Sanatçıların siyasi görüş açıklaması hoş değil

Sanatçıların siyasi görüş açıklaması hoş değil
Sanatçıların siyasi görüş açıklaması hoş değil
90'ların kınalı bebeği Demet Sağıroğlu yeni albümü 'Hiç Özlemedin mi?' ile dinleyicisinin de kendisinden beklediği hüzünlü şarkılarla aramıza döndü. Sağıroğlu ile fotoğrafçı sevgilisi Murat Özdemir'in stüdyosunda buluştuk.
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

Çocukluğumun kınalı bebeği, arnavut kaldırımındaki hüzünlü yüzü sanki hiç ben büyümemişim, yıllar hiç geçmemiş gibi karşımda. 90’lardan sonra oluşan yeni müzik düzenine sitemli olan Sağıroğlu her ne kadar neşeli neşeli konuşsa da bir tarafı şarkılarındaki gibi naif ve hüzünlü. Sanatın bir duygu akışı olduğunu söyleyen Sağıroğlu günümüzde sanatçıların politik görüşlerini belli etmelerine de karşı... 

Sizi önce Kayahan’ın vokalisti sonra da ‘Kınalı Bebek’ olarak tanıdık. İlk albümden bugüne neler değişti? 

O zamanlar daha sektörün içindeydim. İki senede bir albüm yapıyordum. Şimdi daha seyrekleşti albüm araları. Benim için değişen bir şey yok aslında ama sektör için değişen çok şey olduğunu görüyorum. 

Sektör için ne gibi şeyler değişti? 

Müzikalitesi çok önemli olmayan ticari albümler yapma eğilimi var sektörde. Daha şov amaçlı daha görsellik, hepsi bir işlere daha ilgi gösteriyorlar. Yeni çağ ile birlikte elektronik müzik hayatımıza girdi. Tabii 90’ların sound’u bu günlerde yok. Bu durum tüm dünyada böyle. 

Siz hep akustikçi miydiniz? 

Evet ben akustikçiyim. Müzik dediğinizi ben herkesin bir arada yaptığı bir dinletidir diye düşünüyorum. Bunu da istersen bir tane mandolin çal ya da büyük orkestra olsun o keyfi verir. Ama insanlar demekki bu keyfi artık elektronik müzikten de alıyorlar. 

Peki gençken de mi hareketli müziklere ilgi duymazdınız? 

Ben gençken de lisedeyken de yine slow şarkıları çok severdim. Hep onları dinlerdim. Slow parçalar bana ilham verirdi. Bu, biraz yapıyla ilgili sanırım. 

Sanki eskiden daha göz önündeyken bugün daha işin arkaplanında duran, üreten bir Demet Sağıroğlu görüyoruz. Film müzikleri yapan, beste veren vs... Bu tespit doğru mudur? 

Ben müzikten hiçbir zaman kopmadım. Hep şarkı besteliyordum. Ama yapımcılar değişti, eski yapımcılar yok. Artık yapımcılar sadece büyük starlara para harcamak istiyorlar. Sezen Aksu, Tarkan gibi... Diğerleri de kendi gücüyle kendileri yapıyor. Yapımcılar risk almadıkları için albüm yapmadım ve beni daha çok arkaplan işlerle duydunuz. Kendi şartlarımla, akustik albüm yapsaydık, şu anki yapımcım Hakan Eren gibi bir ismi daha önce bulsaydım benden bu şarkıları daha önceden duyacaktınız. 

Yapımcılar sizden ne bekliyor? 

Elektronik müzik, hızlı şarkılar...
Hiç hayal edemiyorum sizden elektronik müzik...
Yapılmaz mı yapılır bir tane iki tane ama yaptığım işin bana hitap etmesi gerekiyor. Benim içime sinmesi gerekiyor ki ben mutlu olduğumu dinleyiciye aktarabileyim. Ben o mutsuzluğumu belli ettiğim zaman zaten onun alıcısı olmaz. 

Şarkılarınız hep giden birine yazılmış gibi. Çıkış şarkınız ‘Hiç özlemedin mi?’ de öyle... Kime hitaben yazıyorsunuz şarkılarınızı? 

Gidenlere yazıyorum... Kesin dönüşü olmayanlara...
Bir yıl içerisinde kayıplarınız oldu. Bu albümdeki şarkılar onlara mı yazıldı?
Bir yıl içinde annemi, babamı ve anneannemi kaybettim. Albümü de onlara ithaf ettim zaten. 

Mutlu anlarınızda şarkı yazmaz mısınız?
 

Şarkılar bir özlemle yazılıyor. Şarkıda ya seni seviyorum diyorsun ya da kırılganlığını ifade ediyorsun. Ayrılığı dile getiriyor şarkılar. Benim mutluyken yazdığım şarkı azdır. Mutluyken mutluluğumla vakit geçiriyorum. Şarkıya vakit ayırmak istemiyorum. Üzgünsem, kavgalıysam benim ilham perilerim daha çok çalışıyor. 

Şarkı besteleme atmosferiniz nasıl oluyor? 

Tek başıma olmam gerekiyor. Geldiği zaman ben çekilirim başka bir yerde olurum. Kimsenin yanında o anda yazamam. Genelde geceleri yazarım, söz ve melodi bir anda çıkar. 

Basına mesafeli bir yanınız var. 20 yıldır magazincilerden hep kaçtınız mı? 

Ben yalan haberlerden hiç hoşlanmıyorum, bu yüzden magazinden kaçtığımı söyleyebilirim. İngiltere’de kumarde evini kaybetti diye haberler yaptılar. Ne İngiltere’ye gitmişim ne de evim var... Bu tarz haberlere dava açıyorum. Çünkü sizin çizdiğiniz bir imaj var onun tam aksi haberler çıkıyor. 

Çizdiğiniz imajda toplumsal normlara uymaya dikkat ediyor musunuz? 

Ben zaten toplumsal normlara aykırı bir yaşam yaşamıyorum. Olmadığım bir imaj zaten çizmiyorum. Örneğin evlilik dışı çocuğum olsun istemem. Kimseden korkum yok ama o çocuğun geleceği için bunu yapmam. Bazı şeylere dikkat etmek gerekiyor tabii ki. Ama benim genel yaşayışım da toplumla örtüşüyor. 

Peki toplumdan ayrı düşmek pahasına da olsa sanatçılar sosyal konularda fikirlerini söylemeli midir sizce. Örneğin Sezen Aksu son dönemlerde politik çıkışlar yaptı...
 

Sanatçı inandığını söylemelidir ama sanatçının siyasetinin olacağına inanmıyorum. Bana sanatçıların siyasi görüşlerini açıklamaları hoş gelmiyor. İnsanlar nereye baksa siyaseti, ülke çıkarlarını görüyor. Müziğin ve sanatın amacı duyguları ortaya çıkarabilmek, kafanı dağıtabilmek. Bakıyorum görüyorum ki artık müzisyenler de “Yaşasın şu parti” falan diyorlar. Ben bunu yapmama taraftarıyım müziğimi yapayım bana yeter. 

İlla politik olmak zorunda değil, belli sorunlara sanat yoluyla parmak basmak yararlı değil midir? O, sorunu daha konuşulur hale getirmez mi? 

Tabii ki yararlıdır. Aysel Gürel bugün bir ‘Ünzile’yi yazmamış olsaydı belki de geniş kesimler kız çocuklarının okuması konusunda bu kadar duyarlı olmayacaklardı. Tabii ki bu bilinen bir konuydu ama en azından bu konunun önemine dikkat çektiler. Şarkılar birçok şeyi iletebilir birçok şeyin de kapısını açabilir. 

Son dönemlerdeki kadın cinayetleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz? 

Ben zaten şiddete karşıyım. Birisinin birine fiske vurmasına, kötü söz söylemesine karşıyım. Bunun bir canavarlık olduğunu düşünüyorum. O insanların beyinlerindeki birtakım şeylerin eksik olduğunu düşünüyorum. Öyle doğmuşlar sanırım. Bazılarını okutuyorsun okutuyorsun yine de adam olmuyor. 

Bu konuda kadın örgütlerinin eylemlerine hiç katıldınız mı?
 

Yok hiç katılmadım. Aktivist bir yapıya sahip değilim.

Kayahan’ı albüm için beş yıl bekledim
90’lara dönmek istiyorum. Konservatuvar’da öğrenciyken Kayahan’nın vokalisti nasıl oldunuz?
Okuldan arkadaşım Feyyaz Kuru bana “Eurovision seçmelerine şarkı yollayacağız bize vokal yapar mısın” dedi. Onun çalışmalarını yaparken bir gün çocuklardan birinin doğum günüydü. Kayahan’ın çalıştığı yere gittik. Bizimkiler Kayahan’a “Eurovision için böyle bir şarkı yaptık uygun mudur?” diye danıştılar. Kayahan abi kesin katılıyordu o yıl Eurovision’a. O sırada benim sesimi duydu. “Sen tek başına şarkı söyle bakayım” dedi. İspanyolca ‘Un Amor’ şarkısını söyledim. “Bir de Türkçe söyle” dedi. Söyledim sonra da “Çocuğum sen beni yarın ara biz şarkıyı birlikte söyleyelim” dedi.
Sonra Kayahan’ın size albüm yapmasını beklediğiniz dönem başladı...
Evet 5 yıl kadar Kayahan’ın bana albüm yapmasını bekledim. Sonunda Şehrazat prodüktörlüğünde ve Uzay Heparı ile birlikte ‘Kınalı Bebek’i yaptık.
O albüm patladı zaten..
Demek ki olmuş o albüm.
Daha sonra yaptığınız albümlerde o albümün üstüne geçemediğinizi düşündüğünüz oldu mu?
Evet bunu düşünüyorum çünkü o zamanın koşulları çok farklıydı. Ben bunda görselliğin de etkisi olduğunu düşünüyorum. O zamanki kliplere ayrılan bütçeler, şarkıların sürekli müzik kanallarında çalması çok etikledi insanları. Devamlı devamlı çalınca zaten şarkı kulağa giriyor. Benim kliplerim de çok da güzeldi. Ödüller almışt,ı MTV’de yayımlanan ilk türk klibi olmuştu.

Evlenirsem çocuk için evlenirim
Bu zamana kadar evliliği hiç düşünmediniz mi?
Bu sektördeki evliliklere inanmadığım için, güvenmediğim için ve evlenip ayrılmak istemediğim için evlenmedim.
Tekeşliliğe inanır mısınız?
Evettek eşliliğe inanıyorum tabii ki. O tekeşlilikte ömür boyu sürsün istiyorum. Şimdi tam güvenebileceğim birini buldum ve evliliği düşünebiliyorum. Evlenirsem çocuk için evlenirim.
Nasıl bir ev kadınısınız?
Ben çok anaç biriyimdir. Evime gelen kimseyi aç bırakmam, 3’te 4’te bile girerim mutfağa. İyi bir ev kadınıyım. Hayatımın konuğu olduğu zaman onu en iyi ağırlıyorum tabii ki.