"Saman alevi değiliz"

2000 yılında tüm dünya televizyonlarında Freestyler isimli parçanın klibi dönmeye başladı.

2000 yılında tüm dünya televizyonlarında Freestyler isimli parçanın klibi dönmeye başladı. Hatırlarsanız rasta ergen kahramanımız elindeki mp3 player'ın kumandasıyla zamanı ileri geri hareket ettirebiliyor, tam duruma hâkim oldum artık derken Bomfunk MC's'in MC'si Raymond ile karşılaşıyor ve ileri geri meselesinin ona işlemediğini fark ediyordu, çünkü vs, vs. Raymond ve DJ Gismo'dan kurulu Finlandiyalı Bomfunk MC's, 2001 yılında da çıkışını sürdürdü. Freestyler dünya çapındaki en büyük hit'lerden biri oldu. Finlandiya'da neredeyse kahraman ilan edilen ve bu başarıyı beklemediklerini söyleyen Ebanks'e telefonda hal hatır sorduk.
Freestyler single'ı 2 milyon sattı. Albümünüz ise 1 milyonu geçti. Bu başarıyı bekliyor muydunuz?
Tabii ki hayır. Biz Finlandıyalıyız ve burası çok küçük bir pazar. Ama müziğin evrenselliği diye bir şey var ve bir şekilde yaptığımız iş yerel olarak belli bir başarıya
ulaştıktan sonra dışarıya açılma durumuna geliyor. Bu noktada ne kadar evrensel bir iş yaptığınız anlıyorsunuz. Ya devam ediyorsunuz
ya da her şey orada kalıyor. Bir de sanırım Freestyler çok iyi bir video klip oldu ve bu da başarıda önemli bir rol oynadı. Eh şarkı da fena değil tabii (gülüyor).
Babanız Jamaikalı, siz Londra'da doğdunuz ve Finlandiya'da büyüdünüz. Tüm bunlar müziğinize nasıl yansıyor?
Londra'yı neredeyse hiç hatırlamıyorum ama Finlandiya gerçekten her şeyin çok kolay olduğu, hayatın basit ve sıkıntısız yaşandığı bir ülke. Burası bana dilediğim gibi müzikle uğraşma şansı verdi. Jamaikalı babamın da tabii etkisi vardır müzikal açıdan. Müzisyen değildi ama çok iyi bir dinleyiciydi ve ben onun yüzlerce plağı arasında büyüdüm. Reggae, ragga ve sonraları da rap ve tabii house. Çocukluğunda dinlediğin şeyler aklından hiçbir zaman çıkmıyor. Sonraları modern sound'lar kullansan bile temelde seni etkileyenler tabii belli bir yaşa kadar dinlediklerin.
Kaç yaşındasınız?
31.
İlk nasıl başladığınız MC'liğe?
10 yıldan fazla zamandır şarkı söylüyorum ve müzikle uğraşıyorum zaten. Her zaman mahallendeki ya da şehrindeki kulüpte çalabilir ve kendini beğendirebilirsin. Ama işin zor kısmı bir adım sonra başlıyor. Yani yaptığın işi dünya çapında kabul ettirmek önemli. Biz yıllarca kulüplerde performanslara katıldık ama ancak video klibin ardından promosyon yardımıyla tanındık. Ancak şunu söylemem gerek, Bomfunk MC's'in başarısı bir gecelik bir başarı ya da medyanın yardımıyla elde edilmiş tek şarkılık, tek albümlük bir saman alevi değil.
DJ Gismo ile nasıl tanıştınız?
Bir partide herhalde. Burası küçük bir yer ve aynı işlere merak saranların birbirini bulması zor olmuyor. Ortak arkadaşlarımız vardı, aynı tür müzikleri dinleyerek büyümüştük ve planlarımız örtüşüyordu.
Finlandiya'nın gece hayatı çok mu hareketli?
Evet. Hareketli, giderek gelişen, farklı tarzlara açık bir gece hayatı var burada. Pek çok küçük plak şirketi başarılı işlere imza atıyor. Festivaller düzenleniyor, dans müziği yapan ve yenilikçi işlere imza atan isimler giderek çoğalıyor. Gece hayatı Finlandiya için büyüyen bir camia ve giderek gelişen bir sektör. Ama biz artık yılın altı ayı yurtdışında konserlerdeyiz ve pek azına katılabiliyoruz.
Finlandiya'nın gururu
En garip konseriniz hangisiydi?
Gerçekten iyi bir soru çünkü turneler sırasında çok garip şeyler yaşadık. Mesela Avustralya ve Yeni Zelanda'nın ardından Abu Dabi'ye geçtik. Buradaki konser muhteşem oldu ama gelen herkes turistti. Arap Emirlikleri'ni gittiğinde zaten asla hayal kırıklığına uğramıyorsun. Her zaman acayip şeyler oluyor.
Orada neler olduğunu söylemeyeceksiniz galiba...
Gece hayatının Avrupa'ya göre çok farklı olduğunu söyleyeyim, çok çok 'cool'.
Hiç ABD'ye gittiniz mi?
Hayır orada bu yıl içinde bir program planlıyoruz.
'Finlandiya'nın gururu' gibi bir durumunuz var. Ya da var mı?
İster istemez böyle bir misyonu üstleniyoruz.
Yani Finlandiya'nın dünya çapında yıldızları pek yok. Siz de canlı şovlar yapan, insanların dans ettiği hareketli bir iş yapıyorsunuz. Dünyayı dolaşıp farklı kültürlerle tanışıyorsunuz. Tabii ki Finlandiyalı olmamız konuşuluyor en azından ülkenin adı geçiyor. Daha dikkatli davranmak gerekiyor o yüzden.
Albümlerinizde 80'lerin rap ve house tarzı ağırlıkta...
Burnin' Sneakers'ı yapmadan çok sayıda old skool albümü dinledik. Ama zaten her zaman 80'lerin çeşitliliğinden faydalandık. O yıllarda birbirinden farklı pek çok sound üretildi bence. Yeni albümümüz özellikle enerjik bir konsept üzerine şekillendi ama rahatlatan parçalar da var.
İstanbul'a nasıl bir ekiple geliyorsunuz?
10 kişilik bir ekip olacak. Bizim dışımızda dansçılar da var. Sanırım hareketli bir şov olacak.