Savaşçı robotların vicdan muharebesi

Savaşçı robotların vicdan muharebesi
Savaşçı robotların vicdan muharebesi
Robotların 'savaşçı' versiyonu çoktandır bir bilimkurgu fantezisi değil. Üstelik ellerinde silah, ceplerinde ironi taşıyorlar: Yüklenen merhamet programı sayesinde insan askerlerden çok daha insani davranabiliyorlar
Haber: UMUT EROĞLU / Arşivi

Bir robotla insan arasındaki benzerlik nedir? İkisi de iyi yağlama ve gazla uzun süre iş görür. Aradaki fark, işin görüldüğü sırada ortaya çıkar. İnsan, oluru olmazı sorgular, son anda işi yatırma kabiliyetine sahiptir ve olması gerekenden çok farklı fonksiyonlar sergileyebilir. Robot ise kaygısızdır. Gerekeni yapar.
Peki ya ‘gereken’, bir insan evladını ‘bozacaksa’ ne olur? Dahası, bir robot, bazen gerekenin ‘yapılmaması’ konusunda bizden fazla merhametli olabilir mi?
Bunlar yetmemiş gibi bir soru daha soralım: İnsanoğlu neden robot ister? a) Üşengeçliğinden, b) Tırsaklığından, c) İşi bildiğinden...
Bir robota göre cevap; hepsi. Çünkü robotlar hayatımızı kolaylaştırıyor, gözümüzün yemediği işlere kolayca giriyor, sektirmeden aynı işi hızla ve binlerce kez yapabiliyor. Yüzde 100 haklı sebeplerimizden dolayı iş güç sahibi ettiğimiz robotları üretim ve eğlence bazlı ticari işlerimizde şevkle kullanıyoruz, yakın gelecekte de seks için kullanacağız.

‘Heron da robot mu?’
Robotların hararetle tercih edildiği bir durum daha var; uzaktakiyle sıcak temasa maruz kalmadan ona temas edebilmek. Eğer Mars’ta taş toplamıyorsanız, buna zarar görmeden zarar vermek deniyor. İşin içine yıkım girince heyecandan yerinde duramayan, en büyük yatırımları yapan insanoğlu, son yıllarda ağır silahlarla donanmış marifetli robotlar geliştiriyor ve dünyanın geleceğini değiştirecek bir düzen inşa ediyor: Robot Savaşları...
Türkiye’nin gündemine son olarak İsrail yapımı Heron insansız savaş uçağıyla girdi savaşçı robotlar. ‘Heron da robot mu?’ demeyin, ta kendisidir. Uzaktan kumandayla veya kendi başına eylem gerçekleştirebilen insansız cihazlara robot, bunların askeri platformda görevli olanlarına da ‘savaşçı robot’ adı veriliyor.
İstihbarat ve geniş görüş kapasitesine sahip olmaları kadar, çekici görünümleri nedeniyle de sıkça haber konusu olan uçan robotlara aşinayız. Onların yerde gezinen meslektaşları ise çok daha ‘iş bitirici’ özellikleriyle tanınıyor. TSK’nın ASELSAN tarafından geliştirilen ‘İzci’ ve Yüksel Savunma Sistemleri tarafından üretilen ‘Nöbetçi’ adlı iki kabiliyetli robotu bulunuyor. Arazide görevli büyükçe bir robot olan ‘İzci’, silah entegre edilerek vurucu güç olabildiği gibi, çevre algılama, savunma ve gözetleme işlevleri için kullanılabiliyor. ‘Nöbetçi’ ise kışlalarda nöbetçilerin uzaktan kumanda ile çevreyi gözetlemesine ve ateşli saldırıya karşılık vermesini sağlayan, keskin hareket sensörlü bir atış platformu.
Amerika, İsrail gibi ülkelerin operasyonlarında sıklıkla kullandığı robot tipi ise meşhur Pixar karakteri Wall-e’yi andırıyor; sevimliliği dışında tabii. Amerika’daki robotların çoğu Foster Miller ve iRobot firmaları tarafından üretiliyor. Irak savaşında ve Afganistan’da bolca insansız araç kullanan Amerika’nın sahip olduğu robot sayısı yerde 12 bin, gökyüzünde ise 5 bin civarında.
Yer robotlarının fiyatı ortalama 200-250 bin dolar. Uçanlar ise milyon dolarlar seviyesinde. Toplu siparişlerde yer robotlarının fiyatı 150-180 bin dolar aralığına inebiliyor. Savaşçı yer robotları her zaman piyadelerin önünde ilerliyor, düşmanı tespit ediyor, ayak basılacak yerleri roket veya kurşunla ‘temizliyor’ ve sürekli geri bildirimde bulunuyor. Amerikan askerleri tarafından ‘Savaş pornosu’ adı verilen, üzerine sonradan eğlenceli bir müzik eklenerek YouTube’a konulan sıcak çatışma videolarının çoğu da bu robotların kayıt marifeti.
2015 yılında Amerikan ordusunun yarısından fazlası robotlardan oluşacak. Yani Asimov’la büyük bir karizmaya kavuşan, bilimkurgu dünyasının olmazsa olmazı robotlar, ‘Terminatör’le hafızalarımıza yer eden görünümlerine ulaşmak için çok fazla beklemeyecekler. Şimdilik arka bahçe tipi biçerdöverlere benzeyen bu şirin ölüm makineleri, zaman içinde kendi başlarına daha fazla sorumluluk almaya başlayacak, kendi kararlarını kendileri verebiliyor olacak. Sofistike bir yapay zekâya ihtiyaç duyarlar mı belli olmaz, ne de olsa temel kararları primitif düzeyde alacaklar; ‘öldür ya da bırak’. Malum, söz konusu savaş da olsa bir racon mevcut, etik değerleri ve sıkılığı duruma göre gevşeyebilen kanunları var.
80’lik nineyle 

T80 arasındaki fark
Tam bu noktada, asıl soru gündeme geliyor: Robot Savaşları, insanlık adına Terminatör’ün gelecekte geçen sahnelerini andıran korkunç bir dönemi mi temsil ediyor yoksa savaş temasının evrim geçirdiği, görece daha insaflı bir süreci mi? Bu sorunun cevabını arayanlardan biri, savaş robotlarıyla ilgili makaleleri, TED sunumları ve ‘Wired For War’, ‘Corporate Warriors’ ve ‘Children at War’ adlı kitaplarıyla ünlü Amerikalı araştırmacı P.W. Singer.
Yıllar önce Hollywood’da yapılan ‘En İyi 100 Kahraman ve Kötü Adam’ seçkisinde Terminatör’ün her iki kategoride de yer alan (Kötülerde 22’nci, iyilerde 48’inci sırada) tek karakter olduğu örneğini veren Singer, bu durumu onun savaşçı bir robot olmasına bağlıyor ve gerçeğinin de aynı ikilemi taşıyabileceğine dikkat çekiyor: “Robotlar duygusuzdur; insanlar gibi hiddete kapılarak suç işlemez ve intikam almak istemezler. Ve robotlar duygusuzdur; tekerlekli sandalyesinde oturan 80’lik bir nineyi, T80 model tanktan ayırt etmeleri mümkün olmayabilir...”
Savaş, özü itibarıyla politik ve ekonomik bir mesele. Başlarken halka sorulmasa da, halkın desteğini almadan da olmuyor. Ayrıca uluslararası antlaşmalar da ülkeleri savaş etiklerine uymaya zorunlu kılıyor. Bu durum, savaşçı robotlara can verenleri, onlara etik değerler yüklemeye yöneltti.
Temel robot etiğini belirleyen ilk insan, ‘Vakıf’ serisinin yazarı, büyük bilimkurgu üstadı Isaac Asimov. Ünlü ‘3 Robot Kanunu’ şöyle buyuruyor:
1. Robot, bir insana zarar veremez veya etkisiz kalarak bir insanın zarar görmesine izin veremez.
2. Robot, birinci kanun ile çelişmediği sürece insanların verdiği tüm emirlere itaat etmek zorundadır.
3. Robot, birinci ve ikinci kanunla çelişmediği sürece kendi varlığını korumalıdır.

Merhamet programı
Asimov’un insan yaşamını kollayan robot kanunlarının, doğrudan insan yaşamına kastetmekle sorumlu savaşçı robotlara sökmeyeceği aşikâr. Ancak yine de cephede savaş kanunlarına uyulması ve en azından aynı tarafta olan askerlerin robot zaiyatı olmaması gerekiyor.
Bu ihtiyaçtan hareketle Amerikan ordusu, savaşçı robotlarına cephedeki savaş etiğini öğretecek bir yazılım geliştirmesi için Georgia Teknoloji Enstitüsü, Mobil Robot Laboratuvarı Müdürü Ronald C. Arkin’i görevlendirdi. ‘Otonom Robotların Ölümcül Davranışlarını İdare’ adlı kitabın yazarı olan Arkin, ‘H+’ dergisine verdiği söyleşide, “Araştırma tezim, akıllı robotların savaş alanında insanların şu anda olduğundan daha etik davranabileceği üzerine” diyor ve ekliyor: “İşim, tam olarak bunu sağlamak.” Asimov’un kurallarını alt eden yeni robotik savaş etiği kanunları ise aşağı yukarı şu şekilde olacak:
1. Çatışma kurallarına uygun şekilde, bir muharip gibi çatış ve hedefleri etkisiz hale getir.
2. Ateşe, orantılı ateşle karşılık ver.
3. Kendi cephene minimum hasar ver. Savaşmayanlara minimum zarar verecek şekilde davran.
4. Belirsizlik durumunda taktiksel manevra isteyerek savaşanların durumunu yeniden değerlendir.
5. Teslim olanları algıla ve insan kuvvetleri tarafından ele geçirilene kadar mahkûmları tut.
Henüz araştırmasının başında olan Arkin’in rüyalarının gerçekleşmesine en az birkaç yıl var. Ağır silah yüklü, bomba ve roket fırlatma kapasiteli robotlar bu süre içinde fıldır fıldır eylemlerine gelişerek ve çoğalarak devam edecek. Yazılım projesi tamamlandığında -şayet başarılı olursa- korku dolu, aşırı stresli ve öfkeli bir insan askerin gözü dönerek ihlal edebileceği kurallar, yüce değerlere sahip, dört teleskopu mamur bir robot tarafından savunuluyor olacak.
Kalan sağlar haline şükrederken bütün bu süreçte tuhaf bir ironi ortaya çıkıyor: İnsan, kendi kullanamadığı merhamet duygusunu öldürmeye programlı bir robota yüklüyor. Bu, bir yönden yok etme arzusu karşısındaki kendi acizliğini de haklı bulması anlamına geliyor. Belki de işi tersten görüp merhamet programını kendimize yüklemenin bir yolunu aramalıyız; ne de olsa hepimiz biraz robotuz.

Antika savaşçı robotlar
Goliath: İlk cengâver robotlar İkinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı. Bunlardan en ünlüsü Alman yıkım aracı, bir tür gezici mayın olan Goliath’tır. Havan ve kabin kısmı olmayan küçük bir tank görünümündeki Goliath’lar uzaktan kumanda ile hedefe yönlendirilir, ulaşınca da patlatılırdı. Goliath’ın tek dezavantajı, uzaktan kumandasının 650 metre uzunluğunda bir kabloya bağlı olmasıydı. Varşova istilası sırasında gönüllü Polonyalı askerler bu kabloları kesmek için Goliath’ların peşine düşerdi. Almanların bu paletli mayını, ismini Tevrat’ta yer alan, İsrail kralı Davut’la savaşan (ve ona yenilen) Golyat adlı Filistinli dev savaşçıdan alıyor.
Teletank: 1930’larda Sovyetler Birliği tarafından üretildi. Kablosuz teknolojisine sahip, orta boy bir tank büyüklüğünde, uzaktan yönetilen insansız bir savaş aracıydı. Makineli tüfek ve alev silahıyla donatılmıştı, aynı zamanda 200-700 kg. ağırlığında saatli bomba bırakabilme kapasitesine sahipti. Cephede değilken manuel kullanılabilen Teletank, içerisine düşman sızdığında uzaktan patlatılıyordu.
Beetle: İngiliz ordusu tarafından İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılmak üzere üretildi. Uzaktan kumandası uzun kablolarla sağlanıyordu. Bir gezici mayın türüydü ancak su geçirmezlik özelliği de vardı. İki elektrik motoru ile hareket eden Beetle, başarısız bir tasarımdı ve sadece 50 adet üretildi.


    ETİKETLER:

    Mayın