'Sanatçılar bu aşk hallerinden sıkılmadı mı?'

'Sanatçılar bu aşk hallerinden sıkılmadı mı?'
'Sanatçılar bu aşk hallerinden sıkılmadı mı?'
Dünya turnesini 4 Nisan'da Babylon'da sonlandıracak Babazula'nın kurucularından Murat Ertel, "Memlekette ilham alınacak bu kadar çok konu varken sanatçılar bu aşk hallerinden sıkılmadı mı, merak ediyorum" diyor.
Haber: ELİF EKİNCİ / Arşivi

Avrupa ’dan Hindistan’a uzanan turnenizin son konseri İstanbul ’da. Nasıl geçti turne?
Hindistan’la başladık, Orada bir çöl müzikleri festivaline katıldık. Müziğe karşı saygıları, sevgileri inanılmaz. Biz taksim geleneğini çok seviyoruz, hem albümlerde hem de konserlerde çok yapıyoruz bunu. Bu taksimler de kulüp dinleyicilerini sıkıyor, konuşuyorlar, dinlemiyorlar. Orada çok saygı gösterdiler çünkü onlarda çok yaygın bu gelenek. Aslında Türk müzik geleneğinde de çok yaygınmış vaktiyle, hatta dünyanın en çok plak satan ikinci insanı, plaklarının yüzde 80’i taksim olan Tanburi Cemil Bey’dir. Böyle bir geleneğimiz var fakat herhalde radyoyla beraber, bu gelenek kırılmış.

Turne listesinde Japonya’yı da gördüm. Japonlar ilgi gösteriyor mu yaptığınız müziğe?
Japonya’da çok önemli bir hayran kitlemiz var aslında. Türkiye ’den sonra en çok albüm sattığımız ve en popüler olduğumuz yer Japonya hatta.

Sizi geçen yıl Almanya ’da bir kulüpte izlemiştim, bir Türk düğünü atmosferi oluşmuştu konserde. Avrupa konserleri öyle mi geçiyor genelde?
Bu aslında nadiren olan bir şey. Bizim Almaya konserlerimizde bile Türklerin oranı çok düşük oluyor genelde. Türkler orada da çok fazla ilgi göstermiyorlar yani. (Gülüyor) Avrupa konserleri genelde iyi geçiyor, ancak geçen turnede, Leipzig’te bir kulüpte çalarken içeride 15 kişi ya vardı ya yoktu. Biz yine iki buçuk saat çaldık tabii. Bu seneki turnede hem aynı kulüp yeniden çalmamızı istedi hem de o 15 kişinin arasında bir festival yöneticisi varmış. Bizi düzenlediği festivale davet etti.

Sahne şovlarınız, Ceren Oykut’un eşzamanlı çizimleri, dansözler, vs. ile mi sürüyor?
Biz devamlı değişmeye çalışıyoruz, çünkü çok sık performans sergiliyoruz ve bunu yapmazsak, heyecan duymamaya başlarız diye korkuyoruz. Şimdi mesela biraz daha sert, rock bir sounda doğru gidiyoruz, dansçılardan biraz uzaklaşıyoruz. Arada “Ee dansöz nerde?” diye soranlar oluyor tabii ama, o insanlarla pak fazla ilgilenmiyoruz. Ceren’in çizimlerine gelince, bence o yaptığımız çok devrimci bir yeni medya olayıydı. Fakat biz Ceren’le boşandıktan sonra, o canlı çizim olayını da rafa kaldırdık.

Bir albüm yayımlama niyetiniz var mı yakın zamanda?
Biz zaten haydi albüm yapıyoruz diye stüdyoya giden insanlar değiliz. Bir vesileyle bir beste doğuyor, o besteler birikiyor ve albüm oluyor. Yine öyle yapacağız herhalde bu ara.

‘Gecekondu’ albümünün ardından, ‘Ekümenopolis’ belgeseli için de müzik yapmıştınız. Kentsel dönüşüm süreciyle ilgileniyor musunuz?
Ekümenopolis bizim çok önemsediğimiz, okullarda filan gösterilmesi gerektiğini düşünüdüğümüz bir film. Özellikle de şu yok olmaya doğru gittiğimiz süreçte. Büyükşehri büyükşehir yapan, mimari yaklaşımdır. Ancak şu anda bütün şehrin sanayileşmesinin içinde, yaşlılara, çocuklara, engellilere, bitkilere, hayvanlara yaşam hakkı neredeyse yok! Ben artık solculuğu falan geçtim, insan olmak için destek olunması gerektiğini düşünüyorum bu hareketlere. İnsani bir noktada, birtakım minimumlarda buluşulması gerek artık. Bir şeyler yapmak gerekiyor. Biz de elimizden geldiği kadar sanatımızla destek oluyoruz. Memlekette ilham alınacak bu kadar çok konu varken sanatçılar da bu aşk hallerinden sıkılmadı mı, çok merak ediyorum.

Yeni projeler var mı önünüzde?
Bir film var, 1917’de, yarısı Türkiye’de, yarısı Avusturya’da çekilmiş. Film kayıpmış bir süredir, şimdi bulunmuş. Onun belgeseli yapılıyormuş, biz de müziklerini yapacağız, yakında duyururuz zaten.

*Babazula konseri, 4 Nisan Perşembe akşamı saat 20.30’da Babylon’da.