Sinefillere hitap etmeye çalışıyoruz

Sinefillere hitap etmeye çalışıyoruz
Sinefillere hitap etmeye çalışıyoruz
Haftalık sinema kültürü dergisi Arka Pencere, 200. sayıyı geride bıraktı. Yayın kurulu üyesi Murat Özer ile bu serüveni konuştuk.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Arka Pencere’nin serüveni nasıl başladı? Dergiyi online olarak yayımlama kararı nasıl alındı?
Arka Pencere’nin hazırlık çalışmaları 2009 yazında başladı ve 30 Ekim 2009’da da ilk sayısı yayına verildi. Uzun yıllardır çeşitli yayın organlarında sinema yazarlığı yapan yayın kurulu üyelerinin ortak aşkı olan sinema sanatıydı tetikleyici unsur. Her birimizin mutabık kaldığı Alfred ‘Hitch Amca’ Hitchcock markasıysa, dergiye hem isim babalığı yaptı hem de bütün disiplin başlıklarının müsebbibi oldu. Online yayın kararıysa hem ekonomik nedenlerden hem de ‘özgürlük alanı’ kaygılarından alındı, basılı yayınların (ya da sinema sayfalarının) sınırlı ömürleri de hesaba katılarak.
Derginin beş yayın kurulu üyesi var ama onlarca sinema yazarından da destek alıyor. Bu kolektif üretim nasıl ortaya çıktı?
Arka Pencere’nin yazar havuzunda yer almayı kabul eden 40’ı aşkın sinema yazarı var ve bunların çoğu da SİYAD üyesi. Bu değerli kalemleri bir araya getirmek, belki başka bir yayın organı için son derece zordu ama Arka Pencere’deki özgürlük alanının da etkisiyle bir tür ‘gönüllü yazarlık’ müessesesi kuruldu bu çatı altında. Yayın kurulu üyelerinin her hafta gösterdiği çaba diğer yazarlardan da takdir gördü ve kocaman bir ‘ortak akıl’ ortaya çıktı; kısa zamanda benimsedi yazarlar bu dergiyi ve şablonlara hapsolmayan yayın politikasını. 

Arka Pencere diğer dergilerden kendi sinema gündemini belirliyor. Bu tercihin nedeni neydi?

Gösterime giren bütün filmleri, ‘imzalı eleştiri’ olarak vermek de yayın çizgimizi belirleyen kararlardan biri. Öte yandan, özellikle kapak seçimlerinde ‘standart kaygılar’dan alabildiğine uzakta duruyoruz. Haftanın filmlerinden birini kapağa taşıyabildiğimiz gibi, sinema tarihinin bizi heyecanlandıran eserlerine de açıyoruz kapağımızı. Okur sayısına değil ‘gerçek okur’a sesleniyoruz, olabildiğince sinefillerin ihtiyacına cevap vermeye çalışıyoruz, hem içerikte hem de kapakta.

‘Aşktan da Üstün’ bölümündeki yazılar iki kitapta toplandı. 2011 sinema yıllığı önemli bir kaynaktı, devamı gelecek mi?

‘Aşktan da Üstün’, dergide başyapıtlara ayrılan köşe bildiğiniz gibi. Bu köşeden şimdiye kadar iki kitap çıkardık, ki bunun devamı da gelecek, Kırmızı Kedi Yayınevi’nin de katkılarıyla. Ancak gösterime giren bütün filmlerin eleştirilerini bir araya getiren ‘yıllık’ projesini yalnızca 2011 için yapabildik. Burada da yayınevinin politikaları etkili oldu ve 2012 yıllığını her şeyiyle hazır etmemize karşın devamını getiremedik. 

Başlarken 200. sayıya ulaşacağınızı düşünüyor muydunuz?

Başlangıçta gidebildiğimiz yere kadar gidelim istedik. Özgürce kalem oynatabileceğimiz ‘Arka Pencere’mizi yaşatabilmek için de her hafta ‘deli işi’ne devam ediyoruz. Tatmin olmaksa kaçındığımız bir şey; o noktaya gelirsek heyecanımızı da yitireceğimizi düşünüyoruz. İstikrarı sağlama ve heyecanı ayakta tutma konusunda, hepsi birbirinden değerli yazarlarımızın katkısıysa çok değerli bizim için. Ve tabii, bilinci her daim açık okurlarımızın sadakati...
Arka Pencere, her cuma
www.arkapencere.com adresinde yayımlanıyor.


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    kitap

    ,

    Yayın

    ,

    Kırmızı

    ,

    yazar

    ,

    kedi

    ,

    kapak

    ,

    derece