Şenses'in şarkıları rakıya eşdeğerdir

Şenses'in şarkıları rakıya eşdeğerdir
Şenses'in şarkıları rakıya eşdeğerdir
Önceki gece hayata veda eden Adnan Şenses'in sesi ve şarkıları anason kokardı. 'Duman Oldum'dan 'Doldur Meyhaneci'ye uzanan külliyatı, başka bir şeyle değil, rakıyla iyi gider.
Haber: MURAT MERİÇ / Arşivi

Memleket gündemi hızlanmış, Mazhar Alanson’un şarkısında dediği gibi ‘beş dakkada değişir bütün işler’ kıvamına girmişken geldi haber : Adnan Şenses öldü. Elbette ilgi görmedi, kabine revizyonu, Erdoğan Bayraktar’ın çıkışı, bakan istifaları derken karambole gitti. Çocukluğumdan bugüne taşıdığım insanlardan, plaklardan mp3’lere giden yolda şarkı listemde değişmeden kalmış seslerden biriydi. Hiçbir zaman yakın olmadım ama şarkılarını hep uzaktan sevdim. Plakları elime geldiğinde itiraz etmedim, dinlerken rakımdan bir yudum daha çektim.
Son demlerinde öyle anılmak istemiyordu belki ama Adnan Şenses benim için rakıya eşdeğer: Sesi ve şarkıları anason kokar. ‘Duman Oldum’dan ‘Doldur Meyhaneci’ye uzanan külliyat, başka bir şeyle değil, rakıyla iyi gider. Hele ‘Neden saçların beyazlanmış arkadaş / Sana da benim gibi çektiren mi var?’ diyerek girdiği şarkıyı dinlediğinizde, derhal dem âlemlerine atmak istersiniz kendinizi. Yorumu bu denli etkilidir.

Ceketini beline bağlar...

Klasik Adnan Şenses görüntüsü şudur: Konserlerinin sonunda ceketini beline bağlar, gömleğinin üst düğmelerini açar, roman havaları söyler, hem de oynar. Bunu, TRT’nin en katı olduğu dönemde de yapmıştır üstelik: Tuhaf bir dokunulmazlığı vardır. “Hiç de ayık duramam / Kafam kıyak gezerim” dizesini, devletin televizyonunda ya da muhafazakâr ortamlarda seslendirebilecek bir başka kişi daha tanımıyorum.
Jübileleri, vedaları sevmediğini biliyoruz. Sessiz gitmek istediğini söylerdi hep, öyle oldu. O kadar sessiz gitti ki, hâlâ bir sürü insan onun yaşadığını zannediyor. Tersi de geçerli: Son döneminde o kadar sessizdi ki, çevremdeki insanların bir kısmı çoktan onun öldüğünü düşünüyordu. Televizyonlarda sürekli görmeye alıştığımızdan belki, yokluğu ölümüne eşdeğer algılandı. Şimdi gerçekten yok ve televizyonlar kısa sürede onun eski görüntüleriyle dolacak, yeniden.
Hikâyesi bildik: Bursa’da başlayan, Ankara’da devam eden, İstanbul’da sonlanan macerası, 1956 sonrasında sahnelerde sürdü. 21 yaşındaydı ve dönemin ‘parlak’ gençlerinden biri olarak lanse edilmişti. Kısa sürede Ankara Radyosu’na girdi, birbiri ardına plaklar yaptı, filmler çevirdi. 70’lerin sonuna geldiğimizde memleketin en ünlü assolistlerindendi. 60’ların başında yaptığı az sayıda taş plakta dönemin ‘ağır’ musikisine alternatif neşeli ‘işler’ yaptı: ‘Avare Şoför’, ‘Yollarına Baka Baka’, ‘Aşkımı Senden Gizledim’, ‘Bu Çeşme Ne Güzelmiş’ gibi şarkılar bugüne ulaşmadı belki ama alaturka hatta bir kırılmaya sebep oldu. 70’lerin başında ‘meyhane şarkıları’na meyleden, 80’lere doğru sadece müziğini değil, söyleyişini de ağdalı bir hale getiren Şenses, sonraki yıllarda arabeskin en büyük isimlerinden biri haline geldi. Son albümü ‘Bir Efsanedir’ bu yıl içinde yayımlandı ve Sezen Aksu’nun kendisine hediye ettiği “Bekleyemedin mi?” ile dikkat çekti.
Hafızamızda Adnan Şenses’e ait son görüntülerden biri, hastanede kendisini ziyarete gelen Recep Tayyip Erdoğan ’a sarılarak ağladığı sahne. İçten, teklifsiz, ne olacağını düşünmeden yapılmış bir hamle bu, sahici. Doğrudur, Erdoğan ve AKP ile hep yakın temasta olmuş, gecelerinde çalmış, şarkılarını onlar için söylemiştir. Ancak bunu ‘yalakalık’ ya da ‘yandaşlık’ olarak nitelemek çok da mümkün değil. Adnan Şenses hiçbir zaman farklı bir yerde olmamış, rakıya rağmen hayatı boyunca o cenaha yakın durmuştur. Turgut Özal’ın en çok sevdiği şarkıcılardan olduğunu hatırlayalım…

Hep yanı başınızda

Ne olursa olsun, memleket müziğinin mühim seslerindendi. Onlarca 45’lik, bir o kadar albüm derken sağlam bir külliyat bıraktı arkasında. Şimdi, rastgele bir plağını, kasetini ya da CD’sini alıp kadehimizdekini onun şerefine kaldırma zamanı! Eşlik edemeyecek belki artık ama sesiyle hep yanı başımızda duracak.
Adnan Şenses’in cenazesi bugün ikindi vakti Teşvikiye Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.