Sanal gerçeklik tarayıcısı

Değeri öldükten sonra anlaşılan sanatçının öyküsü trajediyse, Philip K. Dick'inki düpedüz hiciv olmalı. Dick'in bilimkurgusunun popüler kültürün organik bir parçası haline gelmesi için, kurgunun gerçek olması gerekti.
Haber: KUTLUKHAN KUTLU / Arşivi

Değeri öldükten sonra anlaşılan sanatçının öyküsü trajediyse, Philip K. Dick'inki düpedüz hiciv olmalı. Dick'in bilimkurgusunun popüler kültürün organik bir parçası haline gelmesi için, kurgunun gerçek olması gerekti. Oysa zamanında çok da kehanet potansiyeli üzerinden değer kazanmış biri değildi. Örneğin günümüzde kullanılan haberleşme uydularını kavramsal olarak ortaya atmasıyla ünlü Arthur C. Clarke gibi Altın Çağ yazarlarının aksine, Philip K. Dick'in pek de öyle yeni teknolojik ufuklara hâkimiyetiyle nam saldığı söylenemezdi. Zaten onun dönemi, yıllarca bilimsel ilerleme projektörleri gibi görülmüş olan bilimkurgu yazarlarının, eserlerinin gelecek üzerine birer tahmin değil de kendi yaşadıkları zamanlar üzerine birer yorum olduğunu dillerinde tüy bitene kadar anlatmalarıyla geçen bir dönemdi.
Yine de Dick'in "kehaneti" gerçek oldu. A Scanner Darkly'de sürekli suret değiştirerek mutlak suretsizliğe ulaşan kamuflaj kıyafeti; Time Out of Joint'te eşyaların ansızın çözünüp yerini etiketlere bıraktığı yapay kasaba; Do Androids Dream of Electric Sheep'te dünyayı algılayışları medya tarafından insafsızca yönlendirilen insanların teknolojik bir empati ağı aracılığıyla tutunduğu "gerçeklik" hissi; Ubik'te çevredeki her şeyin kendi teknolojik atasına dönüşmeye başladığı regresyon hali... Elbette hiçbiri tam olarak Dick'in kullandığı biçimiyle hayatımıza girmedi, ama o zamanın okurlarına kıyasla, bizim için hepsi çok daha tanıdık kavramlar artık. Çünkü Dick'in vizyonunu bir kültür olarak yaşıyoruz. Gerçeğin kendisinden ziyade temsilinin aslolduğu "hiper-gerçeklik" diyarını da, kimlik bombardımanının yol açtığı kimliksizlik kuşkusunu da, değil herkesin, her "şeyin" bize karşı olduğu paranoyasını da... Retrolar yumağının yol açtığı, Brazil'dekini andırır zamansızlık tablosunu da.
Komplolar silsilesi
Philip K. Dick için bilimkurguda aslolan öyküde kullanılan teknolojilerin biçimi ve akla yakınlığı değil, toplumun "bugününü" yerinden oynatarak başka bir şey haline getirecek temel fikirdi. Üzerine sürekli kafa yorduğu iki mesele insanın ne olduğu ve gerçekliğin doğasıydı belki ama, bu temalarını üzerinde işleteceği farklı farklı trükler bulmuştu: yapay anılar, değişen kimlikler, insana benzeyen ama insan olmayan varlıklar, uyuşturucu, psikolojik rahatsızlıklar, canlı birer tehdit halini alan dünyalar... Sorgulamaya, olası cevapların üzerinde durmaya hazırdı. Otuz-kırk yıl sonra bile, onun "temel fikir"lerinin üzerine atlayan Hollywood ise, çizgiyi bir yerde çekme ihtiyacı duyuyor.
Blade Runner'ın yönetmeni Ridley Scott, öykünün kahramanının da tıpkı avladıkları gibi bir "taklit" (android) olduğunu açıklamak için yıllarca bekledi. Paul Verhoeven Total Recall'da, öykünün eksenini Mars'taki casusluk serüveni olarak aldı ve sonu gelmez bir tür çılgınlığa dönüşen "daha derindeki komplolar" silsilesine hiç girmedi. Spielberg ise Minority Report'ta "suçu önceden tanımlama" sisteminin haklı çıkması olasılığını ima etmeye dahi yanaşmıyor. Dick'in kullandığı mekanizmalar aracılığıyla işi pratiğe döküyor ve kamerasını sistemin hata yapma ihtimaline ve iyi adam-kötü adam çatışmasına odaklayarak, sırtını statükonun konforuna yaslıyor.
'Ata yadigârı' paranoyalar
Öte yandan Hollywood'un Dick'ten ne istediğini çok iyi bildiği de söylenebilir. Temel fikirleri, yazarın ne kadar çok öyküye imza attığı düşünülürse, bir maden adeta. Sadece ortaya attığı bilimkurgusal düzeneklerle de değil. Kahramanlarıyla, atmosferiyle, kültürel modelleriyle... Ve elbette sonu gelmez paranoyasıyla. Ne zaman simülasyona değse üzerine paranoya bulaştırıyor, öyküsünün yolu ne zaman kitle iletişim mecralarından geçse gerçekliğin titreyip sallanmaya başladığı açık seçik görülebiliyor. Sürekli beraber yaşadığı, günlük hayatının bir parçası haline gelen ve sonunda el mecbur mantık düzlemine çekmeye çalıştığı paranoyası, ortaya bazen ürpertici bazen de akıl almaz komplo teorileri ve öyküleri çıkarmış. Soğuk savaş dönemiyle ve nükleer tehditle de beslenen bu paranoyayı "çok eski zamanlarda yırtıcılara karşı savunmasız olan atalarımızdan kalma bir his, izlendiğini, orada bir yerde seni yakalayacak bir şeyin olduğunu söyleyen bir his," diye açıkladıktan sonra, kendi karakterlerinde bu hissin ziyadesiyle bulunduğunu söylüyor. Onun karakterleri, devasa sosyal ve teknolojik mekanizmaların arasında durup, olan bitenden anlam çıkarmaya çalışan "naif gerçekçi"ler.
Bu yüzden Dick, hem Darren Aranofsky'nin Pi'si türünden modern komplo öykülerinin, hem de siberpunk'ın öncüleri arasında sayılıyor. William Gibson'ın standart gelecek tasarımları arasına girmiş "siberuzay"ının da, bütün siberpunk alt türünün kucakladığı mağlup anti-kahraman tipinin de ona epey borcu var. Dick'in Ubik'ini ya da Time Out of Joint'ini okuduğunuzda, sinemada giderek daha da yaygınlaşan "yanılsama içinde yanılsama"nın yapıtaşlarını ortaya koyduğunu görebilirsiniz. Bakış açısı bir kalıpla, kalıp da bir janrla kesişince işte ortaya Philip K. Dick'in sinemanın emrine amade dünyası çıkıyor: Ne yenilik hissinden ne de janr gerekliliklerinden fedakârlık etmeniz gereken, yepyeni bir dünya kurmaya izin veren, sürprize açık ve istediğiniz özel efektlerle donatabileceğiniz "entelektüel bir ucuz roman dünyası" bu.
Philip K. Dick'in otuz altı romanı ve yüzün üzerinde kısa öyküsü olduğu düşünülürse, sinemanın henüz bu madenden çok az faydalandığı izlenimine varılabilir... Oysa Dick-vari dünya görüşü, sinemada kendi kitaplarından uyarlanmış filmlerin dışına taşalı çok olmuş durumda. Truman'ın içinde yaşadığı, 50'li yılların boyalı, fabrikasyon kasabasının, Raggle Gumm'ın kasabasını andırmadığı söylenebilir mi? Ya da günlük hayatın makinelerin hayrına ayakta tutulan devasa bir simülasyon olduğu Matrix'in baştan aşağı Philip K. Dick kokan bir kavram olmadığı? Peki 6th Day'de (klon) bedenler arasında zihin aktarımının Dick'tekine benzer bir kimlik karmaşası yaratmadığını? Kendi dönemine (ağırlıklı olarak 60'lar ve 70'ler) bakarak süzdüğü bu sanal gerçeklik, yarı-gerçeklik ve hiper-gerçeklik modelleri, artık kurmacada kendine konforlu bir yer edinmiş durumda. Dönemler-ötesi paranoyası ve vizyonu, gerçeksiliklerin babası Internet'in çağında, nihayet gerçek arenasını bulmuş durumda.



PHILIP K. DICK UYARLAMALARI
  • Blade Runner
    Do Androids Dream of Electric Sheep? (roman)
  • Total Recall
    We Can Remember It For You Wholesale (öykü)
  • Confessions d'un Barjo
    Confessions of a Crap Artist (roman - bilimkurgu değil)
  • Screamers
    Second Variety (öykü)
  • Total Recall 2070
    Total Recall filmi üzerine
    kurulu TV dizisi...
  • Impostor
    Impostor (öykü)
  • Minority Report
    Minority Report (öykü)