Sertab'ın tıkır tıkır işleyen kulisi

Sertab'ın tıkır tıkır işleyen kulisi
Sertab'ın tıkır tıkır işleyen kulisi

Fotoğraflar: Esra Ülkar

Önceki gece, Sertab Erener'in Türkiye'deki demokrasiye atıfta bulunduğu konserine iç taraftan dahil olduk. Konseri sahne önünden değil, kulis perdesinden izledik.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ / Arşivi

Bugüne dek gittiğim tüm konserlerde hep merakım aynıydı: “Kuliste neler oluyor acaba?” Sahnedeki eğlenceli atmosfer kulise çok uğramıyor olsa gerekti... Kulaklıklı adamlar ve kadınlar sürekli bir koşturmaca içinde olmalıydı... Yıllardır içimde tuttuğum bu merakımı Sertab Erener’in önceki gece Bostancı Gösteri Merkezi’nde verdiği konserde giderdim. Erener’in kulisine girdim, konseri oradan izledim. İşlerin hep yolunda gitmesinden midir yoksa hep böyle midir bilinmez Sertab Erener, ses provasından makyajına, saç tasarımından konserine kadar tüm aşamalarda oldukça neşeli ve bir o kadar da sevimliydi.
Evden çıkıp hiçbir şey yapmak istemeyeceğiniz bir hava vardı cuma günü İstanbul ’da. Saat 17.00’de Erener, ufak bir toplantı ve dinlenme sürecinden sonra provalara geçip sahnenin yolunu tutuyor. Provalar o kadar ciddi ki konserden tek eksiği alkışlayan bir insan evladının olmaması. Garip bakışlara maruz kalmayacağımı bilsem alkıştan ellerimi kıpkırmızı edeceğim ama kendimi tutuyorum. Listedeki tüm şarkıların şöyle bir üstünden geçtikten sonra ekip yemeğe dağılıyor. Kulis yemekleri nefis. Sanatçılara iyi bakılıyor. 


Yemek molasının ardından konsere yarım saat kala Erener’in saçı ve makyajı için saç tasarımcısı Serkan Aktürk ve makyözü Ufuk Celep kulise giriş yapıyor. Sertab Erener’in kulisteki özel odasına ilk girişimiz ve ilk iletişimimiz bu ana denk geliyor. Bu büyük konser için tabii ki kuliste bir yığın eşya var ve kendimize yer bulmakta zorlanıyoruz. O da durumu fark ediyor ve gülerek “Bulabildiğiniz ilk yeri kullanın” diyor. Erener de makyözü Celep de inanılmaz neşeli. Günün en eğlenceli anları tam da bu dakikalarda yaşanıyor. Kulise gelmeden önce garip isteklerinin olup olmadığını merak edip soruyorum ve net yanıtlıyor: “Burası sahne öncesi bir rahatlama alanı. Ben mum görmeyi sevdiğim için mum istiyorum. Alkol almadığım için yeşil çay ya da portakal suyu talep ediyorum. Steril bir ortam dışında organizatörü korkutacak bir şey istemem.”
Makyajı ve saçı yapıldıktan sonra Erener, ilk sahne kıyafetini giymek için içeri çekiliyor; az sonra da tüllü bir elbiseyle dışarıya atıyor kendini. O an kuliste olan herkesin gözü ondan başkasını görmüyor. Erener, vokalistleri Zeynep Doruk ve Sare Uçar ile bir araya gelip fotoğraflar çektiriyor, kulisi ziyaret eden annesini öpe öpe bitiremiyor.



Ve nihayet sahne... Neşeli ama bir o kadar yoğun geçen çalışmanın sonunda ekip Erener’in menajeri Emrah Günkaya’nın “Allah utandırmasın” temennisiyle rahat bir nefes alıyor. Alkışlar kulisi inletirken Erener sahnedeki yerini alıyor.
Hayatımda ilk kez bir konseri sanatçının sırtını ve izleyicilerin yüzünü görerek izliyorum. Eğer dinleyicilerin o bakışlarını görseydiniz sanatçılara güç veren şeyin ne olduğunu en net şekilde anlardınız. Salonun bağıra bağıra eşlik ettiği altı şarkıdan sonra sanatçı ilk kıyafetin değişimi için kulise dönüyor. Süremiz 6 dakika 43 saniye; her şey çok hızlı olmak zorunda. Tüllü elbisesiyle girdiği odadan pullu şık bir ceketle çıkıyor. Ceketini beğenenlere takılmaktan da geri kalmıyor: “Paris’ten aldım şekerim. Lé Grand Hotel’in yanındaki dükkândan.” Kulis ekibi bu şakayla yerlere yatmışken Erener sahnedeki yerini çoktan almış oluyor.
İkinci kıyafetle beraber daha hızlı şarkılara geçiyoruz. Her şarkıya eşlik eden seyirci korosu yorulmak bilmiyor. Şarkıların arasında istek şarkılarını bağıranlar bile var. Yeni bir sisteme geçmek şart. Dâhiyane bir fikirle herkesin istek şarkısını hashtag haline Twitter’dan paylaşmasını isteyip oylama talep ediyor. Hayranlar telefona sarılmışken Erener de konserine 20 dakika ara veriyor. 
Konsere ara verilmesi, seyirciler için su, yiyecek ya da tuvalet gibi ihtiyaçların karşılanması demekken sanatçılar ve kulis için yeni bir koşturma demek. Zira Sertab Erener üçüncü kıyafetini giyecek, saçı ve makyajında değişiklikler yapılacak. Kolay mı? Bir de tam bu sıralarda sahnenin arkasındaki ekranda yaşanan problemle uğraşmak gerekiyor. Belki izleyicilerin fark etmediği ufak bir problem kuliste hayatı durduruyor. Neyse ki sorun çabuk halloluyor. Sertab Erener de yeni kıyafetiyle sahnedeki yerini alıyor. Aranın ardından Twitter’dan gelen isteklerin istatistiği dökülüyor ve sahnedeki tahtaya şarkıların adları yazılıyor. Listeye giremeyen ama çok istenenleri “Bu da benden olsun” deyip boş geçmiyor. ‘Bu Böyle’ ve ‘Zor Kadın’ arasında seçim yapamayınca seyircilere soruyor, oylar eşit çıkıyor. İlginç bir göndermeyle durumu toparlıyor: “Demokraside çare tükenmez. Madem oylar eşit çıktı, O zaman ‘Zor Kadın’ı çalacağız. Demokrasi de böyle değil mi? Soruyorlar ama bildiklerini okuyorlar.” Salondan büyük bir alkış kopuyor. Konserin ikinci yarısıyla beraber kulis rahatlıyor. Öyle ki perdenin arasından konseri izlemeye bile başlıyoruz ekiple beraber. Şarkılara eşlik etmeler, sigara içmeye gitmeler, “Ben bir çorba içeyim”ler birbirini kovalıyor. Konser son dakikaya kadar beklendiği gibi devam ediyor. ‘Vur Yüreğim’, ‘Lâl’, ‘Bahçede’, ‘Yalnızlık’ gibi şarkılarla tempo düşüyor, peşi sıra ‘Hani Kimi Zaman’, ‘Güle Güle Şekerim’ ve ‘Everyway That I Can’ çalınıp seyirciler eski haline döndürülüyor. Sıra gecenin sürprizinde! Son kıyafet değişimine gelmesini beklerken Erener, seyircilere teşekkür edip konserin finalini yapıyor. Neden böyle olduğunu düşünürken saatimizi kontrol ediyoruz ki gece yarısını geçeli bir saat olmuş. İnsanlar evlerine rahat rahat ulaşabilsinler diye konser erken bitiyor ama kimsenin gitmevoye niyeti yok. Erener bis için tekrar sahneye geliyor; ‘Rengârenk’ ve kapanış...

Konser bitiminde sohbetteyiz


Konserin ardından gecenin onun için nasıl geçtiğini soruyorum; insanların geç kaldığını düşünerek konseri bitirdiğini fakat geri çağrılınca inanılmaz mutlu olduğunu anlatıyor. Konser öncesi ritüeli de yokmuş Erener’in. Bir nazar boncuğu, bir at nalı, bir boynuz görmek mümkün değil kuliste. Yeni projelerinden de bahsediyoruz elbette. ‘Sade’ albümünden bir klip daha çekmek istediğini söylüyor. Ayrıca Demir Demirkan’la Elif Şafak’ın ‘Aşk’ romanını bir müzikal haline getirmek üzerine çalıştıklarından bahsediyor. Bir taraftan da yine Demirkan’la beraber oluşturdukları ‘Painted On Water’ grubu için yeni bir albüm planları varmış: “Hayat ve müzik dörtnala devam edecek.”
Tüm konserleri mümkün olan en iyi yerden izlemeye çalıştım. Kulisse bana farklı bir boyut kazandırdı. Konserlere ‘eğlenmeye’ değil ‘iş yapmaya’ giden insanlar tanıdım. Kulis gerginliği sahneye yansımıyorsa biliniz ki kulis ekibi işlerini tam yaptığı içindir. Ve var olan en uzun mesai kulisten sahneye giden o daracık yoldadır.
Ben Sertab Erener’i çok severim. Zaten onu herkes sever. Konserden çıkardığım sonuç da şu oldu: “Hepimiz Sertab Erener’i daha çok sevmeliyiz.”