Şarabın baş döndürücü yükselişi

Aslan sütü, hâlâ bu ülkenin en çok tüketilen içkisi.
Haber: MELİS DANİŞMEND / Arşivi

Aslan sütü, hâlâ bu ülkenin en çok tüketilen içkisi. Sevilir sevilmez, kimisi için onsuz olmaz, kimisi için ağza konmaz ama bira, şarap, votka, vs'ye göre içki sofralarının tabiri caizse kralıdır rakı. Şişede durduğu gibi durmayan bu sinsi içkiye nispetle, şişede durduğundan fazlasını yapmayan içkiler
de var. Bu içkiler masaları ve kafaları giderek şenlendiriyor. Uslu ve diğerlerine göre asil tabir edilebilecek içkilerden biri şarap. Kutsal kitaplardan romanlara kadar her yerde karşımıza çıkan, daha Batılı, daha gizemli, daha romantik olan şarap, birkaç senedir Türklerin de sevdiği içkilerden biri haline geldi. Bir kısmı için zaten vazgeçilmezler arasındaydı, onlar için rakı, votka filan sadece alkoldü, biliyoruz. Serdar Turgut bir yazısında, bu konuyla ilgili şunları yazmıştı: "...Bir şişe şarap açtırırsınız. Siz onu içersiniz, bu tipler 'şarabı yaşarlar.' Siz şarap için güzel ya da bir boka yaramaz dersiniz, onlar ise 'Hımmm, ilginç bir tanini var. Gövdesi de çok kuvvetli. Damakta kalıcı iz bırakıyor...' diye konuşurlar." Hoş o sonra
"Bu adamlar tam anlamıyla dayaklık adamlardır, bir tanesine muhatap olursanız, hiç tereddüt etmeden dövebilirsiniz," demişti ama o kısma girmeyelim. Bizim anlatacağımız, bu şarap merakına bağlantılı olarak şarap kurslarının, şarap tadımı eğitimi alanların ve şarapla ilgili yayınların gözle görülür şekilde artmış olması. Yeme-içme kültürüyle yakından ilgilenen (restoranlara baktığınızda krizin oralara pek uğramadığını görürsünüz) Türklerin şarap kültürüne karşı da tüm misafirperverliklerini gösterdiklerini söyleyebiliriz.
Neşeli üslupla şarap
"Bildiğim kadarıyla bundan 35-40 yıl önce, Amerika'da, şu anda olduğu gibi şarapsever bir kitle yoktu. Tabii Avrupa'yla mukayese edildiğinde yüzdeler çok düşük ama ilgi giderek artıyor ve konuyla ilgili dergiler çıkıyor. Türkiye'de de durum aynı. Üretilen şarapların kalitesi yükseldikçe insanlar ilgilenmeye başlıyorlar. Okumak ve bilmek istiyorlar," diyor Ayşe Çağla. Kendisi, şarap ve yemek dergisi Karaf Magazin'in editörü. Yeme-içme sektörünün bütünü için bir iletişim zemini olmayı hedefleyen dergi, kaliteli şarapları ve lezzetli yemekleri sıkmadan, neşeli bir üslupla sunmak istiyor. Çağla, "Şu lokanta iyi, bu kötü demekten ziyade, insanların konuyla ilgili haber alabilecekleri bir platform oluşturmak istiyoruz," diyor. Karaf Magazin'in amaçlarından biri, yeni ürünleri ve üreticileri tanıtmak. Diğeri ise, yeme-içme sektörüyle ilgili kişilerin önerilerini yayımlamak. Derginin ilk sayısında Engin Akın, Murat Belge gibi isimler yazılarıyla katkıda bulunmuşlar. Hatta Açık Radyo'da Tad Muhabbetleri adlı programı da hazırlayan Engin Akın, ikinci sayıdan itibaren derginin yemek danışmanlığını yapacak.
Objektif dergi
Sponsorluğunu ve teknik danışmanlığını Kavaklıdere'nin üstlendiği dergi tamamen objektif olmaya çalışıyor. Zaten künyeye bakmadıkça, Kavaklıdere'nin sponsor olduğunu anlamanız pek mümkün değil.
Karaf Magazin ekibi, tasarımdan yazıya kadar kendi ürettiklerini kullanmaya özen gösteriyor. Üç ayda bir yayımlanan dergi 8 bin 500 adrese gönderiliyor. "Şarapsever olduğunu bildiğimiz ya da olmasını umduğumuz kişilere, yemekle ilgilenenlere yollanıyor," diyen Çağla nihai karara varılmış olmasa da, belirli bir ücret karşılığı abonelik sistemi de düşündüklerini söylüyor.