Seksi mi bilmem ama sesim romantik

Seksi mi bilmem ama sesim romantik
Seksi mi bilmem ama sesim romantik
Üç yıllık aradan sonra Yaşar yeni albümü 'Cadde' ile yeniden dinleyenlerini selamladı. 10 şarkıdan oluşan albüm klasikleşmiş Yaşar şarkılarını sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacak. Sanatçıyla buluşup yeni albümü 'Cadde'yi ve bugüne kadar yaptıklarını konuştuk.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ / Arşivi

Son albümünüzün üzerinden üç yıl geçti. Neredeydiniz bugüne dek?
Çocuk büyütüyordum. (Gülüyor) Oğlum 14 aylık oldu. Hamilelik süreci boyunca da eşimin yanındaydım. Son iki yıldır bu durum hayatımın en önemli parçasıydı. Aile kurmakla ilgilendim bu dönemde.
‘Cadde’ nasıl oluştu? Hazırlık sürecinden bahsedebilir miyiz?
‘Cadde’nin hazırlanması bir yıl sürdü. Stüdyoya girip hızlıca kaydettiğimiz bir albüm olmadı. Bazı aralar vermek zorunda kaldık. Konser döneminde yurtdışına gidip geldim ve uzun süre dengem bozuldu. Bir ay boyunca jetlag etkisindeydim. Bir ay boyunca da kişisel işlerim nedeniyle geciktik. Ardından Gezi olayları çıkınca yine ara verdik. Bunun üzerine yaz tatiline girince müzisyenlerin hepsi çalışmak yerine tatil yapmayı seçtiler. Böyle uzun sürede parça parça kayıtlar yapmak daha iyi oldu benim için. Tüm şarkıların üzerinde uzun uzun düşünme fırsatı buldum.
Albümü tek seferde kaydetmek usule daha mı uygundur?
Aslında en iyisi öyledir. Stüdyoya girip heyecanı hiç kaybetmeden şarkıları kaydetmek gerekir. O sistemde ev ödevini çalışmış olarak geliyorsun. Sen ne yapacağını biliyorsun, aranjör biliyor, müzisyenler biliyor. Daha hızlı bir çalışma ortaya çıkıyor.
‘Cadde’nin diğer Yaşar albümlerinden farkı nedir?
Aslında bir fark olmasın diye uğraştım. Bir önceki albümde farklı bir aranjörle çalışmıştım. Aranjör değişince sound da değişiyor. Dinleyenler benim sürekli Tansel Doğanay’la çalışmamı istiyor. Öyle şarkılar söylememi istiyorlar. Ben de öyle şarkılar söyleyebiliyorum zaten. Macerayı pek sevmiyorum. Ama albümde şöyle bir fark yakalanabilir: Hem yaşça olgunlaşmam hem de yıllardır sahnelerde edindiğim tecrübe şarkı sözlerinde ve söz yazarlığımda görülebilir.
Deneyimden bahsetmişken… 43 yaşına geldiniz. Özellikle yurtdışında bu yaşlar müzisyenlerin en olgun şarkılarını yaptığı dönemdir. Siz kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Türkiye ’de tersine işliyor bu durum. Yurtdışında son on yıldır tüm stat konserlerini veren müzisyenler 60’ın üzerindeler. Paul McCartney, Elton John statları dolduruyor. Bizde yaş ilerledikçe emekli olman gerekiyormuş gibi bir hava yaratılıyor. Emekliliğe biraz daha zamanım var ama 40 eşiğini aştıktan sonra insan oraya doğru gittiğini düşünmeye başlıyor. Kendimi çok genç hissediyorum fakat toplum benim gibi hissetmiyor. (Gülüyor) Dinleyenler kendi yaşına daha yakın sanatçılara ilgi göstermeye başlıyorlar. Seni ilk önce yaşıtı gibi görürken sonra ağabeyi gibi görmeye başlıyor. Bir adım sonra da amca oluyorsun. Yine de en önemli olan kişinin hangi yaşta hissettiği.
Albüm öncesi verdiğiniz arada evlendiniz ve bir çocuk sahibi oldunuz. Müzik hayatınızda bir şeyler değişecek mi? Evlilik müziği öldürür mü?
Öldürse bu albüm böyle olur muydu? (Gülüyor) Bence bu, evlenip de evin içerisinde kendine bir alan yaratamayan çiftler için geçerli. Virginia Woolf’un ‘Kendine Ait Bir Oda’sını da akılda tutarak şöyle diyebiliriz: Eğer evin içinde kendine ait bir odan varsa müzik devam eder. ‘Oda’ kavramını sadece dört duvar olarak düşünmemek lazım. Kendine ait bir alan, zaman ve ambiyanstan bahsediyorum. Nihayetinde müzik dört duvarla kaplı bir odada değil insanın içerisindeki bir odada yapılıyor. Evliliğin bu bağlamda olumsuz bir etkisini görmedim. Hatta daha düzenli ve huzurlu olduğum zaman daha iyi işler çıkartabildiğimi de görmüş oldum.
Albümde şarkıların birçoğunun sözlerini siz yazmışsınız. Şarkı yazma süreci sizin için nasıl işliyor?
Cevabını bu zamana kadar bulabilmiş değilim. Bir şarkı bir anda çıkar. İlham buna deniyor zaten. O anı uçlarından çekerek uzatıp bir çizgi haline getiriyoruz ve o çizginin üzerinde olup bitiyor her şey.
Şarkılarınızı insanların hep bir ağızdan söylemesi nasıl bir his? ‘Hayran sahibi olmak’ sağlıksız bir duruma dönüşebilir mi?
‘Müzik, insanların hep bir ağızdan söylediği şarkılar oluşturmak için yapılır’ demek çok da yanlış olmaz. Konseri yaparken ya da şarkıları paylaşırken gösterilen ilgiden memnun olmayacak kimse yoktur. Belki işinizi yapmadığınız anlarda karşılaştığınız ilgi kimyanızı bozabilir. Benim durumum hiç böyle olmadı. Bir popstar hayatı yaşamadım. Sahne dışında çılgınca bir ilgiyle karşılaşmıyorum. Sahnede gelen ilgi de sanatçıları ayakta tutan şey. Bir önceki albümümde insanlar konserlerde o şarkıları benimle söylemediler. Sahnede acı çekiyordum. Geçen hafta verdiğim konserde herkesin hep bir ağızdan tüm şarkıları söylediğini görünce anladım bu işin başarılı olduğunu. Bu hissi yaşamak için yapıyorum her şeyi.
Söz yazarlığı anlamında eskiye oranla daha deneyimli olduğunuzdan bahsettiniz. Bir taraftan da biliyoruz ki şiirle bağınız çok kuvvetli. Mesela sıkı bir Cemal Süreya hayranısınız.
Ben şiir okumasaydım şarkı sözü yazamazdım. Sanatların birbirleri arasındaki bağı göremeyen kimselerin uğraştıkları sanat dalında ilerlemeleri mümkün değildir. Söz yazarlığıyla ilgiliysen edebiyatla ilgili olmak zorundasın. Edebiyatla ilgilendikçe kendini geliştirirsin. Ben eskiden söz yazmaz, şairlerin şiirlerini bestelemeye çalışırdım. O yıllarda çalıştığım arkadaşlarımdan birisi teşvik etmişti söz yazmaya. Ben de olabileceğini çok düşünmemiştim açıkçası. Hayatım boyunca şiirleri bestelerim zannediyordum. Söz yazarlığımın öncülü şiir merakımdı. Hiç şiir okumadan şarkı sözü yazan var mıdır bilmem. Zannetmiyorum ama varsa da ancak ‘slogan şarkı’ yazabilir.

Eskilerin ‘sıtmalı’ dediğinden


İnternette sizle ilgili yorumların çoğu sesinizin romantik ve seksi olduğuna dair. Gündelik hayatta da romantik ve seksi hissediyor musunuz?
Bu kadar söylendikten sonra öyle hissetmeye başlıyorsun (Gülüyor). Sesim seksi midir bilmem ama romantik olduğu doğrudur. Biraz pes, kısık ve puslu bir ses benimkisi. Eskilerin ‘sıtmalı ses’ dediğinden. Sesim olgunlaşmadan evvel gitar çalıp şarkı söylemeye başladığım zamanlarda sesimin böyle olmasını isterdim hep. Ya çok istemişim ya da olacağı varmış.
Peki, kadınlar sizi romantik bulurlar mı?
Romantikten ne anladığımıza bağlı olarak değişir. Kadınlar beni romantik bulurlar ama evde pek de romantik olamıyor insan. Eşim beni yurtdışında romantik buluyor. Burada hal ve hareketlerime daha fazla dikkat etmem gerekiyor. Yurtdışında ise daha rahat ve romantik oluyorum. Ben sanırım ‘rahat yerlerin romantiği’ kategorisindenim.

Çok satmasını bekliyorum


‘Cadde’den ne bekliyorsunuz?
Çok satmasını bekliyorum. Gerçekten. Bu albüme destek veren herkesin para kazanmasını istiyorum. İlk etapta istediğim albümün çok satması ve fiziki satışın yanında olabildiğince çok insana ulaşması. Şarkılarımı tüm insanlara ezberletmek istiyorum. Böylece daha iyi işler yapmak için moral bulacağım. Daha önce verdiğim konserde gördüm ki insanlar bu şarkıları söylüyor. Bu albüm oldu galiba. (Gülüyor)