Şiddetin dehşeti, intikamın şehveti

Şiddetin dehşeti, intikamın şehveti
Şiddetin dehşeti, intikamın şehveti
Kanal D'nin yeni dizisi 'İntikam', hikâyenin ana karakteri tam bir 'intikam tutkunu' imajı kazandığı ölçüde dikkat ve ilgi çekebilecek gibi görünüyor.
Haber: TAYFUN ATAY - tayfun.atay@radikal.com.tr / Arşivi

İntikam, insan yaşamının ‘karşılıklılık’ ilkesinden çıkış bulur. O yüzden her yerdedir. Tuhaf ve komik olan, iki insan, aile, aşiret arasında ‘kan davası’nı kınayan akılların, mesela ABD ’nin ‘11 Eylül’ün intikamı için Afganistan’a taarruzunu veya bir genelkurmay başkanının ordu birliklerine saldırı sonrasında “misliyle karşılığı verilecek” ifadesini yadırgamamalarıdır. Oysa arada ölçek farkından başka bir şey yok; mahiyet aynı...
O yüzden ‘İntikam’ın Konfüçyüs’ün “İntikam yolculuğuna çıkacaksan, kendin için de bir mezar kaz” sözüyle açılışına takılmamalı! Haksızlığa uğramışlık hissi ölümden beter olduğu için insan kendisine bir mezar kazıp intikam yolculuğuna da çıkar. ‘İntikam’ baş karakterini bu yola sokarken, aslında sinema ve dizi tarihinin en çok işlenmiş bir temasının takipçisi. Ama belli ki bu temayı çok daha karmaşık bir örgü içinde, büyük ihtimalle intikam namlusunun ucunu onu tutana da çevirterek işleyecek.
Dizi yayından sonraki iki gündür ‘teknik’ denilebilecek hatalarla (ve tabii bir de Kanal D’nin ‘hat-trick’iyle!) konuşuluyor. Olay, zaman , yaş, dekor, kostüm, mobilya, aksesuar ve başka pek çok yönden ‘hata avcılığı’, tartışma akışını belirler oldu. Sanki bunlar başka dizilerde hiç yok gibi... Ortalama seyirci bunlara bakıp diziyi izleyip izlememeye karar vermiyor. O, temalara ve imajlara takılıyor. İntikam temasını böyle uzun uzadıya işleme girişimi ona hitap eder mi buna bakmak lâzım. Ya da mesela, intikamı adeta şehvetle isteyen karakter, ‘imaj’ olarak etkileyici mi ona bakmak lâzım. ‘İntikam’ için sıralananlara benzer hatalar, dizinin neredeyse tıpkısının aynısı olduğu orijinal sürüm ‘Revenge’de de kısmen söz konusuydu. Bu, diziye rağbeti engellemedi. Çünkü intikam arzusuyla yanıp tutuşan karakter (Emily Thorne), bir ‘imaj’ olarak görmezden gelinemez ustalıkla (Emily VanCamp tarafından) ortaya konulmaktaydı.

Beren Saat’in yükü ağır
O yüzden ‘İntikam’da iş Beren Saat’e düşmekte. Eğer ‘Derin/Yağmur’ karakterini tam bir ‘intikam tutkunu’ imajına oturtabilirse bu onun dizi kariyerinin bir diğer sıçrama noktası olur. Sorumluluğu ve yükü ağır. Ama arkasında da çok güçlü bir kadro kale gibi durmakta.
Tematik bakımdan bizim seyircide uyandıracağı çağrışımın (özellikle daha çok AB grubuna hitap edeceği de düşünüldüğünde) ‘intikam’ klişesinden öte, gerek ‘Karadayı’ gerekse ‘20 Dakika’da da söz konusu olan ‘suçsuzluk’ ve ‘adaletsizlik’ arasındaki müessif bağıntı olacağını düşünüyorum. Türkiye ’nin yakıcı bir sorunu bu. Haksız yere suçlandığını, tutuklandığını, mahkûm edildiğini düşünen insanlar ve yakınlarının sayısı hiç az değil.
‘İntikam’ onların hissiyatına tercüman olabilir. O ürpertici başlangıç sahnesinin ‘20 Dakika’ ile neredeyse tıpatıp aynılığı da böyle düşünmeyi teşvik ediyor: Kendi halinde, munis bir ailenin evine mesnetsiz bir suçlama eşliğinde polis şiddetiyle dalıp dağılmaya yol açma bu... ‘İntikam’da bu şiddetin dehşetiyle büyüyen çocuk, intikam şehvetiyle yaşadıklarını telafi etme yolunu seçiyor. İzleyeceklerimiz düşünce kışkırtıcı olacak. Ben, şans vermekten yanayım.