Sema Şimşek: Oğlum için askere bile giderim

Sema Şimşek: Oğlum için askere bile giderim
Sema Şimşek: Oğlum için askere bile giderim
Dün vizyona giren "Dabbe 6" ile ilk korku filmi deneyimini yaşayan Sema Şimşek, "Ben cinlere inanırım, çekimler boyunca dua etmeden uyuduğum gece olmadı" diyor. Hürriyet gazetesinden Zelal ÖZALP'ın Sema Şimşek ile söyleşisi şöyle...

“Dabbe” serisinin altıncı filminde önemli bir rol üstlendin. Ekibe nasıl dahil oldun, teklif kimden geldi?

- Ajansım aradı ve görüşmeye gitmemi istedi. Bu gibi şeylerden çok korkan biri olarak ilk anda “Acaba mı?” diye düşündüm. Ne olur, ne biter bilmeden görüşmeye gittim. Senaryoyu verdiler, soluksuz okudum. Bana kalırsa serideki en iyi senaryo... Sürprizi bol, Amerikan korkusuna çok yakın. Ayrıca her ne kadar zarif ve narin göründüğümü söyleseler de, ben aksiyon seven bir kadınım. Nemrut Dağı’na tırmanırım, havaya bırak uçarım! Tehlikeyi seven bir cabbarım. O yüzden kabul ettim.

İlk kez bir korku filminde kamera karşısına geçtin. Diğer filmlerden farkı neydi?

- Semalar farklı Semalar (gülüyor). İzleyince çok şaşıracaksınız. Ben bile kendime şaşırdım. Söylemem ne kadar doğru bilmiyorum ama deneyimi yeterdi filmin. Farklara gelince, bir kere çoğunlukla gece çekimi yapıldı. Oğlumu görebilmek için iPad aldım, devamlı fotoğraflarına bakıyordum.

Bu filmin hazırlık sürecinde psikolojik destek aldığın yazıldı.

- Yok, psikolojik destek aldığım doğru değil. Tabii ki etkilendiğim sahneler oldu ama dualarım bana yeter. Büyü sahnelerinden önce ve sonra sürekli dua okudum. Set durmadan dua okuyarak geçti benim için.

Çok mu korktun?

Evet, korkularım oldu, çünkü inançlı biriyim. Gerçeklik payını düşündüğümde tedirginlik yaşıyordum. Sette öyle şeyler anlatılıyordu ki, titreyerek kamera karşısına geçtiğim oluyordu.

YILANLARLA SARMAŞ DOLAŞ OLDUM

Halk arasında cin kelimesini ağzına dahi almayanlar var, üç harfli derler. Sen de onlardan mısın?

- Yok, adını söylerim ama varlıklarına da inanıyorum. Benden uzak olsunlar.

Gece çekimleri sonrası eve döndüğünde kendini nasıl hissediyordun, korku devam ediyor muydu?

- Herhalde. Arkama bakarak yürüyordum, dua etmeden uyuduğum gecem olmadı. Bazen de kalkıp ışıkları falan yakıyordum. Zaten çocukken karanlık fobim vardı.

En çok hangi sahne etkiledi seni?

- Yılanlı sahne... Görüşmeye gittiğimde senaryonun sadece yarısı hazırdı. Sonunu bilmiyordum. Bir gün karşıma geçip “Yılandan korkar mısın?” diye sordular. “Yılanlara taparım” dedim girdim içeri. Kocaman yılanlarla sarmaş dolaş oldum, oynadım. Anında samimiyeti kurduk, yılanlı kadına dönüşmem kısa sürdü (gülüyor). “Dabbe 7” çekilse, yine kadroda olmak için can atarım.

İnanmıyorum sana! 

İnan... Herkes yanımdan kaçtı ama... Değil dokunmak, yanında bile duramayanlar varmış. Benimse yılanlarla aram iyidir. Adrenalin tutkusu işte, manyağımdır!

ACIDAN ZEVK ALIYORUM KENDİME DİKİŞ ATMIŞLIĞIM VAR

 

Cinden başka bir şeyden korkmaz mısın sen?

- Dedim ya manyağımdır. Yıllar önce Güneydoğu’da bir mayo çekimi için mağara içindeki suya girmiştim. Suyun soğukluğu donma seviyesine yakındı. Beni sudan çekerek, kayalara sürte sürte çıkardılar, “Nasılsın?” diye sordular. “Harikaydı” dedim. Acıdan haz alıyorum. Kendi kendime dikiş atmışlığım var.

Gerçek korkularına, cinlere ve film setine dönelim. Saç, makyaj, kostüm olarak hazırlanıp ilk aynaya baktığında ne düşündün?

- Vay be ben neymişim, ne cevherler varmış bende dedim (gülüyor). Zaten makyözümüz ellerime bayıldı.

Neden o?

Ellerim çok damarlı ve bu tür bir makyaj için doğuştan hazır. Makyözün ağzının suları akmaya başladı görünce. “Gel, ellerinin kalıbını alayım” dedi. Ama moda çekimlerinde bu özellik dezavantaja döner. Damarları sonradan photoshop’la silerler.

“Dabbe” serisinin önceki filmlerini izlemiş miydin?

- Çekimlerden sonra izledim, öncesinde izlememiştim.

Niye?

- Bu tür şeylerden çok etkilendiğim için... Cin, peri, ruh; bunlar başka tür bir korku. Üzerimden kolay kolay atamadığım bir korku olduğu için de izlememeyi tercih etmiştim.

Peki rol aldığın filmi vizyona girmeden izleme şansın oldu mu?

- Sadece fragmanı... Kendim oynadım, buna rağmen izlerken çok korkacağımdan eminim.

Oğlun Rüzgar henüz çok küçük. Annesinin oynadığı film hakkında fikir sahibi mi?

Rüzgar’a ancak 20 yıl sonra izletirim. Bunları rüya sahnesi olarak biliyor. “Annem bunların hepsi rüya” dedim çünkü. Bir kere de makyaj yapılırken izlettiğim için korkuları azaldı. 

Gelelim özel hayata... Sema Şimşek’in kalbinde oğlu Rüzgar dışında başka bir erkek yok mu?

- Sema Şimşek’in kalbi gerçekten boş. Çok huzurluyum şu anda.

Hayatına en son Vural Uzundağ girmişti. Sen Uzundağ’dan ayrıldığın gün eski eşin Burak Hakkı da kendi ilişkisini sonlandırmış diye duydum. Bu haberler doğru mu?

- Bu yeni bir şey değil, 3 ay oldu biteli. Ortak verilmiş bir karar. Güzel şeyler yaşandı ama bitti. Süreci bu kadarmış. Başka da söyleyebileceğim bir şey yok.

Sema Şimşek tekrar evlenir mi?

- Hayat arkadaşı istiyorum ama imza atmam bir daha asla... Evlenmek no (gülüyor)... Başımı omzuna koyacağım bir hayat arkadaşı yeter... Öyle biri gelsin ki, onunla yaşlanıp öleyim istiyorum. Ama imzasız. Evliliğe inancım yok artık.

Eski eşin “Tekrar evlenirsem yine o kişi Sema Şimşek olur” demiş...

Büyük konuşmamak lazım. Ben başka çocuk da istemiyorum. Çok şanslı bir anneyim ve Rüzgar’ım bana yetiyor. Evlilik, no no no...

 

Yaz ayları nasıl geçti?

- 5 haftalık çekimlerde bedenen ve ruhen çok yorulmuştum. Tatilde çok güzel dinlendim. Ailem ve oğlum Rüzgar’la Bodrum’daydık yine. Ruhumu dinlendirdim. Şimdi yeniden işlerle haşır neşirim. Çok huzurluyum çok!

Rüzgar’la aranız nasıl? Anne oğul ilişkinizden bahseder misin?

- Ben oğlum için yaşarım. Oğlum için gerekirse askere bile giderim.