'Şehrin enerjisini sömürüyorum'

'Şehrin enerjisini sömürüyorum'
'Şehrin enerjisini sömürüyorum'
İlk albümü 'Loop'la ilgili çok iyi eleştiriler alan ve Türk PJ Harvey' olarak anılan Selin Damar, "Evet, biraz kasvetli bir albüm oldu. Kişilik olarak karamsar olmadım ama dinlediğim müzikler hep öyleydi" diyor.
Haber: ELİF EKİNCİ / Arşivi

Radikal’deki müzik yazılarından ya da Radyo Eksen’de yaptığı Airbag isimli programdan biliyor olabilirsiniz Selin Damar ismini. Bilmiyorsanız da ziyanı yok, yakında alternatif/ indie müzik sahnesinin iyi tanınan isimlerinden biri olacak çünkü. İlk albümü ‘Loop’u yayımlayan Selin Damar ile albüm vesilesiyle buluşup biraz sohbet ettik.

Müzikle epeydir iç içe olduğunuzu biliyoruz, albüm neden bu kadar geç kaldı?

Albüm fikri aslında başından beri vardı. Müzik yapıyorsanız, eldeki her şeyi bir yerde toplayıp bir albüm hazırlama fikri de kendiliğinden çıkıyor zaten. Önceleri prodüksiyon adına bazı sıkıntılarımız vardı, kendi imkânlarımızla yapamıyorduk albümü. Bu yüzden beklememiz gerekiyordu. Kendi plak şirketimiz Pluton Müzik’i kurduk, her şeyi kendi bünyemizde yapabilecek kıvama gelince de işe giriştik.

Şarkılar hazırdı aslında yani?

Uzun zamandır şarkılar yapıyoruz aslında. Bu albüm için birlikte çalıştığım isimlerle Spoiler adında bir grubumuz vardı, cover parçalar çalıyorduk sahnede önceleri. Gitarda Olay Andaç, basta İlker Göçmen vardı yine. Yavaş yavaş kendi bestelerimizi eklemeye başladık repertuvarımıza. Zaten öncesinde kayıt olanakları çok fazla gelişmemişti, artık telefona bile kaydedebiliyorsunuz şarkıları. 2007-2008 gibi hem kaydetmeye hem de sahneye çıkıp söylemeye başladık.

Ondan önce ne yapıyordunuz peki?

Ben üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre Bodrum’da yaşadım, 1995-2000 arası. Babam oraya yerleşti, ben de yanına... Orada kendi gazetelerimizi, dergilerimizi çıkardık yıllarca. Beş sene sonra İstanbul ’a döndüm, çünkü içimde hâlâ çok büyük bir enerji vardı. Bir dolu konser oluyordu İstanbul’da, ben her şeyi kaçırıyordum. O güneye yerleşeyim kafasını aradan çıkardım vaktiyle, o yüzden şimdi hiç öyle eğilimlerim yok. Şehrin enerjisini sömürüyorum. İstanbul’a döndükten sonra da 10 sene kadar burada birtakım dijital ajanslarda çalıştım. Sonra da hayatımdaki her şeyi müziğe çevirmeye karar verdim. Çünkü en mutlu olduğum zamanlar hayatımın müzik varkenki zamanlardı. Şimdi gitar ve ekipmanları satan bir mağazamız var. Dört bir yandan müzik var hayatımda.

Bu süreçte hiç “albüm için geç kalıyorum” hissine kapıldınız mı?

Müzikal anlamda, evet. Tam bir şey yapıp “tamam bu süper” diyorsunuz, aklınızı çelen başka bir şey çıkıyor, ondan hoşlanıyorsunuz. Albümde tüm bu farklı sound’ları duymak mümkün.

Bana çok bütünlüklü bir albüm hissi verdi yine de.
Albümde sözler bana ait, besteleri Olay Andaç ile birlikte yapıyoruz. Şarkıların oluşum sürecinde ikimiz varız. Sound olarak, Olay’la hiç konuşmadan anlaşabiliyoruz. İkimiz de birbirinin kafasındaki şeyi biliyoruz çünkü. Belki de bu yüzden öyle bir his vermiştir.

Albümün kasvetli atmosferi de buradan mı geliyor?

Evet, biraz kasvetli bir albüm oldu. Aslında ben kişilik olarak öyle karamsar, melankolik bir insan hiç olmadım ama dinlediğim müzikler hep öyleydi. Yaptığım müzik de öyle oldu haliyle. Yüksek tempolu parçalarda bile durum aynı. Demek ki içimizde öyle karanlık bir yan varmış.

Albümün dili İngilizce. Memlekette çok fazla ‘tutan’ bir şey değil bu, neden böyle bir karar verdiniz? Kendinizi Türkçe anlatmayı neden tercih etmediniz?

Yaptığımız müziğin dili İngilizce, Türkçe olduğunda başka bir şeye dönüşüyor... O dönüştüğü hali de benim içinde kendimi çok iyi hissetmediğim bir yer açıkçası. Böyle düşünen bir dolu grup var artık ve bu şekilde alternatif bir ses olduğumuza inanıyorum.

Bir de PJ Harvey’e benzetilme meselesi var. Sosyal medyada bu minvalde çok yorum var, ne diyorsunuz bu yoruma?
Ben de yapıyorum bunu, dinlediğiniz yeni bir şeye, beyinde en yakın neyi buluyorsanız onu örnek gösteriyorsunuz. Çok takılmıyorum buna. PJ Harvey bilmeyen eski jenerasyon da başkalarına benzetiyor mesela.