Savaşa karşı medya sanatı

Savaşa karşı medya sanatı
Savaşa karşı medya sanatı
Ege Berensel'in Ankara Goethe Enstitüsü'nde açılan 'Komşuluk X.0' sergisi, Türkiye'de hem gerçek hem de sanal ortamda gerçekleşen ilk medya sanatı sergisi.
Haber: Jale Nejdet Erzen / Arşivi

Birçok insancıl değer gibi komşuluk da kapitalizmin saldırganlığına maruz kalan bir miras. Jacques Derrida konunun evrensel ve ütopik anlamlarıyla günümüz ikilemlerini yıllar önce bir yazısında dile getirmişti. Hatta 1998’de Boğaziçi Üniversitesi’nde aynı konuda bir seminer verdi. Bugün ise medyanın çeşitli imgelerle bizleri bombardımana tuttuğu dünya haberleri ben ve öteki arasındaki ayırıcıların giderek katılaştığını, sınırların göklere, denizlere, ovalara yayıldığını, komşuluğun en iyi durumda genelde bir şüpheciliğe ve çoğunlukla da düşmanlığa dönüştüğünü gösteriyor. Komşuluk her gün, her an, her yerde karşımıza çıkan bir polemik durumunda olunca sanatçıların, hele sosyal sorunlara adanmış çağdaş sanatın önemli bir konusu olması doğal.
Medya sanatçısı Ege Berensel’in yaptığı medya sanatı sergisi 13 Türk, Yunan ve Bulgar sanatçının işlerini bir araya getiriyor. Serginin önemi, konuyu farklı açılardan düşündürmesi, güncel politik sınırlaşmaları ve dramları göz önüne sermesi yanında, sergi tasarımının özelliğinde yatıyor.
Ankara Goethe Enstitüsü’nün sergi salonunda yer alan ‘Komşuluk X.0’ sergisi birbirinden farklı işlerin bir bütün olarak, izleme düzeni ve dolaşımı ile tasarlanmış, bu bakımdan tek tek sanat işlerinin sunumu yanında serginin de bütün olarak bir sanat işi gibi sunulduğu bir etkinlik. Pek büyük olmayan mekân farklı alanlara bölünerek işler arasında ilişkiler ve karşıtlıklar kurulmuş. 13 farklı video işini sanki internette önümüze açılan katmanlı pencereler gibi farklı göz hizalarında ve farklı mekânsal kurgularda, farklı ekran büyüklükleriyle, farklı açılardan izliyoruz. Yan yana getirilen işler genellikle büyük karşıtlıklar içeriyor ve böylece birbirlerini destekliyor, böylece özel nitelikleri daha çok vurgulanıyor. Bunun en belirgin örneği George Drivas’ın siyah beyaz çekilmiş ‘Ampirik Data’ adlı işinin Jenny Marketou’nun ‘Penceremden Bakarken’ adlı işi ile yan yana gelişinde görülüyor.

İnternetten izlenebiliyor
Soğuk ve mekanik görüntülerden oluşan ‘Ampirik Data’da kişinin düşmanca bir ortamda nesnel tanıtımı söz konusuyken, Marketou’nun videosu, büyük ekranı sürekli değişik şekillerde bölüyor, aynı imgeyi farklı mesafelerde gösteriyor, tekrarlar ve farklı ses kayıtlarını bir arada kullanıyor ve son derece dinamik ve çok yönlü bir sunum içeriyor. ‘Ampirik Data’ soğukluğu, nesnelliği ve yavaş hareketi ile gerilim yaratarak bizde bir iç dünya ve duygu arayışına yol açarken, bitişiğindeki iş, dış dünyanın saldırganlığı karşısında içe çekilmek gibi bir dürtü doğuruyor. Salonun karşısındaki duvar aralanarak içeride yaratılan dar bölümde birbirinden konu ve sunum olarak farklı üç video yerleştirilmiş. Biri Meksika’ya Truva savaşı filminin çekimi için götürülen 300 Bulgar figüranın karşılaştığı sıkıntıları, iş için göç edenlerin düştükleri absürd durumları dile getirirken, karşısındaki video Hakkâri’de bir sınır köyünde yaşanan zorla göç ettirilmeler üzerine odaklanıyor.
Serginin tasarımı çağdaş sanatın en önemli özelliği olan çokduyumluluğu, sanatın izlenmesiyle öznelliğin etkinleştirilmesini, sorgulamayı ve farkındalığı tetikleyen şekilde bizi kavramaya çağırıyor, algılarımızı zorluyor. Olağan algıda odağın sürekli kayması, dikkatin yoğunlaşıp dağılması, bazen gözün konu ile ilgisiz detaylara takılması gibi kopukluklar gördüklerimize farkında olmadan çoğul anlamlar yüklemekte; medya sanatı genellikle algının bu daha üretim süreçlerini kullanmakla anlamları çoğaltmakta, yeni bir estetik kurgu ortaya koymaktadır. Ege Berensel’in kırmızı neonla yaptığı iş ise sergide bir noktalama, bir hayret işareti gibi, “Eyeye”; Ayay!, göz ve göz, gözegöz, gözgöze gibi birçok gizemli şekilde okunabilmekte.
Goethe Enstitüsü’nün ArtUP! projesi dahilinde düzenlenen ‘Komşuluk X.0’ sergisi 3 Kasım’a kadar açık kalacak. İşlerin çevrimiçi olarak http://www.goethe.de/ins/tr/lp/prj/art/trindex.htm adresinden de izleniyor olması sergiyi hem gerçek hem de sanal ortamda gerçekleşmiş Türkiye’deki ilk medya sanatı sergisi yapıyor.