Şehirden uzakta bir müzik vahası

Şehirden uzakta bir müzik vahası
Şehirden uzakta bir müzik vahası
Müzik eleştirmeni Prof. Filiz Ali, 15 yıl önce kurduğu Ayvalık Müzik Akademisi'ni anlattı. Gençleri ustalarla buluşturan Ali, "Gençlerin katkısı inanılmaz. Onlardan müziğin en son dinamiklerini öğreniyorum" diyor.
Haber: ECE ÇELİK - ece.celik@radikal.com.tr / Arşivi

Akademi bu yaz 15. yılını kutluyor. Akademinin hikâyesini dinleyebilir miyiz?
Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi 1998 yılı Eylül ayında Türkiye ’deki ilk Masterclass yani Ustalık Sınıfı uygulaması olarak başladı. Ustalık Sınıfı uygulaması dünyanın pek çok ülkesinde örnekleri bulunan, şehir merkezlerinden, okuldan, zorunlu ders ve sınav ortamından uzak bir mekânda mesleğimizin ustalarının genç çıraklarla buluşmasıdır. Ustalar bir hafta boyunca çıraklarla birlikte yaşar, mesleğin sırlarını, özelliklerini çıraklarla paylaşır, onların görüş açısını genişletir, sonunda da ustalarla çıraklar birlikte konser verirler. AIMA 1998 yılından bu yana her yıl artan ustalık sınıfları ile yurtiçinden ve yurtdışından çok sayıda genç müzisyenin birbirlerini tanımasına, birlikte çalışmasına, birlikte eğlenmesine, birlikte müzik yapmalarına aracılık etti. AIMA zaman içinde bağışlarla genişledi, kendi mekânına sahip oldu, dernek ve vakıf kurarak kurumsallaştı.
Sizin akademiye katılan öğrencilere kattıklarınız aşikâr, öğrencilerinizden öğrendiğiniz şeyler oldu mu?
Gençlerin bana katkısı inanılmaz boyutlarda. Her şeyden önce onların taptaze enerjileri, hayata gözleri parlayarak umutla bakmaları, korkusuzca atılım yapabilmeleri, daha iyiye ulaşmak için gösterdikleri çaba, henüz bozulmamış benlikleri beni de hayata bağladı. Onlardan en son teknolojiyi, müzik dünyasının en son dinamiklerini öğreniyorum. Hangi ülkede hangi ustanın şu sıralarda çok gözde olduğunu, hangi ustanın öğrencilerinin yarışmalar kazandığını araştıranlar onlar. Bu gençlerin potansiyelini hükümetin biraz daha iyi görmesini, kültür-sanatla ilgili yeni yasa tasarılarını kültür-sanat imkânlarını azaltmak yerine daha geniş kitlelere yaymak ilkesiyle hazırlamalarını diliyorum. Hükümet yetkilileri Ayvalık’a gelip bu gençlerle birkaç gün geçirseler beni anlayacaklarına eminim.
Akademi’nin Ayvalık’ta doğayla içiçe olması müzisyenlere ilham veriyor mu?
AIMA, geniş bahçesi, denize sıfır konumu, açık havada çalışabilecekleri mekânları ile müzikçiler için ideal bir mekân. Hele büyük şehirlerimizde, konservatuvar eğitimine uygun olarak tasarlanmamış binalarda, trafik gürültüsü, egzozt dumanları arasında ders yapmak ve müzik üretmek zorunda olan öğrencilerin işi bu kadar zorken. Onlar Ayvalık’a gelir gelmez önce temiz hava soluyorlar ve sonra da huzur veren bir ortamda müzikleri ile baş başa kalıyorlar.
Gezi Parkı eylemleri insanların yaratıcılıklarında bir patlama yarattı. Siz sanatçı gözüyle bu üretimleri nasıl buldunuz?
Gezi Parkı direnişi sırasında zekice kotarılan müzikler üretildi. Hele hele Kardeş Türküler’in “Tencere, Tava, Gerisi Hava” şarkısı gibi baştan sona yaratıcılık kokan harikalar yaratıldı. Cümle âleme hiçbir çalgı kullanmadan da süper müzik yapılabileceğini gösterdiler. Gitar çalan adam, piyano çalan adam, Borusan Filarmoni’nin Gezi Parkı konseri, durmadan halay çekenler, insanımızın içinde saklayıp durduğu coşkuyu, fırlamalığı patlatıveren yaratıcılık örnekleriydi. 

AIMA’da bu yaz
2013 sezonuna Burak Onur Erdem yönetimindeki koro atölyesiyle başlayan Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi’ndeki (AIMA) diğer ustalık sınıfları (masterclass) şöyle:
3-10 Temmuz
Keman Masterclass
Lukas David, Andrej Bielow, Çiğdem İyicil yönetiminde
15-22 Temmuz 2013
Gitar Masterclass
Elena Papandreou yönetiminde
20-26 Ağustos 2013
Flüt Masterclass
Gülşen Tatu yönetiminde
30 Ağustos- 6 Eylül 2013
Piyano Masterclass
İdil Biret yönetiminde
16-23 Eylül 2013
Viyolonsel Masterclass
Peter Bruns yönetiminde