Şarkılarımızı çaycılara sekreterlere bıraktık

Şarkılarımızı çaycılara sekreterlere bıraktık
Şarkılarımızı çaycılara sekreterlere bıraktık
2011 yılında Demir Demirkan prodüktörlüğünde ikinci stüdyo çalışmaları 'Diğer Masallar'la geniş hayran kitlesine ulaşan Model grubu albüm çıkarma hevesiyle geldikleri İstanbul maceralarından ilginç anekdotlar anlattı.

2005 yılında Okan Işık (gitar) ve Can Temiz (bas gitar) tarafından "A Due Carmen" adıyla kurulan grup, daha sonra 2007 yılında Fatma Turgut'un (vokal) ve 2013 yılında Kerem Sedef'in (davul) katılımıyla son halini aldı. Grup, 2008 yılında adını Model olarak değiştirdi. 2009 yılında Sony Music etiketiyle 5 şarkıdan oluşan "Perili Sirk" isimli E.P. çalışmaları yayımlayan Model, 2011 yılında Demir Demirkan prodüktörlüğünde ikinci stüdyo çalışmaları Diğer Masallar'ı Gnl Entertainment etiketiyle piyasaya sürdü. Bu albümle büyük bir çıkış yakalayan grup, Türkiye genelinde birçok konser verdi ve çeşitli jingle çalışmalarına imza attı. Şarkılarında hüznü ve eğlenceyi iç içe yansıtan Model'in müziğinde en karanlık temaların son derece eğlenceli bir şekilde işlenmesine şahit olmak mümkün...

Art Ajanda Bodrum dergisi Model grubu ile bir söyleşi yaptı. Gül Mutlu’nun yaptığı söyleşi şöyle:

2011'de çıkardıkları 'Diğer masallar' albümüyle tanıdım Model grubunu. Dünya küçük derler ya gerçekten küçük galiba. Bundan 3 sene önce bir arkadaşımın doğum günü partisinde  fiziki olarakta tanıştım ve o günden sonra da hiç kopmadık. Bu röportajı yaparken biz çok eğlendik. Umarım sizler de keyifle okursunuz.

Model'in yolculuğu nasıl başladı?

Okan-En eski üye olarak bu soruya ben cevap vereyim istersen. Üniversitede ki arkadaşlarımla bir grup kurmuştuk ama profesyonel bir amacımız yoktu.

Sevdiğimiz beğendiğimiz şarkıları coverlayıp belki ilerde barda falan çalarız demiştik. Bir süre sonra grubun bas gitarcısı ayrıldı. Biz de internette ilan verdik, Can cevap verdi ilana ve Can o şekilde geldi gruba. Sonra davulcumuz ayrıldı. Biz yine ilan verdik ve Kerem’den önceki davulcumuz Aşkın katıldı aramıza. Can'ın bestelerini evde çalışmaya başladık. Bir süre sonrada vokal yapan arkadaşımızla da ayrılmak zorunda kaldık. Yaklaşık bir sene biz çaldık ve söyledik.

Fatma- Gül bunların yaptığı vokalleri dinlemen lazım (Gülüyor)

O-Umarım bu kayıtlar hiç bir zaman ortaya çıkmaz.

Kötü olabileceklerini hiç düşünmüyorum

O - Sen öyle san!

Sonra Fatma'dan önceki solistimiz Özgü geldi. Şu an fazla yok ama bundan 10 sene kadar önce müzik yarışmaları vardı. 2006 yılında üç ayrı yarışmaya katıldık ve üçünde de derece aldık.

C -  Hatta, yarışmalardan kazandığımız ödüllerle  kendimize izmir'de stüdyo kurduk.

O - Özgü'yle de bir sene kadar sonra ayırdık yollarımızı.


N'oluyor böyle yaprak dökümü gibi...

O - Hiç sorma ! Ama belki de bu süreçler kemik kadroyu oluşturabilmek için yaşanması gerekli süreçlerdi.

Neyse sonrasında Fatma'yla kesişti yollarımız. Aşkın'ın üniversiteden arkadaşıydı Fatma. Daha önceleri  bize destek olmak için İstanbul 'da ki yarışma finaline de gelmişti.

Aslında  o dönemde başka bir grubu vardı ama biz ayarttık. Eee tabi 3 tane yakışıklı çocuk, hayır diyemedi.

 

F - Diğer grupla hep cover çalıyorduk. Bu yakışıklı delikanlıların kendi bestelerinin olması  ilgimi çok çekti. Ya aslında kaderde  beraber yürümek varmış. İyi ki kesişmiş yollarımız.

 

O -  Fatma gruba katıldıktan sonra onunla demolar kaydetmeye başladık. Yaklaşık 6 tane şarkıyı  kaydedip atladık geldik İstanbul'a.

 

Ve heyecanlı yolculuk başladı mı?

 

O - Aynen öyle. Hummalı bir şekilde prodüktör ve menajer aradığımız günleri asla unutamam.

 

F - İnternetten adresler bulduk, hepsine gittik. Kapılarını çalıp önümüze çıkan herkese verdik demoları. CD’leri dinleyip, bize sahip çıkabilecek birilerine ulaştırmalarını ümit ederek bize kapıyı açan sekreter, çaycı kimi bulduysak bıraktık CD’leri.

 

Çağan Irmak'ık son filmi "unutursam fısılda" ya konu olmuş gibisiniz.

 

C- Aynen, aynen. Çok benzerlikler var gerçekten (Gülüyor)

 

O - Biz de pılımızı pırtımızı  toplayarak alelacele gelmiştik İstanbul'a. Sağa sola demoları bırakırken,

Demir Demirkan'ın ekibinde fotoğrafçı olan arkadaşımız Hakan bizi Demir'in menajeri Emrah'a yönlendirdi.

 

F - Ben bir dinliyeyim, yarın gelin dedi Emrah. Görüşme imkanı bulduğumuz bazıları alelacele 1-2 parça dinleyip " ı ıhhh" demişlerdi. Geçiştirdiler bizi (gülüyor)

 

O - Evet, Emrah tam olması gerektiği gibi davrandı. Ertesi gün tekrar gittik Emrah'ın yanına ‘Beğendim’ dedi. Tabi biz havalara uçtuk. ‘Söz vermiyorum ama bir şeyler yapmaya çalışacağım, ben ararım sizi’ dedikten sonra  İzmir'e geri döndük ve başladık haber beklemeye.

 

Ay çok gıcık bir süreç. Ne kadar zaman sonra aradı?

 

F- Üç ay sonra aradı. Ben bu kadar çabuk arayacağını tahmin etmiyordum.

 

Yapma Fatma , 3 ay kısa mı? Ben çoktan aklımı yitirirdim herhalde.

 

F -Ama biz bu dönem de çalışıyorduk zaten.Hem ayrıca  Emrah'la irtibat kopmadı, hâlâ şarkılar gönderiyorduk.

 

Evet Emrah aradı ve ne dedi?

 

O - "Ben burada bir plak şirketiyle anlaştım, yapacağız albümü" gibi şahane bir cümle çıkıverdi ağzından.

 

F - Emrah bize çok güvendi, en başından beri bize inandığını belli etmişti vallahi.

 

Peki Demir Demirkan bu aşamada işin içinde mi? Zira prodüktörlüğünüzü yaptı?

 

O- Bu süreçte Demir henüz işin içinde değildi. Hatta şarkılarımızı ilk dinlediğinde beğenmediğini bile söyledi. (Gülüyor)

 

Yani Model grubunu Emrah keşfetti diyebilir miyiz?

 

F- Kesinlikle !

 

İstanbul'a taşındınız. Sonraki süreçte neler oldu?

 

F -Tam anlamıyla macera başladı. Bu oldukça zor ve bir o kadar da zorunlu bir maceraydı. Müzik adına bir şeyler yapmak istiyorsanız bunun Türkiye'de tek adresi var, İstanbul.

 

Bu zorlu yolculuğa gözü kapalı çıkmak müzik sevdasından mı kaynaklı?

 

C-İnsanın hayatta sevdiği işten daha başarılı olabileceği hiçbir şey yok. Yani biz müzik konusunda başarısız olsaydık; Bu demekti ki başka bir işte daha da başarısız olurduk. Çünkü bu hayatta en çok sevdiğimiz ve en iyi yaptığımızı düşündüğümüz şey müzik. Başka bir işi daha fazla şevkle veya özenle yapmamız mümkün olamazdı diye düşünüyorum. Şimdi durum böyle olunca insanın gözü kararıyor, bu dünyada sanki başka bir şey yapma şansı yokmuş gibi geliyor ve dolayısıyla her türlü riski de seve seve alıyorsun.

 

Müzik sektörü rekabetçi olduğu kadar acımasız da bir sektör değil mi?

 

C -  Ya tabi seni ağına düşürmeye çalışan prodüktör veya kötü insanlar yok etrafta. Herkes acımasız bir biçimde çıkarını ve parayı düşünmek zorunda olduğu için kimsenin "Aa gençler siz ne kadar yeteneklisiniz, ne kadar güzel müzik yapıyorsunuz’ deme lüksü de yok. Aynı duruma biz de düşmüş olduk aslında. Şimdi genç bir grup çıkıp bize gelse, çok beğensek, çok heyecanlansak bile yapabileceklerimiz sınırlı. Bu tür bir girişim için oldukça fazla mesai ve para harcamanız gerekiyor. En fazla  Emrah'ı ararız, Demir'i ararız "abi baksanıza bir ilgilensenize’ diyebiliriz.


Şimdi geriye dönüp bakınca bizim de istediğimiz şey "çok şeymiş" onu fark ettim. Biz kimse değiliz hadi bize albüm yapın demek, gerçekten tuhaf bir durum.

 

İstanbul'a gelerek bu maceraya atıldığınıza pişman olduğunuz dönemler oldu mu?

 

F - Pişmanlık duyduğumuzu hiç hatırlamıyorum, öyle ki çok parasız kaldığımız dönemlerde bile pes etmedik. Gül, inan bana öyle dönemlerden geçtik ki cebimizde beş kuruşumuz yoktu.

 

Birimizin ailesinden para geldiğinde beşe bölüp günlük ihtiyaçlarımızı gidermeye çalışıyorduk. Gerçekten çok sıkıntılı günler yaşadık. Hepsi geçti çok şükür.

 

Hiç kavga ettiğiniz oluyor mu?

 

C-Eskiden çok kavga ederdik ama artık hiç etmiyoruz diyebilirim. Hatta Kerem gruba katıldığından beri etmedik.

 

Kerem gruba katılalı ne kadar oldu?

 

Ke- Şaka maka üçüncü seneye girdik.

Fatma- Hadi beee! Oldu mu bu kadar...

 

Bu çocuklar iyi ve geçimli çocuklar mı Kerem ne diyorsun?

 

K-İyiler iyi. Oldukça sağlıklı temeller üzerine oturmuş bir ilişki var aramızda.

Herkesin kendi hayatı ve birde model hayatı var. Aslında birlikte çok zaman geçiriyoruz.

Birbirimize karşı kaprislerimiz veya saygısızlıklarımız yok.

Herkesin birbirine benzer  hobisi var ve hepimiz hepsine saygı duyuyoruz. Hal böyle olunca da ortada tartışacak veya kavga edecek bir durum olmuyor.

 

Can, şarkı sözlerini yazıyor ve besteliyorsun. Sözler genelde biraz depresif. Oysa sen fıkır fıkır ve  oldukça pozitifsin. Nerden çıkıyor bu sözler?

 

K-F-O  Ve neden hep ayrılık Can ?

 

Can- Değişiyor aslında. Sadece ayrılık yok. Gerçekten bir şeye üzüldüğümde yazdıklarım var,

depresif olduğum zamanlarda yazdıklarım da var. Genelde aşk temalı yazıyorum. Dilim dönmüyor belki öbürüne .Ben bunu seviyorum, zaten başka tür bir şey yazmayı denedim bile. Ayrıca başka türlü bir şey yazmak içimden de gelmiyor.

Lanet olsun keyfim çok yerinde,  söz yazamayacağım şimdi dediğin zamanlar oluyor mu?

C- Bazen insanın aklından da geçmiyor değil yani (Gülüyor)

Mesela şimdilerde uzun zamandır çok mutluyum ve keyfim çok yerinde, tadımı kaçıracak doğru dürüst bir şeyde olmadı. Dolayısıyla hiçbir şey yazmadım.

Yazasım da gelmiyor açıkçası. Valla ne olacak bakalım. İşte böyle bir zamanda bir şey olsa da üzülüp bir şeyler yazsam dediğim oluyor gerçekten.

 

Aman Allah'ım çeşme kurudu diyor musun?

 

C - ilk albümden sonra dediğim zamanlar oldu ama artık demiyorum. Başarının, insanların başarı dediği şeyin ve birden bir çok insanın sizi tanımasının ve insanların artık sizden sadece başarı beklemesinin baskısıyla ‘eyvah artık hep insanların çok seveceği şarkılar yapmak zorundayım’ moduna giriyorsunuz ve bu psikoloji  bu işi neden yaptığınızı hatırlamaktan da uzaklaştırıyor insanı. Halbuki biz her zaman  sadece güzel müzikler yapmak, güzel şeyler çalmak istedik. İşte o " başarı " denilen tuzak insanı çok yoruyor.O zamanlar bunun stresine çok düşmüştüm ama şimdi hiç öyle bir şeyim yok. Nasıl olsa eninde sonunda...

 

Üzüleceğim mi diyorsun? (Gülüyor)

 

C- Evet eninde sonunda üzüleceğim ve bir şeyler yazacağım o zaman. Sonuçta biz buradayız, kimse yeteneğimizi emip götürmedi. 4 kişilik bir grubuz bir araya gelip bir şeyler yaptığımızda güzel şeyler çıkacak ortaya. Vah tüh ya artık şarkı yapamazsak diye bir kaygım yok.

 

Şarkılar hep sen mi yapıyorsun?

 

C- Evet öyleydi. Söz ve müziği ben yapıp getiriyordum ama düzenlemesine her zaman birlikte karar veriyorduk. Albüm çalışmaları esnasında zaman zaman Demir Demirkan'da oluyordu bu çalışmalarda.

Şimdilerdeyse birlikte stüdyoya girip çeşitli denemeler yaptığımızda oluyor.

 

Demir dedin de Sertab ve Demir ayrılığı sizi etkiledi mi?

 

F- Hem de çok etkiledi. Ayrılmış anne babanın çocukları gibi olduk. Manevi olarak ortada kaldık bile diyebilirim. O dönem daha çok Sertab'la  vakit geçirdik. Çünkü daha çok ihtiyacı vardı. Nerdeyse 7-24 birlikteydik. Demir'le çok görüşemedik.

 

O- Demir' le de görüşmezlik etmedik tabi. Yanlış anlaşılmasın.

 

F- Elbette. Demir arkadaşımız sonuçta.

 

Sertab sana ses koçluğu da yapmıştı değil mi?

 

F- Aslında ses koçluğunu  ikinci ve üçüncü albümde Demir yaptı ama Sertab'ın ayrıca söylettiği üç şarkı var. Sertab, teknik olarak sesini nasıl kullanması gerektiğini çok iyi bilen biri. Üniversite de müzik eğitimi aldığım için Sertab'ın anlattığı teknikleri rahatça anlayabildim ve en önemlisi de uygulayabildiğimi düşünüyorum. Sertab'ın teknik olarak bana çok şey kattığını söyleyebilirim. Hakkını ödeyemem.