Sanatçılar Girişimi: Dayanağımız ödenekler değil, seyircimizdir

Sanatçılar Girişimi: Dayanağımız ödenekler değil, seyircimizdir
Sanatçılar Girişimi: Dayanağımız ödenekler değil, seyircimizdir

Fotoğraf: Yazı Köz/zete.com

Genco Erkal, Rutkay Aziz, Ferhan Şensoy ve Gülriz Sururi gibi isimlerin de aralarında bulunduğu Sanatçılar Girişimi, hükumetin tiyatrolara yönelik tutumunu yaptıkları basın açıklamasıyla protesto etti.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ / Arşivi

Aralarında Genco Erkal, Ferhan Şensoy, Rutkay Aziz, Orhan Aydın, Gülriz Sururi gibi tiyatrocuların bulunduğu Sanatçılar Girişimi, bugün Ses Tiyatrosu’nda bir araya gelerek Kültür Bakanlığı’nın özel tiyatrolara verdiği ödenek konusuyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Özel tiyatrolara yönelik ayrımcı destek politikaları kadar Şehir Tiyatroları’nın yok edilmesi çabası, Atatürk Kültür Merkezi, Emek Sineması gibi önemli sanat mekanlarının üzerindeki yıkıcı faaliyetlere karşı duracaklarını da söyleyen tiyatrocular, kültür ve sanat alanına aktarılan tüm yatırımların kaynağının halkın ödediği vergilerden oluştuğunu belirtti.

Orhan Aydın, Gülsen Tuncer, Rutkay Aziz, Gülriz Sururi, Levent Üzümcü, Emre Kınay, Nedim Saban, Mehmet Ergen, Atsız Karaduman, Yücel Erten, Kemal Kocatürk, Levent Özdilek ve Genco Erkal’ın okuduğu basın bildirisi şöyle:

“Biz tiyatrocular diyoruz ki;
Bugün ülkemizde, otoriter polis devleti hevesi ile dinci faşizm iştahı el ele vermiş, temel insan hakları ile insanlık değerlerini hiçe saymaya ve adım adım yok etmeye kararlı görünüyor.
İktidar, bu doğrultuda, kültür ve sanat alanlarına da, kıyıcı, yıkıcı, yok edici, kurutucu bir tutumla saldırmaktan geri durmuyor.
Bale sanatını belden aşağı, resim ve heykel sanatını ucube olarak nitelendiren, Fazıl Say’ı düşünce suçlusu ilan eden, Yunus Emre’den Edip Cansever’e kadar bir yazın ordusunu sansürleyen bu zihniyet; sahne sanatlarının her alanına var gücüyle yükleniyor.
Devlet Tiyatrolarını, Devlet Opera ve Balesi ile orkestralarını, ülkenin sanat hayatından silme girişimleri durmadı, durulmadı.
Biz tiyatrocular, bu gaflet karşısında susmadık, susmayacağız!
Yerel yönetimlere bağlı Şehir Tiyatroları’na boyunduruk vurarak evcilleştirme girişimlerine sessiz kalmadık, kalmayacağız!
İstanbul Atatürk Kültür Merkezi, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Muammer Karaca Tiyatrosu, Emek Sineması, Ankara Akün ve Şinasi Sahneleri gibi sanat yuvalarına yönelik yıkımcılık çabalarına karşı durduk, karşı duracağız!
Şimdi özel tiyatrolara destek konusunun da, ürkünç bir keyfilikle, meşrep bezirganlığına dönüştürüldüğüne tanık oluyoruz.
Somut demokratik ilkelerden ve bilimsel ölçütlerden yoksun, ‘Ben kurdum, oldu!’ anlayışı ile tayin edilmiş, yarıdan çoğu bakanlık memurlarından oluşan bu kurulun, kararlarından ortaya çıkan gerçek şudur:
‘Siyasal ve düşünsel yönelimleri ayrıştırır, sakıncalı bulduklarıma vermem. Yapay haklı-haksız tartışmaları oluşturarak, sonuçta ulufe veya sadakaya indirger, yandaş peyleme mekanizması olarak kullanırım.’
Oysa kültür-sanat alanlarına yapılan bütün yatırımların kaynağı, halkın ödediği vergilerden oluşur.
Kimse sünnet takılarını bozdurarak bu parayı temin etmiş değildir.
Toplumun düşünsel ve duygusal esenliği için harcanacak bu kaynakların dağılımında; uygar, demokratik ve akılcı ölçütler oluşturmak gerekir. Bunu da ancak özerk yapıda kurum ya da kuruluşlar yapabilir. İster ödenekli, ister özel tiyatrolarda olsun; bozmaca yönetmelikler ve düzmece kurullarla yapılan iş, ahmakıslatan gibidir.
Destek için başvuran, başvurmayan, başvurup destek alan, başvurup destek alamayan, destek alıp da reddeden biz tiyatrocular, bir bütün halinde bu kurnazlığın da maskesini düşüreceğiz. Susmuyoruz, susmayacağız!
Uygar dünyanın bu konudaki yöntemi de özgürlük ve özerklik kavramlarında yatar.
Biz tiyatrocular diyoruz ki: Sanat özgürdür, kurumları özerktir!
Özgürlük ve hukuk mücadelemizi kol kola genişletirken; dayanağımız ödenekler değil, bu duruma sessiz kalmayacağına inandığımız seyircimizin destek, dayanışma ve alkışlarıdır.
Susmuyoruz, susmayacağız!”

Bildirinin okunmasının ardından salondan ‘Bu daha başlangıç, mücadeleye devam’ sloganları yükselirken, Radikal’e konuşan Emre Kınay, 2007 yılında Duru Tiyatro’nun yaşadığı destek probleminden bahsetti: “İsmi lazım değil önemli tiyatrocularımızdan birisi kuruldaydı. O yıl kendisi en büyük yardımı aldı. Biz ‘Hamlet’ oyunu için başvurmuştuk ve hiç yardım alamadık.”

Bu yaşananların ardından olayı yargıya taşıdığını belirten Kınay, kurulda görev alan birinin en yüksek desteği almasının ‘eşitlik’ ilkesine aykırı olduğunu söyledi. Dava sonucunda karşı tarafa bir yaptırımda bulunulmadığını ve kendi oyunlarının tekrar değerlendirileceği kararının çıktığını söyleyen sanatçı, “Bu yıl iki kez reddedildik” dedi.

“2007 yılında destek talep ettiğimiz oyunu bu sene değerlendiriyorlar. Bu nasıl bir dalga geçmek? Birincisi, hani biz bu kurula iki projeyle başvuramıyorduk? İkincisi, eğer destek verilme kararı çıksaydı ben 2007’de kurduğum kadroyu şimdi nasıl toplayacaktım?” diyen oyuncu yarın sabah bakandan telefon gelse ve kendilerine destek verileceğini söylese dahi arkadaşlarına ve tiyatroya yapılanları kesinlikle unutmayacağını söyledi.

Tiyatrolardaki esas problemin hükümetin bakış açısı ve algısı olduğunu belirten oyuncu, hükümetin açık açık “Bizim konuşamadığımız bir mekanda, bizim konuşamadığımız şeyleri konuşan insanların olmasını istemiyoruz. Bundan rahatsızız” demesini beklediğini de sözlerine ekledi: “Tiyatro şu anda müdahale edilemeyen tek alan. Bu problemin tamamını hükumetin buraya müdahale edememe rahatsızlığına bağlıyorum.”

‘Ahlaklı oyun’ kavramıyla ilgili de ciddi rahatsızlık duyduğunu söyleyen Emre Kınay, 26 kişinin tecavüzüne uğrayan bir kadının oyununun muhtemelen ‘Genel toplum ahlakına uygun değildir’ damgası yiyeceğini belirtti. ‘Genel ahlaka uygunluk’ kriterinin muktedirlerin iki dudağı arasından çıkan söze bağlı olmasına şiddetle karşı çıkan sanatçı tüm kısıtlamalara rağmen tiyatro yapmaya sonuna kadar devam edeceklerini belirtti: “Tüm darbe dönemlerinde, tüm kısıtlamalar karşısında yaptığımız gibi yine tiyatro yapmaya devam edeceğiz. Seyircilerimizden beklediğimiz de tiyatrolara gelmeleri ve oyunları izlemeleridir. Lütfen çağdaş yaşamı klavyenin başından desteklemesinler.”