Sanki tek bir sanatçıya ait

Sanki tek bir sanatçıya ait
Sanki tek bir sanatçıya ait
'Zamanın İşaretleri' için bir araya gelen üç genç sanatçı, Huo Rf, Merve Morkoç ve Sena'nın ortak dertleri, zamanın ruhunu yakalamak.
Haber: HÜLYA AVTAN / Arşivi

Galerist, ‘Zamanın İşaretleri’ sergisiyle üç genç sanatçıyı ağırlıyor; Huo Rf, Merve Morkoç ve Sena. Bu, aslında akıma bağlı kalmaksızın, dönemin ruhunu yakalamayı amaçlayan bir sergiler dizisinin ilk ayağı. Bu girişimin arkasında da isim babası Taner Ceylan bulunuyor. Zaten doğası gereği heyecanlı bir girişim, Gezi direnişi dönemine denk gelmesiyle daha da ilgi uyandırıyor. Biz de üç sanatçıyla buluştuk, sergiden yola çıktık, kendi kariyerlerine, Gezi’ye kadar gittik.
Huo Rf, Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu. Okulu bitirdikten sonra Taner Ceylan’la beraber çalışmaya başlamış; üç senedir de onun yanında... Huo Rf Max Beckmann’ı, Klasik Yunan Sanatı’nı ve Leon Bonnat’yı hocaları kabul ediyor. Sena ise kariyerine nasıl başladığı sorusuna “Kendimi bildim bileli resim yapıyorum. Bu alan beni seçti demek daha doğru sanırım” diye cevap veriyor. Londra, Central Saint Martins Sanat Üniversitesi’nden mezun olan Sena’nın, sokak çocukları, organik tasarım gibi sosyal sorumluluk projelerinde de imzası var. Aynı zamanda yeni bir anne... “Anne olmak çok büyük bir değişim benim için, elbette işlerime de yansıyor. Değişiyorum. Tekniğimde, renklerimde, fikirlerimde olgunlaşıyorum” diyor. Merve içinse cevap oldukça basit, “bir kariyer planı gibi değil çocukluk hayalimdi” diyor. Bir süredir uzak kaldığı sokak sanatına ise “ Türkiye ’de yeni değil ama yavaş bir uyanma var bu konuda, ayaklarım yine gidiyor sokağa” diye yorum yapıyor. Mimar Sinan Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden mezun Merve, 2010’da Milk Galeri’de ‘Netame Hanım’ın Kumpanyası’ adlı ilk sergisinin ardından 2011’de Galerist’te ‘Yüzükoyun’ isimli sergisini açmıştı.
Bu üç isim de Taner Ceylan’ın Vogue dergisinde ‘takip ettiğim yeni isimler’ dosyasında yer alıyordu. Huo Rf’nin “Birbirimize destek olalım” demesiyle yola çıkan üçlü, sanat yazarı Hatice Utkan’ın da desteğiyle sergiye karar vermiş. Sergide her şeyi kendileri hazırlamış, sunumunu kendileri yapmışlar fakat Huo Rf’nin “benim öznel olarak fikir babam olduğunu söyleyebilirim” dediği Taner Ceylan hep yanlarındaymış. Amaçlarını ise “bağımsız çalışmanın sıkıntılarını bir grup olarak azaltıp işimize daha rahat odaklanabilmek ve üretebilmek” diye özetliyor Merve.
“Sergide yaratılmaya çalışılan tek bir dil yok ama bu demek olmuyor ki çalışmalarımızı yaşanılan ortamdan bağımsız, mastürbatif bir şekilde yapıyoruz, resim yapmak için çabalıyorsak zaten içsel olarak bir noktada birleşiyoruz” diyor Huo Rf. Karma bir dilin olduğu ve tek bir konspetin olmadığı sergide sanatçılar için böyle bir kaygı yok. “Üç sanatçı değil, bütün eserler sanki tek bir sanatçıya aitti” diye ekliyor Huo Rf. Onlar için önemli olan, mekânın hakkını vermek ve kimsenin öne çıkmadığı homojen bir iş yapabilmek... 

Gezi’yle son bulan ‘teyze hali’

Tarzları birbirinden çok farklı. Sena’nın çalışmalarında malzeme çeşitliliği ön planda. Tuval, kâğıt, keçe, video, ses, çamur, hepsi onun radarında... Merve öncekinden farklı olarak, insan bedeninden ziyade hayvanlara yer vermiş seçkisinde. Patlayan hayvanları tekinsizlik hissi yaratıyor. Daha naif ve kırılgan olan ‘Bensiz Asla’ serisinde ise Huo Rf kolaj, desen, karakalem ve yağlıboya kullanmış.
Hepsinin sanat âleminde eksikliğini en çok hissettiği şey destek. Bu noktada büyük kurumların pişmiş sanatçılardan ziyade genç isimleri desteklemesi gerekliliğinden bahsediyorlar. Söz konusu genç sanatçılar olduğunda Gezi direnişinin de işin içine girmesi kaçınılmaz. Sena, direnişin etkilerini hissedip hissetmediği sorulduğunda “Olmaz mı?” diye cevap veriyor. “Sergiye astığım resimlerden birisi Gezi’yle birlikte hızla değişerek kendisini ‘Çapulcu’ başlığı altında ıslak bir şekilde duvara asılmış buldu. O da benim gibi olaylar karşısında hem heyecanlı, hem çok üzgün hem çok umutlu, aynı zamanda çok şaşkın. Ben Gezi’nin Türkiye’nin özlemini çektiği bir birlikteliğin başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Dikenli ve gazlı bir aşk hikâyesi.” Merve ise “Gezi olayları öncesinde büyük bir ‘yağmur bekleyen teyze’ darlanması yaşıyorduk. Gergindik, sıkıntılıydık, hazımsızdık, sıkışıp kalma hali hüküm sürüyordu. Bu genel sıkışmaymış ki kallavi bir patlama yaşadık ve yaşıyoruz. Birden bu durum yaptığım işlerle de kesişti” diye açıklıyor. Huo Rf Türkiye’de ‘hâlâ üretiyor olmanın’ zaten aktivist bir duruş olduğu görüşünde: “Yaptıklarımızı paylaşmak istiyoruz, kapatılmak istenen pek çok sanat kurumu var. Asıl durum böyleyken sanat etkinliklerinin sayısı arttırılmalı. Çalışmalarım Gezi öncesinde yapılmıştı ama son 10 yıllık sürede yaşanan her şey çalışmalarımda var. Gün içinde yaşadığım sorunun akşamında resim yapmaya başlıyorum, bu ne kadar yansımayabilir oraya? Bu anlamda çalışmalarımızın içindeki simgeler içinde yaşanan toplumdan izler bırakıyor. Elimden, zihnimden, kalbimden aktığını hissediyorum” diyor.
‘Zamanın İşaretleri’ 17 Ağustos’a kadar Galerist’te.