Sezonun ilk Altın Bamya adayı

Sezonun ilk Altın Bamya adayı
Sezonun ilk Altın Bamya adayı
Ilgın Olut'un aynı adlı çok satan romanından uyarlanan 'Neva', aşkın 'mutsuz' görüntüsü üzerinde yapılanırken, 'kadın düşmanlığı'nın sınırlarında gezinen bir rotayı takip ediyor.
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Şöyle dört başı mamur bir aşk filmi çıkabilecek mi Türkiye sinemasından, merak içindeyiz doğrusu. Hâlâ ‘Vesikali Yarim’i ya da ‘Sevmek Zamanı’nı referans alıyoruz bu kulvarda. Onlardan vazgeçmek gibi bir niyetimiz yok ama yenilerin de üzerine bir şeyler konmasının zamanı geldi de geçiyor bile.
Ilgın Olut’un kendi hikâyesini anlattığı çok satan romanı ‘Neva’yı temel alan aynı adlı film de beklediğimiz ‘ışık’ olamadı ne yazık ki. Can Arca ve Birkan Uz’un ortak yönetiminde hayat bulan film, aşkın trajediyle eşanlamlı olduğunu savlayan düşüncenin bir uzantısı gibi duruyor. Tolstoy’un “Bütün mutluluklar birbirine benzer, oysa her mutsuzluğun kendine özgü bir hikâyesi vardır” aforizmasıyla açılan yapım, çerçeveyi ‘mutsuzluk’ üzerinden çizeceğinin de ipuçlarını veriyor böylece.
İki genç insanın aşkının, erkeğin ‘kıskançlık’ krizleri neticesinde trajediye doğru yönlenen yolculuğunu aktarmaya çalışan roman/film, ‘kadın düşmanlığı’nın sınırlarında gezinen bir rotayı takip ediyor. Erkeği ‘vazgeçilmez’, kadınıysa ‘teslim olan’ kimlikleriyle resmeden hikâye, bu tavrını finale kadar hiç ödün vermeden sürdürüyor, ki filmin 100 dakika boyunca yerinde saydığını da belgeliyor bu durum. ‘Geçmiş’, her iki taraf için de önemli bir rol üstleniyor gibi görünse de bu hikâyede, geçmişten ziyade ‘bugün’ün belirleyici olduğunu görüyoruz. İki âşığın birbirlerine tutulma bölümlerinin hızlıca geçildiği, buna rağmen erkeğin kıskançlığına açılan alanın devasa boyutlarda olduğu film, kadınaysa okuyabileceğimiz bir ‘karakter’ çizmekten uzak bir görüntü veriyor. Doğrusunu söylemek gerekirse, erkeği de karakterden çok tipleştiren bir anlayış göze çarpıyor filmde. Bir kitap ve bir resimle onu tanımamız mümkün olmuyor haliyle!
Özellikle erkeğin kapladığı alan ve eylem planıyla Altın Bamya ödüllerinin favorilerinden biri olacağını düşündüğümüz ‘Neva’, gerçek bir hikâye anlatma motivasyonunun arkasına saklanıp sinema adına pek bir şey sergilemeden geçip gidiyor. Evet, aşkların ‘mutsuz’ görüntüsü avantaj sağlıyor kendine sinemada ama bunun için ‘çıkış noktası’ndan fazlası gerekiyor sanki...

 

Hasan Karacadağ’ı aratıyor!

Hasan Karacadağ’ın ‘cinli’ filmlerinde hiç olmazsa efekt destekli bir korku atmosferi dikkat çekiyor, sinema adına çok doğru hamleler gelmese de. Oysa, Arkın Aktaç’ın yönettiği ‘Şeytan-ı Racim’de bu atmosfer olmadığı gibi, hikâyenin kalbine doğru çıkılacak bir yolculuk vaadi de söz konusu değil.
Aynı evi paylaşan iki arkadaşın Şeytan’la kurdukları ilişkinin onları taşıdığı ‘kaçınılmaz son’u izliyoruz filmde. Goethe’nin ‘Faust’unu hatırlatan bir ‘anlaşma’nın yan etkileri kaplıyor beyazperdeyi. Tabii ki burada Müslüman bir yaklaşım öne çıkıyor ve ‘ruhunu şeytana satma’ motifi bu inançla deşifre edilmeye çalışılıyor. İki arkadaşın gelgitli hikâyesi, durumun psikolojik boyutlarını es geçerken, yalnızca (ve ısrarla) dinsel bir temel arıyor. Bu görüntü, haliyle filmi de bir tür ‘hesaplaşma’ boyutuna taşıyor, ki bu noktada da aradığımız gerilime kavuşamıyoruz bir türlü. Gerilimi geçtik, yapay da olsa bir korku atmosferi bekliyoruz, o da kendini göstermiyor. Bu aşamada Hasan Karacadağ’ın efektlerini mumla aradığımızı bile söyleyebiliriz!
‘Şeytan-ı Racim’, Türkiye sinemasının hikâye anlatma sıkıntısının geldiği boyutları da net biçimde gösteriyor bizlere. Başlangıç noktası ve bitiş çizgisinden ibaret bir hikâye anlatma modelinin sinemamızı nereye taşıdığını görüyoruz burada, birçok filmde olduğu gibi. Aradaki büyük boşluğu doldurmak adına yeterli malzeme olmadığından tekrarlara düşüyor bu film de hikâyeye hizmet etmeyen anları defalarca izlemek zorunda kalıyoruz. En nihayetinde, hikâye anlatabilmek için senaryo sıkıntısının çözülmesi gerektiğini bir kez daha vurgulamak zorunda bırakıyor bizi bu durum.

VİZYONU DEVAM EDEN YERLİLER

Şimdiki Zaman ***
Tepe’nin Uşakları *
D@bbe: Cin Çarpması * 
Süper İncir *