ve damar sağlığı için zararlı. Yani zeytinyağı kullanıyorum diye sağlıklı olduğunu zannetmek aslında pek de doğru olmayan bir düşünce. Sağlıklı yaşam için önerilen 'zeytinyağlı' Akdeniz diyetinin bir alternatifi de zeytin üreticisi olmayan, ABD kökenli kanola yağı. Kalp dostu diye tanıtılıp pazarlanan kanola, sağlıklı yaşam düşüncesinin ardında büyük ekonomik dengeler olduğunun göstergesi.
Bisiklete binme, çocuğun olmaz
1870'lerde Avrupa'da kadınlar bisiklete binmeye başladığında bunun hamilelikle ilgili sorun çıkaracağı savunuluyordu. Bisiklete binen kadınların 'pozisyon' icabı çocuk düşürme olasılıklarının yüksek olacağı ve işini garantiye almak isteyenlerin kesinlikle bu iki tekerlekli araçtan uzak durması, bilim adamları tarafından salık verilmişti.
Bir yudum al, sonsuza kadar...
20'li yıllarda her derde deva mucize ilaç olarak radyoaktif su gösteriliyordu. Yüksek tansiyon, kanser, guatr, mide ağrıları, artrit, kadın hastalıkları, romatizma,
egzama ve aklınıza gelebilecek daha pek çok
rahatsızlığın tedavisi için radyum kürü öneriliyordu. Bu tedavinin en fazla bilinen ilacı ise Radithor'du. Hastalıklarının çaresini onda bulanları ise uzun ve acılı bir ölüm karşıladı.