Sanatçılar ve galericilerden müzayede evlerine karşı sert açıklama

Sanatçılar ve galericilerden müzayede evlerine karşı sert açıklama
Sanatçılar ve galericilerden müzayede evlerine karşı sert açıklama
Dün, aralarında çok önemli isimlerin de olduğu bir grup sanatçı ve galerici bir kez daha müzayede evlerini protesto etti. Yayımlanan bildiride sanatçıların haklarına zarar veren keyfi uygulamalara son vermeleri çağrısı yapılıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Antik AŞ'nin sahibi Turgay Artam 'her zaman sanatçıların yanındayız' dedi...

Sanatçılar, galericiler ve müzayede evleri arasında son yıllarda süren gerilim dün ültimatom niteliğinde bir bildiriyle yeni bir aşamaya geçti. Müzayede evlerinin piyasayı belirlemesinden zarar gören sanatçılar ve galericiler ortak bir bildiri yaymladı. Bildiride müzalyede evleri için şöyle deniyor: “Bu kurumlar tüm ikazlara karşın, Türk sanat ortamının kırılgan, yeni ve “toy” gerçeklerini zedeleyecek tavırlar sergilemeleri, birçok sanatçı ve galericimizi rencide etmeye devam ediyor.”
Bedri Baykam’ın başkanı olduğu Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) ve Doğan Paksoy’un başkanı olduğu Sanat Galericileri Derneği ‘nin(SGD) yayımladığı ortak bildiride müzayede evlerinin ‘keyfi ve sorumsuzca fiyat politikaları uyguladıkları’ belirtiliyor. Müzayede evlerinin fiyat politikalarına sert bir dille karşı çıkan iki dernek, müzayede evlerinin sanat piyasasında kendilerini yönlendirici olarak göstermelerini kınıyor.
Komet, Adnan Çoker, Özdemir Altan, Ergin İnan, Hüsamettin Koçan, Yusuf Taktak, Devrim Erbil, Balkan Naci İslimyeli, Genco Gülan, Tuğrul Selçuk, Ebru Uygun’un aralarında bulunduğu yaklaşık 70 sanatçının imzaladığı bildiride, Dirimart, Galeri Siyah Beyaz, The Empire Project'in aralarında olduğu 20’den fazla galeri ve sanat eleştirmenleri, Şener Tansoy, Yalçın Sadak, Emin Çetin Girgin’le Genç Sanat Dergisi’nin de imzaları bulunuyor.
Miliyet Gazetesi’ne konuşan en büyük müzayede evlerinden Antik Aş’nin Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Artam ise ‘UPSD derneğinin değindiği konulara katılıyor ve her zaman sanatçıların yanında yer almaya devam ediyoruz’ dedi. Artam açıklamasında şunları da söyledi: “Gerçek fiyatlara ulaşıldığını gören eser sahipleri müzayedelerimize daha çok ilgi göstermekte ve sanat eserlerini değerlendirmek için müzayedelerimizi tercih etmektedirler.”

Bildiride şu tespitler yapılıyor:
* Galeri veya atölye değerlerinin dörtte birine, bazen beşte birine, alıcılar arası dolaşan eserleri piyasaya sürmek, bunların hızlı sirkülasyonundan para kazanmayı en önemli konu sanmak izlenen tutarsız politikaların başında gelmektedir. Bu yöntemle ömrünü bu işe adamış sanatçıların ve galericilerin kariyerlerine, onurlarına verilen büyük zarar umursanmamakta, Türk sanat ortamının sağlıklı gelişmesi baltalanmaktadır. Sanatçılar ve galericilerin malî ve manevi hakları böylelikle ihlal edilmektedir.
* Kimi sanat aracıları tarafından piyasanın, eser fiyatlarının yapay bir şekilde ateşlendirildiği, spekülatif borsa hareketleriyle kaygan bir alan haline dönüştürülmesi konunun ayrı bir rahatsız edici uzantısıdır. Sanatı maalesef yalnızca bir “borsa yatırım aracı” olarak gören tehlikeli anlayış, eserler üstünden hızlı rant sağlamayı ana işi haline getirmiştir. Bu şekilde, gerek aşağı gerek yukarı doğru ibresi sürekli tutarsız rakamlara oynayan bu “piyasa” nedeniyle sanatçı, yıllar içinde belirlenen kendi satış rakamları göz önünde bulundurulduğunda koleksiyonerine haksızlık yapan bir konuma itilmektedir. Bu çelişkiler sebebiyle gerçek koleksiyonerler rahatsız olmakta, sanat tutkusu bu spekülatörler yüzünden bir karabasana dönüşmektedir.
*Bir diğer akıl almaz olgu da, müzayedecilerin -çoğu zaman bir sanatçının sergisini açarcasına- aynı isimden 20-30 yapıtı aynı müzayedeye doldurup o sanatçının piyasasını neredeyse yok etme noktasına taşımasıdır. Kimi sanat tacirleri veya koleksiyonerler, bu ortamlarda fiyatı yapay şekilde aşağı çekilen sanatçının eserlerine hücum ettiklerinde, başarılı bir işe imza atmış olmamaktadırlar. Bu yoz ortam nedeniyle, sanatçıyla diyalog sürdürerek, onu ve işlerini anlayarak temellendirilen gerçek koleksiyonerlik unutulmakta ve unutturulmakta, onun yerine göz ucuyla birbirini izleyerek parmak kaldıran (ve indiren), beş saniyede tanımadığı sanatçılar hakkında anlamsız yargılar oluşturan, başka tip bir “sanat-yabancısı yatırımcı” tipi oluşmaktadır.
*Müzayedeler, piyasada az ve ender bulunan veya tek tük kalmış eserlerin, eşyaların, belgelerin, klasik işlerin buluşma yeridir. Ele geçirilen her çağdaş yapıtın, o anda aracının aklına esen fiyatta sunulabildiği bir deli kazanı değildir, olmamalıdır.

Ve şunlar talep ediliyor:
* “Müzayedelerin gerçek tarihi amacı dışında, sürekli bir “çağdaş sanatın hızlı pazarlaması” için kullanmaya son vermeliler.
* Sanatçılara ve onların galericilerine danışmadan, müzayedeye sunulan eserlere fiyat koymamalarını, onların etik duruşlarına, kariyerlerine ve onurlarına geri dönülmez zararlar veren bu tavırlardan kaçınmalarını, sanatçıların ve galericilerin malî ve manevi haklarını ihlal etmemelerini,
* Satışa sunulan kimi eserlerin gerekirse sunuldukları doğru fiyattan alıcı bulmamış olmasının, bu yapıtların “sürümden kazanç” adına yok pahasına piyasaya sürülmelerinden daha doğru olduğunu anlamalarını,
* Türk çağdaş sanatının önünü, sanatçılara, galericilere ve sanat piyasasına zarar vermeden bu şekilde açmanın herkese yararı olacak bir ortak tavır gerektirdiğini ve hatta sinerji yaratmanın bir başlangıç olabileceğini anlamalarını,
* Müzayede evlerinin sanatçıları karşılarına alarak ve onların eser sahibi olmasından doğan haklarını yok edecek şekilde, kişinin haklarını zedeleyici, hakkaniyete uygun olmayan davranışlar sergilemelerinin kendi itibarlarına da büyük zarar vereceğinden bu keyfi uygulamaya derhal son vermelerini,
* Sanatçılara ve onların haklarını korumayı görev edinen UPSD ve SGD’ye saygılı olmadan, bu ilişkileri koruyarak geliştirmeden bu ortamda huzur ve gelecek olamayacağını idrak etmelerini Türk sanat kamuoyu önünde saygılarımızla acil olarak rica ediyoruz” deniyor.