Şaraplarınız kaliteli şaraplar dünyasına girmeye hazır

Şaraplarınız kaliteli şaraplar dünyasına girmeye hazır
Şaraplarınız kaliteli şaraplar dünyasına girmeye hazır

Jose Vouillamoz

Şaraplık üzüm genetikçisi Dr. Jose Vouillamoz'a göre Türk şarabı, kaliteli şaraplar dünyasına girmeye hazır. En yüksek kalite seviyesine gelinmesi için ise zamana ve gelişime ihtiyaç olduğunun da unutulmaması gerek.
Haber: ARGUN - TANRIVERDİ / Arşivi

EWBC 2012'nin ilk gününde şarap dünyası için çok önemli bir isim, konferansta şaraplık üzümlerin doğum yerinin Türkiye toprakları olduğu üzerine bir de konuşma yapacak olan Dr. Jose Vouillamoz ile konuşma fırsatı bulduk. Dr.Jose Vouillamoz çalışmalarını ABD, İtalya ve İsviçre'de sürdürmüş bir üzüm genetikçisi. Uzmanlık alanı dolayısıyla Türkiye ve Türk üzümleriyle de özellikle ilgilenmekte ve çalışmalarını sürdürmekte. Bunun yanında ise, dünyaca ünlü ‘Master of Wine’lar Jancis Robinson ve Julia Harding ile birlikte tüm şaraplık üzüm çeşitlerinin çıkış noktası, tarihi, gelişimi ve dünyaya yayılımı konularını kapsayacak bir referans kitap olan ‘Great Wine Book’ üzerinde çalışmakta.

Bu yılki EWBC konferansının başlığı ‘Kaynak’ ve bir çok uzmana göre; ki siz de buna dahilsiniz. Türkiye de bir kaç ülkeyle birlikte bu kaynak aslında. Sizce şaraplık üzümün, şarabın kaynağı olmak ne gibi avantajlar ve avantajın yanında sorumluluklar getiriyor Türkiye'ye?

Bu konuya kendi sunumumda daha detaylı değineceğim ama özellikle Türkiye; Gürcistan ve Ermenistan gibi ülkeleri de dahil ederek; şarabın kaynağı, doğduğu yer olarak büyük bir sorumluluğa sahip çünkü siz tüm şarap dünyasının mirasına sahipsiniz. Siz olmasaydınız, kimse belki de şarap içiyor olmayacaktı ya da şimdiki kadar çok yaygın olarak tüketiliyor olmayacaktı şarap. Bugün de bu mirasın gerektirdiği şekilde, özellikte de yerel üzüm çeşitlerinin yetiştirilmesi ve geliştirilmesini unutmamanız lazım, ki siz de bunu layıkıyla yapıyorsunuz. Yine de son yıllarda ülkenizde de Cabernet Sauvignon, Chardonnay gibi uluslararası üzümlerin dikildiğini görüyoruz. Tabii bu tüm dünyayı saran bir trend aslında ve dünya marketine girmek için de yapılması mantıklı görülebilir ama yerel üzümleriniz de tüm dünya üzerinde bir tek sizin topraklarınızda yetişebilen üzümler ve bu çok büyük bir hazine. Bunu da gözden kaçırmamak lazım.

Ben de tam bu konuya değenecektim, yerel üzümler karşısında uluslararası olanlar... Cabernet ve Chardonnay gibi üzümler yüzyıllardır insanların işlediği, geliştirdiği ve bugün nereye dikerseniz dikin şöyle ya da böyle iyi bir şarap çıkartabileceğiniz üzümler ama yereller öyle değil ve bu üzümlerden şarap üretmek bir üretici için risk aslında. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Bu harika bir soru. İzin verirsen bir hikâye anlatacağım sana. Geçen mayıs ayında International Academy of Wine'ın Londra'da şarap dünyasının 100 etkin kişisini bir araya getirdiği bir etkinlikteydim. O 100 kişiden biri de bendim ve orada "Asil Üzüm" ve "Asil Şarap" konusunu da dile getirdik ve Nebbiolo örneğini verdim. Kendi bölgesi dışına ekildiğinde harika şaraplar vermiyor bu üzüm ama bir de Carmenere örneği var. Fransa'ya has bir üzümken Şili'de ekiliyor ve bugün Şili'nin en önde gelen şaraplık üzümüyken, Fransa'da iyi üzüm olarak görülmüyor. Bir de kendi ülkemden bir örnek vereyim. 1970'lerde adı "ülkenin kırmızısı" olan bir şaraplık üzümün nasıl iyi şaraplar vereceği üzerine çalışılmalara başlandı ve 10 yıl içinde bu üzümden harika şaraplar yapılmasına başlandı ve bugün bir çok madalya alan şaraplar üretiliyor bu üzümden ki 10 yıl şarap dünyası için çok kısa bir zamandır. Türk üzümlerine gelince de, bağcılık, üzüm geliştirme ve başarılı üretim teknikleriyle yerel Türk üzümleriyle de en üst kalite şaraplar üretilebilecektir, hem de bu kadar kısa bir sürede. Yani kısaca bu riski almaya kesinlikle değer.

Peki sizce Türk şarabı bugün şarap dünyasında hangi noktada ve Türk şaraplık üzümlerini kaliteli şarap üretme potansiyeli olarak ne noktada görüyorsunuz?

İlginç ve zor bir soru bu. Ben her zaman Türk şaraplarının saflığı ve diriliğinden etkilenmişimdir. Akdeniz şaraplarını düşündüğümüzde çoğunlukla ağır, yüksek alkollü ve şeker oranı yüksek şaraplar, bir kadehinin bile zor bitirilebildiği şaraplar aklıma geliyor. Türk şaraplarının bu pozitif farklılığı tabii ki iyi üretim tekniği ve üreticilerin başarısı olduğu kadar yerel üzümlerin de şarap yapmaya elverişliliğinden kaynaklanıyor. Bu aşamada şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Türk şarabı, kaliteli şaraplar dünyasına girmeye hazır. En yüksek kalite seviyesine gelinmesi için ise zamana ve gelişime ihtiyaç olduğunun da unutulmaması gerek.

Son bir soru, o da WOT'un aktiviteleri ve çalışmalarıyla ilgili. Siz WOT'yi Türk şarabını dünyaya duyurmakta ne kadar başarılı buluyorsunuz?

Tüm kalbimle söylüyorum ki WOT'nin çalışmalarına hayranlık duyuyorum. Bir İsviçreli olarak ürettiğimiz şarabın %1'ini ihraç ediyoruz ki bu hiç bir şey. Ülkede herkes dünyanın İsviçre şarabından bir haber olmasından şikâyetçi ve ben bunu diyenlere örnek olması açısından WOT'nin çalışmalarını gösteriyorum. Dinamizm, pazarlama, iletişim, iletişime yatırım açısından ve sadece Türkiye'de etkinlik düzenlemiyor WOT. Aynı zamanda dünyanın çeşitli yerlerinde de varsınız ki bu çok önemli. İnternetin de iletişimde bu denli etkin olduğu bir dönemde, WOT gerçekten çok iyi bir iş çıkartıyor.

NOT: Bu röportajı bizim için İzmirli blogger Argun Tanrıverdi yaptı. Makina mühendisi olan tasarım yüksek lisansı yapan Tanrıverdi İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi'nde atölyeler sorumlusu.

1,5 senedir http://arguntanriverdi.wordpress.com/ adresinden şarap bloggerlığı yapmakta ve aynı zamanda yarı zamanlı fotoğrafçı.

Fotoğrafları http://www.behance.net/arguntanriverdi ve http://arguntanriverdi.tumblr.com/ adreslerinden takip edilebilir.

Detaylar: http://about.me/argun.tanriverdi