'Shakespeare sıkıcıdır derler, inanmayın!'

'Shakespeare sıkıcıdır derler, inanmayın!'
'Shakespeare sıkıcıdır derler, inanmayın!'
Manhattan'lı altı kadının tiyatro topluluğu 'The Tempest Ladies', son oyunları 'Macbeth' ile üç gösterim için İstanbul'da. Bu akşamki ilk gösterim öncesi, kendilerini 'Shakespeare'e tutkuyla bağlı kadınlar' olarak tanımlayan ekibe bağlandık...
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Stella Berg, Julia Giolzetti, Holly Hart, Stacey Bone-Gleason, Laura Borgward ve Lindsay Tanner ‘Shakespeare âşığı’ altı New Yorklu tiyatrocu kadın. Mottoları şu: Shakespeare oyunları sandığınız kadar sıkıcı ya da ağır değil, aksine çok eğlencelidir!
2008 yılında, Londra’da Shakespeare’in tiyatrosu olarak bilinen Globe Tiyatrosu’nda eğitim alırken ortak Shakespeare tutkuları bir araya getirmiş ekibi. O günden beri ‘The Tempest Ladies’ adlı gruplarıyla, İngiliz yazarın oyunlarını, ağırlıklı olarak fiziksel tiyatro anlayışıyla yorumluyorlar. Bugün , yarın ve 19 Nisan’da ise ikinci ve son oyunları ‘Macbeth’ ile İstanbul ’da seyirci karşısına çıkacaklar.
İstanbul gösterimi için şehre gelmeden önce yazıştık, ekip üyeleriyle. Kendilerini ‘basit ve fiziksel bir hikâye anlatıcılığıyla Shakespeare’i ulaşılabilir ve anlaşılabilir kılmaya’ adadıklarını söyleyen altı kadın vardı karşımda. İlk sorum, elbette ki neden kendilerini özellikle ve tamamen Shakespeare’e adadıkları oldu. Ekipten Julia Giolzetti’ye göre sorumun yanıtı Shakespeare tekstlerinin tarihin en iyi oyunlarından olmasında yatıyor: “Cazip hikâyeleri, heyecan verici, kompleks karakterleri ve güzel bir şiirselliği var. İnsan doğasının günümüzde hâlâ bağ kurabildiğimiz yapısı üzerine yazıyor. Ne yazık ki günümüzün modern seyircisi için oyunlardaki tüm bu zenginlik ağır ve anlaşılması zor bir dil olarak algılanıyor. Bizim Macbeth’teki yaklaşımımız hikâye anlatma metotlarını kullanarak öyküyü anlaması kolay hale getirmek üzerine kurulu. Seyirciyle iletişime geçerek, müzik ve ritmi kullanarak oynuyor; karakterlerin iç dünyasında neler olduğunu da fiziksel objeler aracılığıyla gösteriyoruz.”
Oyunculardan Holly Hart da Shakespeare’in anne-oğul, âşıklar, savaşçılar, karı-kocalar arasındaki en temel insani ilişkiler ve duygular üzerine yazdığı gerçeğinin göz ardı edildiği kanısında. Stella Berg ise son dönemde çoğu tiyatronun seyirciyi, gücünü yüksek teknolojiden alan ses sistemleri, multi-medya projeksiyonlar ve devasa dekorlarla etkilemeye soyunduğunu anımsatıyor önce. Kendi tercihlerinin ise sadece birkaç enstrüman, basit kumaş parçaları ve objelerden destek alarak bedenlerini, seslerini ve seyirciyi kullanarak hikâye anlatıcılığı yolunu benimsemek olduğunu söylüyor.
Oyunda ‘Macbeth’in hem kadın hem erkek tüm karakterlerini, beş kadın oyuncudan izleyeceğiz. Karakter geçişlerini bir parça kumaş, bir şal ya da bir şapka marifetiyle vereceklerini anlatıyor oyunculardan Julia Giolzetti: “Oyunu cadıların davul ritüeliyle açıyoruz. Seyirciler oyun boyunca da cadılarla iletişim halinde olabilecek.” Holly Hart ekliyor: “Bu sıradışı bir Macbeth yorumu, oyundaki tüm müziği de sahnede biz oyuncular yapıyor olacağız. Sahnede oyuncular tarafından yapılmayan neredeyse hiçbir şey yok.”
Ekip ‘Macbeth’i kendilerinden izlemek için İngilizce bilmeye gerek olmadığını da vurgulamak istiyor: “Çok kolay anlaşılır, enerjik, hızlı akan ve eğlenceli bir yorum bu. Anlamak için Shakespeare oyunlarına hâkim olmaya ve hatta İngilizce bilmeye bile gerek yok.”
İzleyip göreceğiz…
Oyun bu akşam ve cumartesi saat 20.30’da Sahne Beşiktaş ’ta, 19 Nisan’da saat 19.30’da Kadir Has Üniversitesi kampüsü içindeki ‘Sahne’de izlenebilir.