Şehrin kübik insanları

Şehrin kübik insanları
Şehrin kübik insanları
Feyyaz Fayans, İlla Mualla, Soked Aşure, Fettan Müjgan ve şehrin diğer sakinlerinden oluşan Ömer Ozan Erdoğan'ın ilk sergisi Küpşehir 'Çok Oyuncaklı Sergi'deki tasarımlar görülmeye değer
Haber: NİHAN BORA - nihanbr@gmail.com / Arşivi

12 senedir reklam ajanslarında sanat yönetmenliği yapan Ömer Ozan Erdoğan, beş yıldır da karakter tasarımı yapıyor. İki ortağıyla birlikte temmuz ayında açtıkları Creative Bonanza’da gündüz reklamcı, gece dikişçi olarak çalıştığını söyleyen Erdoğan, kumaş, elyaf, sünger ve kumaşa basılan fotoğraflarla canlanan Küpşehir sakinlerini oluşturdu ve ilk karakter tasarımı sergisini Alan İstanbul’da 13 Ocak’ta açıyor. Küpşehir’de sokak kedileri, sokak köpekleri ve sokak çocukları; apartman çocukları, ev kedileri ve köpekleriyle aynı mekânı ve aynı kaderi paylaşıyor. Daha önce sipariş üzerine çeşitli oyuncak tasarımları yapan Erdoğan, karakterlerini sergilemeyi uzun zamandır çok istediğini ve Alan İstanbul’dan gelen teklifi de heyecanla kabul ettiğini söylüyor. 

Küpşehir nereden çıktı?
Şehir temasını işledik. Bunun galeriye taşınan bir şey olduğu için kavramsal bir yanı olması gerektiğini düşündük. Yaptığımız oyuncakların anlattığı bir konu olsun diye yola çıktık. Bir şey üretirken de onun çerçevesini belirlemek de kolaylık yarattı. Şehir ismi, şehirde yaşayan insanlar olmamızdan geliyor. Şehrin insana yaptıkları, insanın şehre yaptıkları, şehrin insanda doğurduğu arızalar var sergide. Bizim bakış açımızda kübik form, şehir temasıyla bütünleşti. 

Küpşehir’in insanları kimler?
Sokak çocuğu, apartman çocuğu, sokak köpeği, ev köpeği, sokak kedisi var. Kendini jiletlemiş bir ‘Kara Bela’mız var. Aslında kendine zarar vermeyi sorgulayan, şehrin de böyle bir şey yarattığı fikri var. Oyuncak olarak sevimli sevimli yaratıklar ama bir şekilde kendilerine zarar verirken gösteriyoruz onları, bir tezatlık var. Her biri için de hikâyeler hazırladık. 

Nasıl hikâyeler mesela?
Örneğin sokak çocuğu için şöyle bir dörtlük yazdık: ‘Sokak Çocuğu’nun babası kaldırım taşıydı / Annesi ise rögar kapağı / Derler ki gözleri annesine çekmiş / Ağzıysa aynı babası’... Ya da kamyoncu Hulki için: ‘Gözlerinin hastası, rampaların ustası / Hulki, kamyoncu camiasının ağababası / Tek damarına basan, uzun yolda sollanması / Hemen yeşerir yüzü, atar tepesinin tası’...

İstanbul’la Küpşehir arasında benzerlik ya da farklılık var mı?
Benzeyen yönleri var tabii ama Küpşehir fantastik bir şehir. Bazı karakterler gerçekten hayatımızda rastladığımız insanlara benzer özellikler taşıyor ama bazıları çok alakasız. Kullandığımız fotoğraflar bir kere İstanbul’da çekildi. Sonuçta ilhamı bu şehirden aldık ve de göstermeye çalıştığımız arıza tipler de aslında bir şekilde aşina olduğumuz tiplerin Küpşehir’e yansıması. 

Kaç Küpşehirliyle karşılaşacağız?
Toplam 35 parça oyuncak oldu. Mekâna ilk girip birkaç tanesini koyana kadar orayı dolduramayacağız diye, hiç durmadan oyuncak yapmam gerektiği hissi vardı içimde. Ama fazla bile yapmışız. 

Ne kadar sürdü?
Üç aylık bir çalışma bu aslında. Ama anladık ki böyle bir şeyin hakkı en az altı ay. Bu sergi tecrübe kazanmamıza sebep oldu. Zamana karşı çalışmak da zevkli. Altı ayımız da olsa büyük ihtimalle son üç ayda da yapabilirdik, belki deneme yapmak için daha zamanımız olurdu. Bu sergide deneyelim görelim, ona göre aynı parçadan yenisini tekrar yapalım gibi bir fırsatımız olamadı. Yaptığımız her şey ilk yaptığımız haliyle sergilenecek. 

Hangi malzemeleri kullandınız?
Bize ilham kaynağı olan şey şehirdi aslında. Çeşitli malzemeler kullandık bunları yaparken. Kumaşlara fotoğraflar bastırdık, fotokolajlar. Alan İstanbul’un duvar dokusunu kullandık. Bir şekilde dokuları da katmak istedik işlere. Mekânı da bir metafor olarak, şehrin bir parçası olarak var. Şehir detaylarına yer verdik; rögar kapağından yer parkelerine, bina camlarından kaldırım taşlarına benzer şeyler... Onlarla şehri yansıtmaya çalıştık. Aslında ikiye ayrılabilir yaptığımız karakterler. 

Küpşehir’den sevdiğimiz karakterleri satın alabilecek miyiz?
Evet. Henüz fiyatlandırmadık ama çok ucuz olmayacaklar. Çünkü biz bunları oyuncak olarak sergilemiyoruz, bir tasarım ürünü olarak düşünmek lazım.