Şimdiki gençlik çok daha rahat

Şimdiki gençlik çok daha rahat
Şimdiki gençlik çok daha rahat
Thrash metal denilince Türkiye'de akla gelen ilk isim olan Pentagram, uzun bir aradan sonra yarın Bostancı Gösteri Merkezi'nde hayranlarıyla buluşuyor. Ankara, Eskişehir ve İzmir'de de devam edecek konserler öncesi grupla bir araya geldik...
Haber: Alpbuğra Bahadır Gültekin - bahadir.gultekin@radikal.com.tr / Arşivi

Geçtiğimiz haftalarda Murat İlkan’dan güzel haberler aldık…

Hakan Utangaç: Evet, Murat’ın sağlık durumunda sürpriz bir şekilde iyileşme oldu. Tedavi de olumlu sonuçlanıyor, testler çok iyi çıkmış. Sesinde de hiçbir sıkıntı yok.

Gökalp Ergen: Murat şimdilerde genç bir kadroyla solo bir albüm hazırlıyor. Demo’larını da bize dinletmişti ilk başlarda, çok da beğendik. Onların kayıtları bitmek üzere, herhalde yaz aylarında da çıkmış olur.

Bu ayrı yolda devam edeceği anlamına mı geliyor?

Gökalp E.: Müziği bırakmıyor anlamına geliyor, sadece kendi albümünü hazırlıyor.

Peki, yarın bir gün sahnede görmek gibi bir sürprizle karşılaşır mıyız?

Hakan U.: E tabii, daha önce yaptığımız gibi… Her zaman olur öyle şeyler.

Bir grupta vokal değişikliği risk almak demek. 'MMXII' albümünün piyasaya çıkmasından sonraki bir yıl içerisinde o riskli süreç atlatıldı mı?

Gökalp E.: Bunun hemen aşılması da, insanların kabul etmesi de zor. Bu tamamen benim yükümlülüğümde olan bir durum. Ama elimden geldiğince bu gruba solistlik yapmaya çalışıyorum.

Hakan U.: Genel olarak diskografimize bakarsak, ilk albümde ben söyledim. Sonrasında Ogün (Sanlısoy) dahil oldu. Ondan önce Bartu Topbaş vardı. Sonrasında Murat İlkan geldi. Yani bu değişiklikler ilk defa olmuyor.

Metin Türkcan: Şu anki gençler, mesela benim oğlum da Gökalp’i biliyor. 10 sene sonra da Gökalp’i hatırlayacaklar. Bu değişkenliğe açık bir durum.

Peki, bu değişikliğin en büyük etkisi ne oldu?

Hakan U.: Gökalp ile tanıştıktan sonra bizim Pentagram olarak devam etme inancımız arttı. Eğer o olmasaydı, belki de enstrümantal müzik yapmaya devam ederdik.

Metin T.: Yaşadıklarımız elimizde olmayan nedenlerden dolayı gerçekleşti. Murat da hasta olmak istemedi. Ama biz en iyi şekilde adapte olduk.

Tarkan Gözübüyük: Bizim Gökalp ile birlikte çalışmamız tesadüf değil. O, olağan üstü meziyetleri olan bir şarkıcı. İşlerimizle çok kısa zamanda bütünleşti, Dinleyicilerimizin elbette farklı görüşleri olabilir ama önemli olan bizim kendi içimizde kendimizi yeniden ifade edebilmemizdi. Ben 2010’dan bugüne geçen zaman içerisinde bunu çok iyi başardık. Murat çok önemli bir şarkıcı, ebedi dostumuz. Ama o Dennis Bergkamp ise Gökalp de Thierry Henry.

Pentagram’ın albümleri arasında uzun bir süre söz konusu, bundan sonra bu fark kapanacak mı?

Cenk Ünnü: Kesinlikle öyle görünüyor. Bir sürü fikir var kafamızda hayata geçirmemiz gereken. Öncelikle bu albümün konserlerini vermek istiyoruz. Bostancı’dan sonra 6 Mart’ta Ankara ’da, ertesi gün Eskişehir, 30 Mart’ta da İzmir’deyiz.

Tarkan G.: Niyetimiz aradaki mesafenin olabildiğince kısa olması. Tekrardan çalışmalarımızı yapabileceğimiz bir yerimiz oldu, o bize büyük motivasyon sağlıyor. Şimdilik sadece konserlere odaklandık, ondan sonrası için yeni planlarımız var.

Hakan U.: Ama yeni bir albüm için 10 – 15 yıl beklemeyeceğimiz kesin.

Konserlerden sonra planlarınız ne şekilde evrilecek?


Cenk Ü.: Gidebildiğimiz her yere gitmek istiyoruz. Türkiye dışında da yaz festivalleri için planlarımız var. Zaten menajerlik departmanında da bir değişiklik yaptık. Artık onlar programımızla yakından ilgileniyor. Üstümüzden ‘geçmişin yükü’ kalktı böylece.

Pentagram fanlarını Bostancı'daki konserde neler bekliyor? Bir '20. Yıl' konseri gibi daha gerçekleşecek mi?


Tarkan G.: Çok fazla albüm, çok fazla şarkımız var repertuvara girecek. Ama konserde sınırlı bir süremiz var. Ama bu konserde, son çıkardığımız albüme olabildiğince yer vermek istiyoruz. İlk iki albüme neden çok fazla yer verilmedi diye soracak olan dinleyicilerimizi ise Eylül ayında ayrı bir sürpriz bekliyor.

Şöyle bir soru sorayım: Göz önünde bulunmadığımız zamanlarda Türkiye’deki metal müzik anlayışında nasıl bir değişim oldu?

Cenk Ü.:
O dönemdeki seyirci biraz daha büyüdü, evlendi, barklandı. Ama yerine yeni bir nesil geldi. Bu arada dünya değişiyor, yeni müzik tarzları ortaya çıkıyor. 10 sene önce black metal çok popülerken, şimdi etkisini kaybetti. Metal müzik sürekli şekil değiştiriyor, aynı zamanda başka müziklerle de birleşiyor.

Peki, bunun günümüze yansıması nasıl?

Cenk Ü.: Bugün, maalesef beste değil, cover yapan gruplar sahneye çıkıyor genelde. O da biraz insanların mantalitesiyle ilgili bir şey. Bir bar sahibi daha çok cover yapan bir grubu sahnesinde görmek istiyor. Ancak bu da üretime dezavantaj sağlıyor.

Yeni nesil üretim sıkıntısı mı yaşıyor?

Cenk Ü.: Bestelerini yapan gruplar, şarkılarını dinletebilmek için televizyon gibi uygun mecra bulamıyor. Bir kere açık değil kapılar. Şarkılarını Türkçe yapmak zorundalar, İngilizce de kabul etmiyorlar.

Gökalp: Yaratıcılığı körükleyen şeylerin başında yokluk geliyor. Bir şairin acı çekmesi, bir ressamın kulağını kesmesi, birtakım sıkıntıların yaşanması gerekiyor. Müziğin çok verimli olduğu dönemlere bakarsanız, insanlar bu müziği yapabilmek için çaba sarf ediyor. Bunların hepsi yoklukla ilintili. O zaman, daha bir sahipleniyorsun yaptığına, içindeki alev daha da kuvvetleniyor. Daha fazla mücadele ediyorsun. Ama şuna katılıyorum: Üretimde kısır bir durum var. Sebebi de insanlar bazı şeyler için mücadele etmek zorunda kalmıyorlar.

Şimdiki neslin tuzu kuru mu yani?

Göaklp E.: Müzik dinlemek için, saçlarını uzatmak için, aylarca kaldıkları eve kira bulabilmek için… Bu konularda rahatlar.

90’lara göre daha rahatız tabii…

Gökalp E.: Ki sen 80’leri, 70’leri bir düşün…

Hakan U.: İlgi odakları da dağıldı. Sadece müzik değil, birçok ilgi odağı da var şu anda.

Gökalp E.: Aynen, dikkatleri dağıldı.

Hakan U.: Nereyi takip edeceğini şaşırıyorsun. Bir arayışa giriyorsun, arayışı bulana kadar çok zaman geçmiş…