Sakin sağlam ve doğru adımlar

Sakin sağlam ve doğru adımlar
Sakin sağlam ve doğru adımlar
Çocuk oyuncular, şimdilerde 'Bu sette çocuk var!' kampanyasıyla gündemde. Yıllar önce 'Çocuklar Duymasın'da ailenin küçük kızını oynayan Ayşecan Tatari şimdi büyüdü. Tatari'yle geçmişe gittik, geldik.
Haber: ECE ÇELİK - ece.celikis@gmail.com / Arşivi

Dokuz yaşında ‘Evdeki Yabancı’ dizisinde tiyatrocu annesi Aliye Uzunatağan’la karşılıklı rol kesmeye başlayan Ayşecan Tatari daha sonra ‘Çocuklar Duymasın’ dizisinde canlandırdığı Duygu karakteriyle hepimizin tanıdığı bir yüz olup çıkmıştı. Dizinin ardından oyunculuk eğitimi için New York’a taşınan Tatari eğitimini tamamladı ve Türkiye ’ye döndü. 24 yaşındaki oyuncu bu sezon DOT’un ‘Sarı Ay’ oyunundaki performansıyla isminden söz ettirdi. Ayşecan Tatari’yle buluştuk, hem çocukluk yıllarını hem de ABD günlerini konuştuk.

Küçük bir çocuk için setler, oyunculuk ne ifade eder?

Annemden dolayı setlerde ve o çevrenin içinde olmaya alışkındım, bana oyun gibi geliyordu. Zaten bir dizide oynamadığım zamanlar da annemle sete geliyordum. Herkes o kadar tatlı davranırdı ki herkesi yaşıtım ve arkadaşım zannediyordum.

Annenizin setlerinde mi heves etmiştiniz oyunculuğa?


Galiba öyle oldu. Küçükken anneme çok tepkiliydim, başka çocukların annesi rolünde oynamasına tahammül edemiyordum. “Üzerindekileri çıkar, sen benim annemsin” diye kızdığım çok olmuştur. Sonra bir gün annemin bir görüşmesindeydik, “Ben de oynamak istiyorum” dedim, “Hadi yap bakalım” dediler.

Anneniz meslek olarak oyunculuğu seçmenizi istiyor muydu?


“Bir denesin bakalım” diyordu.

Çocuk oyuncular, setteki çalışma koşullarından olumsuz etkilenebiliyor. Böyle bir durum yaşadınız mı?


Sette çocuk olunca herkes özenli davranıyor. Çalışma saatleri konusunda yapılabilecek bir şey yok ama bence insanlar ellerinden geldiği kadar dikkat ediyor. Benim de zorlandığım noktalar oldu. ‘Çocuklar Duymasın’ zamanında lise sondaydım, cuma günü okul çıkışı sete gidiyordum. Gece yarısına kadar çalışıyorduk, cumartesi yine öyle.

Oyuncular Sendikası çocuk oyuncular için bir yasa çıkması konusunda çalışma yürütüyor aynı zamanda...

Çok doğru buluyorum. Sette psikolog bulunsa ve çalışma saatleri düzenlense çok iyi olur.

Yıllarca dizilerde oynadıktan sonra ABD’ye gitme kararını nasıl verdiniz?


Çocuklar Duymasın bittikten sonra bir şey yapmak istemedim. Çünkü dizi dört sene sürdü. Zaten İtalyan Lisesi’nde okuyordum ve okula ağırlık vermem gerekiyordu. O dönemde başka bir şeye eğilimim olabilir mi diye çok düşündüm. Ama yine oyunculukta buldum kendimi ve ABD’ye konservatuvar okumaya gittim.

Oraya gidince artık sizi kimse tanımıyordu. Nasıl bir değişim yarattı bu?


Hem başka bir ülkede tek başına olmak hem de konservatuvar eğitimi çok zor oldu. Dil zaten sizi zorlayan bir etken. Ancak bu süre bana çok faydalı oldu. Orada tanınmamak ve kimsenin benimle ilgili önyargı sahibi olmaması da bana iyi geldi.

İçinize kapanık bir haliniz var…

Zaten çok utangaç biriyim. Bir de ergenlik dönemimde herkes benimle ilgili önyargı sahibi olunca daha da içime kapandım. O dönemde benimle her tanışan “Aa hiç tahmin ettiğimiz gibi değilmişsin, çok tatlıymışsın” diyordu ve bu çok üzüyordu. ABD’de bu durumdan kurtuldum.

Orada kalıcı olup oyunculuğa Amerika’da devam etmeyi düşünmediniz mi?


Çok düşündüm. Ama orada kalmak teknik olarak zor. Önce burada bir şeyler yapıp sonra tekrar dönme fikrim var. Okul bittikten sonra yalnızca bir sene çalışma izni veriyorlar ve o da sadece kendi alanınız için... Bir sene oradaki endüstride çevre edinmek için kısa bir süre. Bir de zaman geçiyor ve yaşım ilerliyor. O yüzden dönmek istedim çünkü burada zamana ihtiyacım olacaktı.

Döndükten sonra ‘Kendimi ispatlamam lazım’ endişesi yaşadınız mı?


İspat değil, çalışmak istiyordum. Oradaki konservatuvarda bir şeyleri yapabildiğimi hissettim. Tiyatro yapmak istiyordum ve DOT’a gittim.

Son oyununuz ‘Sarı Ay’ çok olumlu tepkiler aldı, siz de oyunculuğunuzla herkesi şaşırttınız…

Oyun bana kendimi çok iyi hissettirdi. Aldığım tepkilerin dışında, çok eğlendim. İlk oyunum olmasından dolayı oyunculukla ilgili çok fazla şey keşfettim. Okulda oynadığınız oyunlarda bir gece için hazırlanıyorsunuz ve o gece iyi bir oyun çıkarmanız yeterli. Ancak profesyonel oyunculukta tutarlılık devreye giriyor. Her oyunda aynı performansı sergilemeyi öğrendim.

Şimdi ABD ile Türkiye’deki tiyatro anlayışıyla ilgili bir karşılaştırma yapabiliyor musunuz?


Orada her şey daha endüstrileşmiş. Okuldan çıkınca atacağınız adımlar belli. Onlar her şeyi bir sisteme oturtmuşlar.

Hangi oyuncuları beğeniyorsunuz?

Michelle Williams’ı çok beğeniyorum. İnsanların tarzları oyunculuklarına da yansıyor. Onun buğulu bir duruşu var, bu çok hoşuma gidiyor. Türkiye’de Gonca Vuslateri’yi çok beğeniyorum. İki gün önce bir oyununu izledim ve ona hayran kaldım.

Şu anda eski dizilerinizi izlediğiniz zaman ne hissediyorsunuz?


Ekranda küçük bir kız izliyorum. Benmişim gibi gelmiyor. Minik bir kız çocuğu komik komik şeyler yapıyor.

Ekip tekrar toplandı ve yeniden Çocuklar Duymasın’ı çektiler. İzleyebildiniz mi?


Hayır, takip edemedim.

Türkiye’de olsaydınız bu ekibe dahil olur muydunuz?


Ben hayatta yeni yerlerden başlamayı seviyorum. Burada olsaydım da yeni şeylere başlamak isterdim gibi geliyor. Yeni şeyler daha zorlayıcı ve daha eğlenceli.

Bundan sonraki planlarınızda neler var?


Şimdiye kadar sakin, sağlam ve doğru adımlar attım. Bundan sonra da böyle devam etmek istiyorum. Ama tiyatro hep hayatımda olacak gibi gözüküyor.